İYİ Parti’li Erhan Usta tepkisinin parti tabanında destek bulduğunu söyledi: Milletimizin sesi oldum
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Erhan Usta, Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede, Türkiye’yi sarsan fon soruşturmasında AKP içinde büyük menfaat çatışmaları yaşandığını belirtti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın fonların arkasında durarak vatandaşı yanılttığını ve aklanacağı tek yerin Yüce Divan olduğunu vurguladı; ayrıca SPK’daki eski döneme, fon vurgununun ekonomik maliyetine ve Mart 2028’de olası bir seçime dikkat çekti.
İYİ Parti’li Erhan Usta tepkisinin parti tabanında destek bulduğunu söyledi: Milletimizin sesi oldum
Haber detayı
Haberin ayrıntıları
AKP içinde bu kez çok net çatışıyorlar. Çünkü menfaat ilişkisi var. Çatışmanın en büyük nedeni “Böyle bir kazanç elde ettiniz, bizim haberimiz yok. Beraber yapsak tamam ama sen para kazanacaksın, vebalini neden ben üstleneceğim”. Yani fon vurgunundan para sağlayamayanlar sorumluluğa ortak olmak istemiyor. Benim, partimin toplumdaki itibarını zedeleyecek bir hareketim yok.
Tam tersi benim tutumum tabanımızda çok ciddi bir karşılık buldu. İnsanlar tutumumu benimsedi. Çünkü milletimiz zaten bu tepkiyi göstermişti. Ben onların sesi oldum. Dolayısıyla ihraç gibi bir süreç olacağını sanmıyorum. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Erhan Usta Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.
Image
- İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, Devlet Bahçeli'nin koluna girdiği görüntüler üzerine yaptığınız “Bunu kabul etmiyorum” paylaşımının ardından, Dervişoğlu sizin sözlerinizi tevil etmenizi istedi. Siz ise bunun fiziki bir zorunluluk değil, siyasi bir tercih olduğunu söyleyerek geri adım atmadınız. Bu açıklamaların ardından Dervişoğlu ile görüştünüz mü?
İkinci paylaşımımı yapmadan önce kendisiyle telefonda görüştüm. Konuyu ifade ettim, ikinci paylaşımımı yaptım. Paylaşımımda belirttiğim, yazdığım hemen her şeyi kendisine telefonda da söyledim. “Benim düşüncelerim bu şekilde” dedim. - Tepkiniz yalnızca Anıtkabir’de ortaya çıkan görüntülere mi yoksa daha derin bir rahatsızlığa mı dayanıyor?
Elbette fikirlerimizin farklılaştığı yerler oldu ama ilişkilerimizde herhangi bir sorun yoktu öncesinde. - Genel başkanla aranızdaki bu görüş ayrılığı partide nasıl bir sonuca yol açacak, İYİ Parti'de kalacağınızı belirttiniz ancak bu olay nedeniyle hakkınızda disiplin veya ihraç süreci başlatılırsa nasıl bir yol izleyeceksiniz? Bu konuyla ilgili ilave edeceğim bir şey yok, ben söyleyeceklerimi zaten ifade ettim.
İhraç gibi bir süreç olacağını sanmıyorum. Dolayısıyla böyle bir süreçle karşılaşacağımı asla düşünmüyorum.
‘ŞİMŞEK’TEN SONRA PAÇALARI TUTUŞTU’ - Bakan Mehmet Şimşek’in 2025’te yaptığı fon uyarısından sonra, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve fon kurulunun başındaki Cevdet Yılmaz’ın fonların yatırım değerinin arttığını, spekülasyonların gerçek olmadığını söylediği ve büyük tartışma yaratan finans zirvesini siz nasıl yorumluyorsunuz? Finans sektöründeki kurumlar Mehmet Şimşek’e bağlı.
Bizim anladığımız Şimşek’in açıklamalarından sonra bazılarının paçaları tutuştu ve Şimşek’in uyarısını etkisiz hale getirecek aksiyonlara girildi. Bu kişi de çok net Cevdet Yılmaz. 2025’ten önceki finans zirvesinin ilk dördünde Mehmet Şimşek konuşuyor, Yılmaz zirveye dahi katılmıyor. Neden durup dururken Yılmaz sorumluluk alanı olmayan finans zirvesine gidiyor?
