David Reed: Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerine stratejik derinlik kattık
Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu David Reed, iki ülke arasındaki ticaret, savunma, teknoloji ve enerji iş birliğinin geliştiğini söyledi. Reed, Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinde beş turun tamamlandığını ve üçüncü ülke projelerinde Türk ve İngiliz şirketleri arasında güçlü bir tamamlayıcılık bulunduğunu belirtti.
"Türkiye ile ilişkilerimize stratejik derinlik kattık"
Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler son dönemde ticaret, savunma, teknoloji ve enerji gibi farklı alanlarda yeni iş birliği başlıklarıyla ilerliyor. İki ülke arasında nisan ayında imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi’ni, temmuz ayında Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması izlerken, mevcut Serbest Ticaret Anlaşması’nın kapsamının genişletilmesine yönelik müzakereler de devam ediyor.
Bu yıl nisan ayında göreve başlayan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu ve Doğu Avrupa-Orta Asya Ticaret Komiseri David Reed MBE de Türkiye de verdiği ilk video röportajında iki ülke arasındaki ilişkilerin geldiği noktayı stratejik derinlik vurgusuyla değerlendiriyor.
"Türkiye ile ilişkilerimize stratejik derinlik kattık"
Türkiye ve Birleşik Krallık’ın uzun süredir NATO müttefiki olduğunu ve iki ülkenin yakın şekilde çalıştığını belirten Reed, son 5-10 yılda küresel ortamın daha zorlu hale geldiğini ve krizlerin arttığını doğrularken bu tür ortamlarda güvene dayalı ortaklıkların öneminin daha da arttığını belirtti.
Reed, Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerine yönelik şu değerlendirmeyi yaptı: Birleşik Krallık-Türkiye ilişkisinde bence gerçekten ilgi çekici olan şey, birlikte yaptığımız çalışmalara nasıl stratejik bir derinlik kattığımız. Hem nisan ayında imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi hem de Başbakanımız ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ın temmuz ayında imzaladığı Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması son derece önemli.
Reed, iki ülkenin güvenlik ve savunmanın yanı sıra ticaret ve yatırım, bilim ve teknoloji ile enerji alanlarında iş birliği yaptığını belirterek bu alanların birbirini karşılıklı olarak güçlendirdiğini söyledi.
Ekonomi alanında birlikte yaptıklarımız güvenlik hedeflerimize katkıda bulunuyor, güvenlik alanında yaptıklarımız da ekonomiye katkı sağlıyor diyen Reed, bu iş birliğinin iki ülke halkları açısından somut faydalar yarattığını ifade etti.
İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin en önemli gündem maddelerinden biri ise Brexit sonrasında yürürlüğe giren Türkiye-Birleşik Krallık Serbest Ticaret Anlaşması’nın genişletilmesi. Mevcut anlaşma ağırlıklı olarak mal ticaretini kapsarken, devam eden müzakerelerle hizmetler, yatırım ve dijital ticaret gibi alanların da yeni anlaşmaya dahil edilmesi hedefleniyor.
Reed, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin eldeki son verilere göre 28,4 milyar sterlin civarında olduğunu ve yıllık bazda yüzde 4 veya üzerinde artış gösterdiğini belirtti. Ancak mevcut ekonomik yapının artık yalnızca mal ticareti üzerinden değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti.
Hem Türkiye hem de Birleşik Krallık için ekonomilere en büyük katkıyı hizmet sektörünün sağladığını düşünüyorum diyen Reed, modernize edilmiş anlaşmanın Türk ve Birleşik Krallık şirketleri için yeni fırsatlar yaratmasını, ticareti kolaylaştırmasını, bazı engelleri kaldırmasını ve öngörülebilirliği artırmasını beklediklerini söyledi.
Müzakerelerde gelinen noktaya ilişkin de konuşan Reed, beş turun tamamlandığını ve 11 faslın kapatıldığını belirterek altıncı turun yakın zamanda Londra’da gerçekleştirileceğini söyledi.
Kamu alımları, fikri mülkiyet, yatırım ve dijital ticaret gibi konular üzerinde çalışıldığını belirten Reed, anlaşmanın tamamlanmasının ardından esas sürecin şirketlerin ortaya çıkan fırsatlardan yararlanmasıyla başlayacağını kaydetti. Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerde son dönemin öne çıkan başlıklarından biri de savunma sanayii.
Eurofighter Typhoon anlaşmasının yalnızca savaş uçağı tedariki üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Reed, anlaşmanın son yılların en büyük savunma anlaşmalarından biri ve “dönüm noktası niteliğinde” olduğunu söyledi. Reed ayrıca Ancak en başından itibaren kapsamlı olması amaçlanmıştı.
Yani yalnızca uçakların tedarik edilmesi değil; bakım, eğitim, tedarik zincirleri ve teknoloji de bunun bir parçasıydı dedi. Bunun Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki güvene dayalı ilişkinin bir göstergesi olduğunu belirten Reed, zaman içinde bu ortaklığı daha da büyütmek istediklerini söyledi.
Türk şirketlerinin İngiliz şirketleriyle yenilikçi teknolojiler konusunda ortaklıklar kurduğunu belirten Reed’e göre bundan sonraki önemli alanlardan biri de bu iş birliklerini üçüncü ülke pazarlarına taşımak.
Türk Eximbank ile UK Export and Finance (UKEF) arasındaki anlaşmaya dikkat çeken Reed, Türk ve İngiliz şirketlerini bir araya getirebilir, onları finansman yoluyla destekleyebilir ve üçüncü ülkelere ihracat yapmalarına yardımcı olabiliriz dedi. Peki Türk ve İngiliz şirketleri açısından üçüncü ülkelerde en büyük fırsat nerede? Reed in cevabında özellikle Orta Asya, Afrika ve Balkanlar öne çıkıyor.
Türk ve İngiliz şirketlerinin kabiliyetleri arasında “mükemmel bir tamamlayıcılık” bulunduğunu söyleyen Reed, Birleşik Krallık’ın mühendislik, dijital tasarım ve proje yönetiminde; Türkiye’nin ise inşaat ve proje liderliği konusunda güçlü olduğunu belirtti.
Türkiye’nin daha zorlu olarak değerlendirilen bazı pazarlarda güçlü bağlantılara sahip olduğuna da dikkat çeken Reed, bu yeteneklerin UK Export and Finance desteğiyle bir araya getirilmesinin uluslararası ihalelerde güçlü bir teklif oluşturabileceğini söyledi.
Bu modelin farklı ülkelerde örneklerinin bulunduğunu belirten Reed; Ukrayna’da köprü inşası, Sırbistan’da yeni otoyol sistemi ve Irak’ta su altyapısı projelerini örnek gösterdi.