İmamoğlu davasında 87. duruşma
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 87. duruşmasında, bazı tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 87. duruşmasında, bazı tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuksuz sanık avukat Süleyman Atik savunma yaptı. 2010 yılından beri ticaretle uğraştığını belirten Atik, Turizm ve restoran işletmeciliği yapmaktayım. 2015 yılıyla beraber danışmanlık işini de beraberinde yürütmekteyim.
Özellikle Boğaziçi öngörünüm ve eski eser yapılarla alakalı uzmanlık alanım bulunmaktadır. 2015 ten beri bu konuda danışmanlık yapmaktayım. dedi. Sanık Atik, iddianameye konu eylemlerle ilgili savunmasını yaparak, savcılıkta verdiği ifadeleri tekrar ettiğini söyledi. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan ın iddianamedeki eylem 55 i sorması üzerine Atik, şu savunmayı yaptı: O dönem C***** Otel diye benim aklımda kalmış.
Fatih Bey i bir gün ziyaret ettiğimde burayla alakalı bilgiler sordu. İlk yıllar özellikle, yani 2020-2021 yıllarında Fatih Bey i ziyarete gittiğimde veya beni davet ettiğinde bölgeyle alakalı bazı sorular sorardı. Burayla ilgili bir bilgin var mı? dedi. Fikirlerimi söyledim ve kendisi Tamam. dedi. Belli bir süre sonra geldiğimde, Buranın arkasında odalar var. dedim.
İnşaat dönemi yapılıp kapatıldığını biliyorum ama şu anki durumunu bilmiyorum. dediğimde, Evet konu o. dedi. Rakamlar üzerinde konuştuk, belli bir rakam söyledi. Hatta dedim ki, Abi çok düşük değil mi bu rakam? O dedi ki Başkan Bey bir ara Malatya ziyaretinde kendisiyle tanışmış. Kendisinin de depremde destekleri olmuş. O yüzden böyle oldu. dedi. Tamam dedim, teşekkür ettim, konuyu kapattım.
Atik, Ondan sonra belli bir süre sonra kendisiyle bir görüşmemizde, ziyaretinde bana Süleyman, burayla alakalı bir tahsilat söz konusu. Sen o bölgedesin, yardımcı olabilir misin? Tamam abi dedim. Kendileri bana bir numara verdi. Aradığımda E-5 üstü tarafında bir yerde ödemenin yarısını aldım. Geri kalan taksitiyle alakalı ben müsait olamadım.
Kendileri bunu hallettiler ama nasıl hallettikleri konusunda bilgim yok. ifadelerini kullandı. Başkan Aylan ın ifadelerindeki 250 bin dolar iddiasıyla ilgili Bu para ne parasıydı, ne kadar bir kısmını siz almıştınız bu paranın? sorusuna Atik, Orada daha önceden yapılmış olan aykırılıkların açığa çıkarılması içindi. Orada yapılacak olan işlemlere göz yumulması içindi. Yarısını aldım ama 150 miydi, 125 mi?
Çok geçmiş gün. 150 bin civarı olması lazım başkanım. cevabını verdi. Sanık Atik, Bir de bu Süleyman Çetinsaya dan alınan bir 500 bin dolar konusu var. Bunun da market kartı olarak istendiğini anlatmışsınız. Bu da Boğaziçi sınırları içerisindeki taşınmaz güçlendirme ruhsatı ile alakalı diye bahsedilmiş. Bu nedir bu konu?
sorusunu, şu şekilde cevapladı: Fatih Bey benim Süleyman Çetinsaya yı tanıyıp tanımadığımı sordu bir gün, Tanırım dedim. Özellikle yeğeniyle arkadaşlığım olduğunu söyledim. Daha sonra, Süleyman Bey den market kartları alınacak. Sen halledebilir misin? Tamam abi. dedim. Süleyman Bey i aradık, ofisime davet ettim. Süleyman Bey le tanıştık, muhabbet ettik.
Böyle bir operasyonun olacağını, işte 500 bin dolar karşılığında bir kart temin edileceğini söyledim. Tamam. dedi kendisi. Daha sonra belli bir süre sonra arayıp tekrar ofisime geldi. Geldiğinde nakit olarak getirdi parayı. Ben kartla uğraşamayacağım. Bunu bu şekilde iletsen olur mu? Ben de bu şekilde alıp ilettim. Bu Zafer Keleş e para teslimi verilen Florya da bulunan Plevne Sokak var.
