ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. Billur Saatçi’den bilinçli tüketim çağrısı: “Daha az ve öz almak”
Gündem

Billur Saatçi’den bilinçli tüketim çağrısı: “Daha az ve öz almak”

Moda ve yaşam tarzı içerikleri üreten Billur Saatçi, alışveriş alışkanlıklarının zamanla değiştiğini ve uzun süre kullanılacak parçalara yöneldiğini anlattı. Saatçi, markaların sürdürülebilirlik iddialarını yalnızca planlarla değil, üretim süreçlerinde ve sonuçlarda gerçekleşen değişimlerle görünür kılması gerektiğini vurguladı.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 30 Eylül 2026 04:00·Güncelleme: 30 Eylül 2026 04:10·5 dk okumaBu haber 846 kez okundu
Moda bloglarının öncü isminden sürdürülebilirlik mesajı: 'Her şeyi sıfır almak zorunda değiliz'
Moda bloglarının öncü isminden sürdürülebilirlik mesajı: 'Her şeyi sıfır almak zorunda değiliz'
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Türkiye’de moda bloglarının erken dönem isimlerinden, Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu Billur Saatçi, 2009’da Offnegiysem. com ile dijital moda dünyasına adım attı ve blogunu zamanla tam zamanlı bir işe dönüştürdü. Bugün moda ve yaşam tarzı içerikleri üretmeye devam eden Saatçi ile değişen alışveriş alışkanlıklarını ve modayla kurduğu ilişkiyi konuştuk.

Bilinçli tüketimden yavaş modaya, ikinci elden ebeveynlikte döngüsel tüketime uzanan sohbetimizde markaların sürdürülebilirlik söylemlerini ve COP31 yaklaşırken moda sektöründe nasıl bir değişim görmek istediğini de ele aldık. - Uzun yıllardır moda dünyasının içindesiniz. Bu süreçte modaya ve alışverişe bakışınız nasıl değişti?

Modaya olan ilgim aslında pek değişmedi; çünkü giyinmeyi ve kendimi stilimle ifade etmeyi hâlâ çok seviyorum. Değişen şey, artık eskisi kadar alışveriş yapmamam. Bir şey alıyorsam bir süre sonra kenara koyacağım bir şeyden ziyade, benimle uzun süre devam edecek ve tekrar tekrar kullanacağım bir parça olmasına dikkat ediyorum.

Bu bazen, bir ara sokaktaki küçücük bir dükkânda karşıma çıkan bir parça da olabiliyor, indirimde bir köşede kalmış iyi bir tasarım da. Bir parçanın marka etiketinden çok; kumaşı, dikişi, kalitesi ve özgünlüğü benim için her zaman önemli olmuştur. Lüks markalara da hızlı moda zincirlerine de hiçbir zaman özel bir bağlılığım olmadı. Sanırım hep ikisinin arasında, biraz daha kendime ait bir yerde durdum.

Herkesin o dönem peşinden koştuğu bir parça yerine, biraz daha özgün olan şeyleri hep tercih ettim. AZ VE ÖZ BİR GARDIROP - Moda ve sosyal medya sürekli yeniyi görmeye ve istemeye teşvik ediyor. Bir içerik üreticisi olarak bu hızlı döngüyle bilinçli tüketim arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Aslında bu hep var olan bir şeydi.

Modayı eskiden dergilerden takip ederdik, blog sayfalarından ilham alırdık, şimdi sosyal medyadan takip ediyoruz. Fark şu ki artık çok daha fazlasını, çok daha hızlı görüyoruz ve çok daha hızlı ulaşıyoruz. Sokağa çıkıp karşılaşacağımız ürün sayısından binlerce fazlası her gün önümüze geliyor. Benim için önemli olan, o hızlı akışın içinde gerçekten bana ait olacak, uzun süre kullanacağım şeyleri ayıklayabilmek.

