Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Ortak Gelecekte Biriz İletişim Kampanyası"nın lansman programının açılışında yaptığı konuşmada, lansman kapsamında Türkiye'nin birçok yerinde gerçekleştirilecek çalışmaların Terörsüz Türkiye hedefine güçlü destek olması temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'a böylesine önemli bir projeyi ortaya koyduğu için şükranlarını dile getiren Kurtulmuş, sürecin milletin kahir ekseriyetinin desteğiyle devam edeceğini belirtti.
Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" hedefinin mümkün olduğu kadar açık, şeffaf, iyi bir şekilde anlatılmasının sürecin sağlıklı işlemesi için fevkalade önemli olduğunu söyledi.
"Ortak Gelecekte Biriz" mottosunun lansman için belirlenmesinin önemine dikkati çeken Kurtulmuş, "Türkler, Kürtler, Araplar, diğer etnik unsurlar, hepimiz asırlardır bu ülkede birlikte, beraberce yaşıyoruz. Diğer çatışma çözümlerinde göründüğü gibi burada herhangi bir şekilde dini ya da mezhebi anlamda çatışmaların olduğu bir süreçten geçip gelmedik. Türkler ve Kürtler, yan yana asırlardır beraber yaşamış olan bir millettir. Aynı toprağın, aynı medeniyetin, aynı geleneğin, aynı göreneğin insanlarıyız." ifadelerini kullandı.
Sultan Alparslan'ın, Kılıçarslan'ın çocuklarıyla Selahaddin Eyyubi'nin çocuklarını birbirinden ayırt etmenin hiçbir kriterle mümkün olmayacağını vurgulayan Kurtulmuş, "Bu kadar büyük kültürel birliğe, beraberliğe sahip olan milletimizin bundan sonra da aynı şekilde ortak gelecekte de bir ve beraber olarak yoluna devam etmesi herhalde en temel hedeflerimizden birisi olmalıdır." dedi.
Kurtulmuş, Türklerin ve Kürtlerin kanaat önderlerinin asırlar boyunca fikirlere rehberlik ettiğini dile getirerek, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin, Yunus Emre'nin, Hacı Bektaş Veli'nin öğretisiyle Ahmed-i Hani'nin, Molla Cezeri'nin, İdris-i Bitlisi'nin öğretisi arasında bir farklılığın ortaya konulamayacağını vurguladı.
Bir asrı aşkın süredir bu coğrafyayı yeniden şekillendirmek isteyen emperyal projelere dikkati çeken Kurtulmuş, "Cetvellerle, Sykes-Picot ile çizdikleri sınırların içerisinde bu ülkelerin insanlarını hapsetmek istemişler, birbirlerinden ayırt etmeye çalışmışlardır. Hatta öyle ki aynı aşiretin mensuplarının bir kısmı Suruç'ta kalmış, diğer kısmı Kobani'de kalmıştır. Dolayısıyla şimdi bu ayrışmayı ortadan kaldıran iradeyi Türkiye ortaya koyuyor." diye konuştu.
Cumhuriyet'in birinci asrının en önemli, en zor, en yakıcı sorununun terör meselesi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şimdi bu en ağır sorunu ortadan kaldırmak için "Terörsüz Türkiye" hedefiyle başlatılan süreci başarıyla sürdürdüklerini, başarıyla da sonlandıracaklarını belirtti.
Kurtulmuş, "Nasıl terör Türkiye'nin ilk asrının en önemli sorunu ise Terörsüz Türkiye de hiç mübalağasız söylüyorum, Türkiye'nin ilk asrının en büyük projesidir. İnşallah bunu gerçekleştireceğiz, sonuç alacağız ve artık terör bütün unsurlarıyla, bütün etkileriyle Türkiye'nin gündeminden kalkacaktır." dedi.
PKK terörünün bitirilmesiyle ilgili geçmiş dönemlerde çok teşebbüste bulunulduğunu, ülkeyi yönetenlerin o dönemde ciddi şekilde ellerini taşının altına koyduğunu ama sonuç alamadıklarını anımsatan Kurtulmuş, "Ülkenin siyasi liderleri bu sorunu çözmek istemesine rağmen eski Türkiye'nin bazı derin unsurları sorunun çözülmesini istemediği için, daha açık konuşayım, terör ve savaş baronları bu sorunun devam etmesini istediği için ne yazık ki bu sonuç elde edilememişti." şeklinde konuştu.
"Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamındaki çalışmalarda atılan başarılı ve sonuç alıcı adımlara işaret eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Devlet aklıyla millet vicdanının yan yana gelmiş olması bunlardan birincisidir. Bazen devlet ister, millet istemez. Bazen milletin vicdanı, aklı ister, devletin bazı unsurları istemez. Türkiye’de terörle mücadele tarihimizde ilk sefer devlet aklıyla millet vicdanı örtüşmüş, üst üste gelmiş ve aynı istikamete, aynı hedefe yürümüştür. Bunun fevkalade önemli olduğunu, eğer devlet aklıyla millet vicdanı bir araya gelmeseydi, bu atılan adımların başarıyla atılmasının da çok mümkün olmadığını bir kez daha hatırlatmak isterim.
