Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Sosyal devlet kavramı, yurttaşlarına asgari bir yaşam standardı sağlamayı, gelir eşitsizliklerini azaltmayı ve eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere herkesin ulaşabilmesini amaçlayan bir anlayışı ifade eder. Anayasasının ikinci maddesinde Türkiye’nin bir sosyal hukuk devleti olduğu belirtilmektedir.
Buna karşın yıllar içinde uygulanan neoliberal ekonomi politikaları ve sosyal güvenlik alanında yapılan değişiklikler, sosyal devlet anlayışının giderek zayıflamasına yol açmıştır. EĞİTİMDEN SAĞLIĞA EŞİTSİZLİK Bu aşınmanın en fazla hissedildiği alanlardan biri eğitimdir. Özel okullara yönelik teşvikler bir yana, kamu okullarında yaşanan sorunlar eğitimde fırsat eşitliği tartışmasını daha da büyütmüştür.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle yüksek gelirli aileler çocukları için daha fazla eğitim olanağı sağlayabilirken dar gelirli ailelerin seçenekleri giderek azalmaktadır. Böylece eğitim, herkes için eşit bir kamu hizmeti olmaktan uzaklaşmakta, ailenin ekonomik durumuna göre farklı olanakların ortaya çıktığı bir alana dönüşmektedir. Sağlık alanında da benzer bir durum söz konusudur.
Şehir hastaneleri modeli ve genel sağlık sigortası uygulamasıyla birlikte sağlık hizmetlerinin finansmanı ve sunumu daha karmaşık bir yapıya dönüşmüştür. Yurttaşlar sağlık hizmetlerinden yararlanırken bazı durumlarda ek ödemelerle karşılaşabilmektedir.