Hâlâ 10-15 yıl önce aldığım bir şeyi giydiğimde “Nereden?” diye sorulmasının beni gülümseten bir yanı var. Çünkü ben o parçayı defalarca giymiş, hatta sosyal medyada defalarca paylaşmış olsam da her giydiğimde beni hâlâ mutlu ediyor, karşı tarafın da ilgisini yeniden çekebiliyor. Aynı elbiseyi Mardin’de başka, İstanbul’da başka, Dubai’de bambaşka bir ruh haliyle giyebiliyorum. Bence stilin güzel tarafı da bu.

Yeni olanın her zaman kıyafetin kendisi olması gerekmiyor. Bazen bulunduğun yer, ruh halin ve onu o gün nasıl yorumladığın aynı parçayı yeniden yeni yapıyor. - Sürdürülebilir moda dendiğinde çoğu zaman daha sürdürülebilir ürünler satın almak konuşuluyor. Sizce bilinçli alışveriş yalnızca ne aldığımızla mı ne kadar aldığımızla da mı ilgili? Sürdürülebilirlik son yıllarda çok kullanılan, trend haline gelen bir kelime.

Geri dönüştürülmüş kumaşlar, akıllı materyaller, doğaya daha az zarar veren üretim biçimleri elbette çok değerli. Ama benim için sürdürülebilirliğin en bildiğim, en basit karşılığı aslında bir kıyafetin “evladiyelik” olması. Benim için bilinçli alışveriş biraz da daha az ve öz almak demek.

Bir hızlı tüketim markasından beş parça almak yerine, daha özgün, kaliteli bir markadan gerçekten uzun süre kullanacağım tek bir parça almayı hep tercih ettim. Bir ürünü yıllarca kullanabilmek bence sürdürülebilirliğin en gerçek taraflarından biri. Kullanmadığım parçaların başka birinin gardırobunda yaşamaya devam etmesinin de bu döngünün çok önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.

Çünkü bir kıyafetin ömrünü uzatan şey sadece nasıl üretildiği değil, bizim onu ne kadar bilinçli seçtiğimiz ve ne kadar uzun yaşattığımız da aynı zamanda. Vaatten fazlası gerek - Yavaş moda anlayışının sizin gardırobunuzdaki karşılığı nedir? İkinci el, onarım, yeniden kullanım ya da uzun yıllar sakladığınız parçalar yaşamınızda nasıl bir yer tutuyor? Yavaş moda benim için sonradan öğrendiğim bir kavram değil aslında.

Kendimi bildim bileli, farkında olmadan kıyafetlerle böyle bir ilişkim var. Çocukken kuzenlerimin artık onlara küçük gelen kıyafetlerini giymek anneannemin, annemin kıyafetlerini giymek benim için hep çok değerliydi. Bugün de mesela sandık eskilerinde aynı heyecanı duyuyorum.

Türkiye’nin bir köyünden ya da bambaşka bir coğrafyadan çıkmış, 30-40 yıl önce birinin giymiş olduğu, sonra onarılmış bir parçayı bugün üzerime geçirmek bana hâlâ çok özel geliyor. Ben onları “eski bir şey” gibi görmüyorum. Tam tersine, yeniden hayat bulan parçalar gibi görüyorum. Belki 40 yıl önce başka birinin üzerinde bambaşka bir hayatı vardı; bugün ben kendi ruh halimle, kendi stilimle onu yeniden yorumluyorum.

Ve bunu benim için eşsiz ve daha değerli kılan şey de biricik olması. Bu özgünlüğü çok seviyorum. - Moda sektöründe sürdürülebilirlik artık markaların iletişiminde sıkça karşımıza çıkıyor. Bir tüketici olarak sürdürülebilir bir yaklaşımı “yeşil” bir pazarlama söyleminden nasıl ayırıyorsunuz? Burada benim için en önemli şey süreklilik.