İkinci önemli mesele, tam da bu süreçte örgüt silahsızlanmayı, silahları bırakmayı ve örgütsel faaliyetlerini feshetmeyi açık bir şekilde murat etmiş ve bunu defaatle beyanlarıyla ortaya koymuş. Dolayısıyla şimdiye kadarki süreçte de örgütün ilk kez, 'artık silahlı bir mücadelenin anlamı kalmadığı, örgüte kaynaklık eden ideolojinin, reel sosyalizmin artık geçerliliğini kaybettiği' konusunu kamuoyunun önünde açıkça tartışmaktan imtina etmemiştir. Örgütün, özellikle İmralı'nın bu konudaki açık tavırları sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için de önemli adımlardan birisi olmuştur. Dolayısıyla bütün şartlar bir araya gelse, eğer örgüt silah bırakmayı kabul etmeseydi, hiç şüphesiz bu adımların hiçbirisi atılamazdı. Terörsüz Türkiye'den de bahsedilemezdi."
Süreçte olumlu sonuçlar alınmasındaki bir diğer önemli meselenin de küresel ve bölgesel çatışmaların, gerilimlerin, savaşların ortaya çıkardığı yeni politik zemin olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Bölgede bir tarafta Amerika-İran, İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş, bir tarafta İsrail'in üç yılı aşkın bir süredir Gazze'de ve Batı Şeria'da sürdürdüğü insanlık dışı suçlar, bölgeyi tam manasıyla kırılgan bir hale getiriyor. Bu coğrafyada, coğrafyanın temel özelliklerinden birisi bölgesel güvensizlik haline gelmiştir. İşte Türkiye tam da böyle bir ortamda elindeki imkanların tamamını seferber ederek iç kalesini tahkim etmek, milletin arasına sokulmak istenen fitneleri ilanihaye ortadan kaldırmak için çok ciddi bir kararlılıkla yola çıkmış ve Cumhurbaşkanımızın bundan iki sene evvel Ahlat'ta dile getirmiş olduğu 'iç kalenin tahkimi' süreci fevkalade önemli bir proje olarak ortaya konulmuştur." diye konuştu.
"Ayrıca, bu süre içerisinde İsrail'in saldırgan politikalarının artık bölgedeki bütün ülkeleri hedef alır hale gelmesi de Türkiye'nin gözünü sonuna kadar açmıştır. İsrail’in bu üç sene içerisinde uğraştığı tek yer sadece Filistin değildir. Filistin halkına karşı zulmü ve soykırımı devam ettiriyor. Ama aynı şekilde bölgedeki hemen hemen bütün ülkelere karşı silahlı bir saldırının içerisinde olmuştur. Ürdün'ü, Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Yemen'i vurmuştur, Katar'ı dahi vurmuştur. Katar'ı vurarak da bütün bölge ülkelerine 'Ne kadar 100 milyar dolar verirseniz verin, güvenlik satın alamazsınız.' diye de açık bir mesaj vermiştir. Ayrıca Katar'ı vurduğunda ABD'ye, 'Sen bu Körfez'dekilerin paralarının hepsini alsan bile ben istemezsem bunların güvenliğini sağlayamazsın.' mesajını vermiştir. İşte tam böyle bir dönemde Türkiye, bu kadar güvensiz hale getirilen bölgede güvenin ana unsuru olmak mecburiyetindedir. Onun için önce iç kalemizi tahkim etme iradesi her zaman olduğundan çok daha kuvvetli bir şekilde ortaya çıkmıştır."
Bölgedeki siyasi gelişmelerin "Terörsüz Türkiye" sürecinde ülkenin elini rahatlattığını vurgulayan Kurtulmuş, terör örgütü PYD/YPG'nin Suriye yeni yönetimine süratle entegrasyonunun gerçekleşmiş olmasının, sürecin başarıyla yürütülebilmesi için önemli bir imkanı, fırsatı oluşturduğunu söyledi.
Irak'ta Mahmur, Sincar bölgesindeki terör örgütleri PYD/PKK, KCK unsurlarının silah bırakma çalışmalarının başladığını ve hızlı bir şekilde devam ettiğini dile getiren Kurtulmuş, Suriye ve Irak'taki gelişmelerin Türkiye'nin elini ciddi şekilde kuvvetlendirdiğini ifade etti.
Kurtulmuş, Türkiye'nin bu süreçte elini rahatlatan bir diğer meselenin de Türkiye siyasetinin konuya gösterdiği yakın ilgi ile Meclis'teki bir parti hariç bütün siyasi partilerin bu sürece destek vermesi olduğunu dile getirdi.
Kaynak: TRT Haber Gündem