Orada konuşması gereken kişi daha önceki yıllarda olduğu gibi Mehmet Şimşek ki Şimşek o tarihte yurt dışında da değil. - Davet edilmemiş olabilir mi? O kadar nezaketsizlik olacağını sanmam.
Ama burada ilginç olan Şimşek’in “Sermaye piyasalarında manipülasyon var, bunun üzerine kayıtdışılığın üzerine gittiğimizden daha sert gideceğiz” diye net bir politika ortaya koyduğu dönemden beş hafta sonra Yılmaz’ın “Fonlarla ilgili sorun yok” anlamında ifadeler kullanması. Zaten aynı zirvede Emre Tezmen de var, hatta Yılmaz’dan sonra konuşma yapıyor.
- Yılmaz’ın, konuşmasının bağlamından koparıldığı yönündeki açıklamasını yeterli bulmadınız mı? Yılmaz kendisini “Ben vergi istismarına karşı düzenlemeden bahsettim” diyerek savunuyor. Ama vergiden hiç söz etmediği gibi 56 dakikalık konuşmasında Şimşek’in söylediklerini yalanlıyor, manipülasyonla ilgili iması dahi yok.
Şimşek’in konuşmasından sonra frene basan fon vurguncusu sahtekarlar, Yılmaz’dan sonra gaza basıyor. Yılmaz’ın o günkü konuşması, bugün mağdur olan vatandaşlara da güven veriyor. Yakın zamanda iki çocuğunu okutan bir vatandaş malum şirketlerin kağıtlarından aldığını Şimşek’in uyarısından sonra sattığını ama Cevdet Yılmaz konuştuktan sonra sattığı kağıdı daha yüksek parayla geri aldığını anlattı.
Vatandaş Yılmaz’a inandı. ‘AKLANACAĞI TEK YER YÜCE DİVAN’ - Siz bütçe görüşmelerinde Yılmaz’ı istifaya çağırdınız... İstifa etmeli, çünkü cumhurbaşkanı yardımcısı sıfatı ile fonların arkasında durdu. Bu işin millete de devlete de zararı olacak. Bu nedenle yargılanmalı. Cevdet Yılmaz kendisine adaletsizlik yapıldığını düşünüyorsa adaleti Yüce Divan’da aramalı.
Yılmaz’ın yaptığı açıklamanın altındaki yorumlara bakın, vatandaş Yılmaz’a “Ben seni devlet bildim, o yüzden fonlara girdim. Sen beni kandırdın” diyor. Cevdet Yılmaz, cumhurbaşkanı yardımcısı sıfatıyla, devletin imkanlarını kullanarak vatandaşı yanılttı. Bu nedenle kendisinin aklanacağı tek yer Yüce Divan’dır.
- Fon soruşturmasında tutuklananların “önemli isim/devlet büyüğü” diyerek birilerini işaret ettikleri yönündeki iddialar da çok dile getiriliyor. Kim bu devlet büyükleri? Hangi devlet büyüğü onu bilmem ama Cevdet Yılmaz ortaya devletin itibarını koydu, cumhurbaşkanı yardımcısı olduğu için herkes ondan güç ve cesaret aldı ki bununla da bitmiyor.
Cevdet Yılmaz Pusulacılarla, Teracılarla, Altınbaşlarla açılışlar yaptı, en tartışmalı isimlerin tümünü devlet protokolüne aldı, onlarla fotoğraf verdi. KRİTİK İSİM: ERDİN ÖZEL - Sizde başka bir isim var mı? Cevdet Yılmaz konusunu ben çözdüm. Yılmaz bu işin içinde. Onun dışında bende özel bir isim yok ama Erdin Özel (eksi Tera Portföy Başkanı) çok kritik, onun üzerinde durulmalı.
Çok kuvvetli bir isimle kan bağı olduğu söyleniyor. - Kiminle? Kiminle olduğuyla ilgili bir şey diyemem. Ben iş ilk patladığında soru önergesi vererek isimlerin açıklanmasını istedim. İsimlerin açıklanmaması “lekelenmeme hakkı” veya “masumiyet karinesi” diye savunulamaz. Bu ifadeler AKP’nin ağzına yakışmıyor.
Suçlu mu değil mi belli olmadan milleti şafakta alıp götürdüklerinde, çekilen görüntüler servis edildiğinde “lekelenmeme hakkı” demeyen AKP’liler, kendi adamları sobelenince “masumiyet karinesi” diyor. Milleti dolandıranların isimleri tek tek ifşa edilmeli.