Sefa Yılmaz, İzmir Barosu’nun dört yıllık hak mücadelesini anlattı
Görev süresini tamamlayan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, deprem bölgesindeki çalışmalardan adliyelerdeki konuşma kısıtlamalarına kadar baronun dört yıllık faaliyetlerini değerlendirdi. Yılmaz, avukatların fiziksel ve ekonomik şiddetle karşı karşıya olduğunu belirterek önceki dönem başkanı Özkan Yücel’i de andı.
Dört yıllık görev süresini tamamlayan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz , Cumhuriyet Ege buluşmalarının bu haftaki konuğu oldu. Temsilcimiz Mehmet Şakir Örs ve çalışma arkadaşlarımızla bir araya gelen Yılmaz, deprem felaketinden adliyelerdeki sansür girişimlerine kadar uzanan zorlu hak mücadelesini anlattı. * Dört yıllık görev sürenizin ardından nasıl bir İzmir Barosu devrediyorsunuz?
- 2022 yılında başkan olduktan hemen sonra 2023 Şubat depremi yaşandı. Bölgeye sıklıkla gittik ve şunu gördük; yardım konvoylarına el koyuyorlardı. “Bunu sadece AFAD dağıtacak” diye. Biz oraya İzmir Barosu’nun brandasını açtık ve öyle götürebildik. Bu ülkede her şeye koşan, her şeyi dert edinen sadece barolar kalmış. Yurttaş bile bunu söylüyor. İzmir Barosu 118 yıllık tarihi olan bir baro.
ImageImage
“Çağdaş Avukatlar Grubu; daha yaşanır ve demokratik bir dünya için emek veren büyüklerimiz tarafından, sosyal adalete ve laik hukuk devletine inanan hak temelli bir grup olarak kuruldu. Biz bu hak temelli mücadelemizden hiç vazgeçmedik. 1800’den fazla meslek içi eğitim yaptık. Üniversitelerle öğrenci stajları için protokoller imzaladık.
Azerbaycan, Fransa ve Yunanistan’daki meslektaşlarımızla çok yakın iletişim kurduk. Kapalı bir kutu olmaktan çıkıp, bu ülkedeki hak ihlallerini Avrupa Konseyi dahil uluslararası platformlarda görünür kıldık. Bizden sonra göreve gelecek arkadaşlara da biz bu bilgi aktarımını yapıyoruz zaten. Bizim başkan adayımız dört yıldır birlikte çalıştığım Emre Öktem. Son iki yılda başkan yardımcısıydı. Konulara çok hâkim.
Baro yönetimi ve hukuk bir hafızadır. Ben Özkan Yücel’den aldığım hafızayı kendi yönetim anlayışımla bugüne getirdim. Gelecek arkadaş da bu anlayışı elbette bir yerlere kadar götürecek. ‘AVUKAT CİNAYETLERİ DE POLİTİKTİR’ * Avukatlara karşı hem fiziki hem de ekonomik şiddet var. Vergi oranları ve vekillere gönderdiğiniz mektuplar üzerinden Ankara ile temaslarınız nasıl sonuçlandı?
- Şiddetin her türlüsünü yaşıyor bu vatandaşlar, avukatlar da bu ülkede yaşıyor. Cezasızlık politikaları ve cezasızlık politikasının temelinde de siyasal bakış açısı... Yani kadın cinayetleri politiktir diyoruz, avukat cinayetleri de politiktir aslında. Avrupa Konseyi tarafından imzaya açılan avukatların korunmasına dair bir konvansiyon var. Hazırlayıcıları arasında Türkiye de var ama imzalamadı hâlâ.
Çünkü avukatlar hakkında bayağı ciddi bir koruma alanı oluşturacak. Son 20 yılda 500’e yakın avukat saldırıya uğradı ve 300’den fazlası da ölümlü vakalar var. Ama Avukatlık Kanunu’nun 57. maddesi var. “Avukatlara karşı işlenen suçlar hakim ve savcılara karşı işlenmiş gibi değerlendirilir” der.