Bir markanın bir sezon birkaç ürün çıkarıp üzerine “sürdürülebilir” yazması tek başına yeterli değil. Sonraki sezon ne yaptığına, üretim biçiminde gerçekten bir değişiklik olup olmadığına bakmak gerekiyor. Mesela bugün birçok marka eski kıyafetleri topluyor ve biz de bu kampanyalara katılıyoruz. Ama sonrasında ne olduğunu çoğu zaman bilmiyoruz.

Kaç ton kıyafet toplandı, bunların ne kadarı yeniden kullanıldı ne kadarı başka bir ürüne ya da hammaddeye dönüştü? Ben bunun sonucunu gidip bir ekonomi sayfasında ya da markanın yılsonu sürdürülebilirlik raporunda aramak zorunda kalmamalıyım. Marka o kampanyayı mağazasında, vitrininde ya da sosyal medyasında bana nasıl anlatıyorsa sonucunu da aynı görünürlükle anlatmalı diye düşünüyorum.

Bence sürdürülebilirlik iletişiminde önemli olan sadece ne yapmayı planladığını değil ne yaptığını ve sonucunda ne değiştiğini de göstermek. - Bu söyleşi serisinde tüm konuklarıma yönelttiğim bir soruyla bitirelim: Bir bitki olsaydınız hangisi olurdunuz, neden? İlk aklıma gelen aşk merdiveni oldu. Çok düşünülmüş, sembolik bir cevabı da yok aslında; bana çocukluğumu hatırlatıyor ve gördüğüm anda gülümsetiyor.

Bir sürü dalı var, her tarafa uzanıyor; bir yandan çok dağınık salkım saçak gözüküyor, bir yandan her bir dalı ne kadar zarif birbirini içinde uyumlu ve bütün halinde ne kadar gösterişli.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

04:30

Girne’de batan feribotta iki kişinin kimliği belirlendi, ölü sayısı 18’e çıktı

04:30

30 Eylül 2026 AFAD ve Kandilli son depremler listesi

04:25

MGK, Terörsüz Türkiye süreci gündemiyle Erdoğan başkanlığında toplanıyor

04:00

Çevre gündeminde iklim çözümleri, kirlilik ve koruma çalışmaları öne çıktı

04:00

Vikipedi’de bilgiyi doğrulayan gönüllülerin yükü artıyor

04:00

Mehmet Özdağ: Bütçe açığının kaynağı faiz, çözüm enerji verimliliği

04:00

Ekrem İmamoğlu’ndan fon soruşturmasında iktidara sert eleştiri

4 kuzenin ölümüne neden oldu: 'Bu bir kaza, kimse böyle bir şey olsun istemez, ben de istemedim'Gündem29 Eyl 21:06

Melis Kuş’un 4 kişinin öldüğü kazadaki davasında tahliye talebi reddedildi

Mersin’de cipin refüjde bekleyen yayalara çarpması sonucu 4 kuzenin yaşamını yitirdiği davanın ikinci duruşması görüldü. Mahkeme, sanık Melis Kuş’un tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
'Casusluk davası' görüldüGündem29 Eyl 22:05

Ekrem İmamoğlu ve üç sanığın casusluk davasında beşinci duruşma görüldü

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın da yargılandığı davada mahkeme, MİT Başkanlığına yazılan müzekkerelerin akıbetinin sorulmasına ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini değerlendirdi.
Doğanın insana sunduğu bereketin sihirli ikilisi: Tohum ve gübreGündem30 Eyl 04:00

Doğal gübreleme ve ata tohumları sürdürülebilir tarım için öne çıkıyor

Kontrolsüz kimyasal gübreleme ve tek tip tarım, Türkiye’de toprakların organik madde miktarını azaltırken pH dengesini bozuyor. Uzmanlar ve üreticiler, kompost ve yeşil gübreleme gibi doğal yöntemlerle birlikte yerel tohumların korunmasının tarımsal çeşitlilik, toprak sağlığı ve sürdürülebilir üretim açısından önemine dikkat çekiyor.
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziYayın İlkeleri

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaYayın İlkeleri