Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Araştırmalar, çocukluk çağındaki akran dışlanmasından yetişkinlikteki sosyal ilişkilere kadar birçok alanda mizah anlayışının ve kendine gülebilme becerisinin kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, kişinin kendisiyle barışık bir şekilde dalga geçebilmesinin ruh sağlığını koruduğunu ve sosyal bağları güçlendirdiğini vurguluyor.
AKRAN DIŞLANMASI VE ŞAKA KALDIRAMAMA İLİŞKİSİ 1990'larda yapılan psikolojik araştırmalar, akranları tarafından dışlanan çocukların temel olarak iki gruba ayrıldığını gösteriyor: Saldırgan olanlar ile ürkek ve boyun eğenler. Bu iki farklı grubun ortak paydası ise yapılan şakaları iyi niyetli bir mizah yerine doğrudan bir hakaret olarak algılamaları ve şaka kaldıramamaları.
Zorba olanlar bu duruma öfkeyle karşılık verirken, içe kapanık çocuklar incinerek kendilerini soyutluyor. Sosyal açıdan özgüvenli çocuklar ise şakaları önemsemeyip gülüp geçebiliyor. PLATON'DAN GÜNÜMÜZE MİZAHIN FELSEFİ VE BİLİMSEL GELİŞİMİ İnsanın kendine gülebilip gülemeyeceği konusu yüzyıllardır tartışılıyor.
Antik Yunan filozofu Platon, mizahın tamamen başkalarına karşı hissedilen üstünlük duygusundan kaynaklandığını savunurken; 17. yüzyılda Thomas Hobbes, insanların geçmişteki budalalıklarına olgunlaştıktan sonra gülebileceğini öne sürdü. 18. yüzyılda ortaya çıkan Uyumsuzluk Kuramı ise mizahın sosyal normların beklenmedik ihlalinden kaynaklandığını belirtti.