Kürsüde “Sen ne diyorsun” dediğinde tutuklar ama sizi dışarıda, içeride adliyenin içinde şiddete maruz bırakırlar ama o insanlar serbest kalır. Hepsi cezasızlık politikasından kaynaklanıyor. Ekonomik şiddetten de en çok etkilenen meslek belki avukatlık mesleği. İntihar vakaları ya da rahatsızlıklar artıyor. Çünkü bu ülkede yaşıyoruz, biz de bu ülkenin insanlarıyız. Ankara’ya, Adalet Bakanlığına gittik.
“KDV oranlarını indirin” diyecektik. O akşam cumhurbaşkanı kararnamesiyle bize yüzde 8 olan vergiyi 10’a, 18’i 20’ye çıkardılar! Ben de bakana, “Bize bunu tebliğ etmek için mi çağırdınız?” dedim. 124 tane hukukçu milletvekili var Meclis’te. Gönderdiğimiz mektuplardan, maillerden, grup başkanvekilleriyle yaptığımız görüşmelerden hiçbir sonuç alamıyoruz.
Sanki duvara konuşuyorsunuz, bir lastik topu atarsınız size geri döner değil mi? O bile yok! Mehmet Şakir Örs ve Sefa Yılmaz * Hak ihlallerine ses çıkarırken adliyelerde ve alanlarda da engellemelerle karşılaştınız. Dört yılda neler yaşadınız? Adli yıl açılış törenini iki yıldır konuşmasız yapıyorlar. Daha önceki dönemlerde başsavcı, komisyon başkanı ve ben konuşurdum.
2024’te ben konuşmayayım diye kendileri de konuşmadı. 2025’te de bunu yaptılar ama ben çıktım kapının önünde “Beni dinlediğinizi biliyorum. İçeride konuşturmuyorsunuz ama burada konuşuyoruz” dedim. Avukattan korkan, adaletten korkan, farklı düşünen insandan korkan, kadının sosyal yaşamına müdahale eden yani doğayı savunan insanlardan korkan bir anlayış var. Korkmayın diyorum, korkacak bir şey yok. Ya da çok korkun...
Önceki yönetim kurulu, şimdiki yönetim kurulu ve başkanlarla birlikte yaklaşık 19 kişi ağır cezada yargılandık. Anayasa Mahkemesi kararını uyguladık diye yargılandık. ‘ÖZKAN ZEYTİN AĞACI GİBİ’ * Özkan Yücel’i kaybettik... Onunla ilgili neler söylemek istersiniz? - Özkan Yücel’in yeri inan ki dolmaz. Çok önemli bir değerdi. Sadece İzmir için değil, hak mücadelesi veren herkes açısından önemli bir insandı.
Herkes için koşturan, emek veren ve bunu karşılıksız yapardı... Özkan’la ücret konuşulmazdı. Ne zaman insanlar için, çocuklar için, doğa için ne söylemesi gerekiyorsa en yüksek sesle söyleyebilme cesaretini gösteren bir adamdı. Tek başına da mücadele ederdi o ama yapmadığı tek şey, kendisi için hiçbir şey yapmadı. Keşke kendisi için bir şeyler yapsaydı, bu kadar erken kaybetmezdik.
Özkan’ın adını yaşatmak için binamızın adını “Özkan Yücel İzmir Barosu Hizmet Binası” olarak düzenledik. Barobahçe’nin olduğu alanda, çocuk parkıyla beraber Özkan Yücel alanı oluşturmayı düşünüyoruz. Adına sempozyum, toplantı, konferans düzenleyeceğiz. Ona atfettiğimiz bir armağan kitabımız olacak. Unutulmaması gereken bir insan. Benim yol arkadaşım, 35 yıllık dostum. Onu bir zeytin ağacı gibi düşünmek gerekir.
Kesersiniz ama kökleri çok derinlerdedir, bir gün uzantıları çıkar. Özkan’ın yetiştirdiği, emek verdiği birçok insan var.