Burayı niye tercih ettiniz? sorusunu Atik, Zafer Bey in ifadelerini takip ettim. Kendisi Güngören tarafında oturduğunu söylüyor. Ama bir gün konuşmamızda, işte bu teslimatı yapacağımızda, Basınköy de buluşalım mı, olur mu? Olur abi. dedim. O taraftan geliyorum ben de sabah erkenden orada buluşuruz, sonra dağılırız. dedi. İyi, tamam. dedim. Buna istinaden böyle bir şey söyledim. O tarafta buluşuyorduk genelde.
diye cevapladı. Sanık Atik, Peki teslimat nasıl olurdu? Mesela Plevne Sokak ta saat 09. 00 da buluşacaksınız. Size bir konum mu gelirdi? sorusuna da, Yok. Sokağı veya şeyi söylerdi. Hiç birbirimizi aramazdık. Tam 09. 00 da oradayım abi. derdim, 09. 00 da buluşurduk. yanıtını verdi. Atik, Plevne Sokak ulu orta bir yer. Niye burası tercih edildi, para teslimi nasıl olurdu? sorusunu ise Yani sabah orada, Basınköy dedik.
Öyle hemen o tarafta bir yer belirledik. Arabadan arabaya teslim eder, işimize devam ederdik. şeklinde cevapladı. Tutuksuz sanıklardan Burak Karakuş, uzun yıllar spor medyası işiyle uğraştığını, çalıştığı kanalda bir dönem Murat Ongun un müdürü olduğunu söyledi.
Sektöre geri dönmek istediği zaman Ongun u aradığını ve randevu istediğini, kendisiyle Sütlüce deki ofisinde görüştüğünü anlatan Karakuş, Ongun a ufak çaplı çekimler yapabileceğini ve kamera kiralayabileceğini söylediğini kaydetti. Ongun un kendisine şirketi olup olmadığını sorduğunu belirten Karakuş, ardından Ongun un kendisini Emrah Bağdatlı ya yönlendirdiğini ifade etti.
Karakuş, Bağdatlı ile Gümüşsuyu ndaki ofisinde görüştüğünü ve Bağdatlı nın kendisine bir şirketi olması gerektiğini söylediğini belirtti. Bir şirketi üstlerine aldıklarını ifade eden Karakuş, Bu süre içerisinde herhangi bir para almadım ve maddi durumdan da biraz zorlanmıştım. Bu süreçte kazancımızın ne olacağını kendisine ilettim. Kendisi de bu işe 100 bin lira uygun gördü.
Ben sana bu işler olsa da olmasa da her ay 100 bin lira vereceğim. dedi ve her ayın 15 i ile 20 si arasında elden 100 bin lira Emrah Bağdatlı dan aldım. Şirketi aldıktan sonra, şirketi üstümüze yaptıktan sonra KİPTAŞ tan 2 milyon liralık bir iş aldık. dedi. Karakuş, savunmasına şöyle devam etti: 2027 Avrupa Oyunları nın İstanbul da olacağı söylendi.
Bu projenin başında da benim olacağım ve bununla alakalı Medya AŞ de Sibel Hanım a bir sunum yapmam gerektiği söylendi. Sibel Hanım a bu sunumu yaptım. Sunumu yaptıktan sonra tekrar Gümüşsuyu ofise gittiğimde Başak Tatlı nın birçok evrak hazırladığını gördüm ve kendisi bana bunları kaşe ve imza yapmam gerektiğini söyledi. Ben de bunun ne olduğunu sordum.
Dedi ki, Medya AŞ nin ihalesine giriyoruz, 2025 ihalesine biz gireceğiz. Orada da 67 milyon küsur gibi bir rakam gördüm ve bunlara kaşe imza yapmam gerektiğini söylediler, ben de kaşe imza yaptım. Kapalı zarfta bu ihaleye girildi ve üzerinden birkaç gün geçtikten sonra, İhale uhdenizde kalmıştır. diye bana mail geldi.
Bu süreçte bir ofis tuttuklarını anlatan Karakuş, Bu süreçte biz ofise taşındık, ofisteki işlerimiz devam etti ama operasyon oldu. Operasyon olduktan sonra ne yapacağımızı da bilemedik çünkü kimse kalmadı, Emrah Bağdatlı gitti. Görüşebileceğimiz ya da danışabileceğimiz kimse kalmamıştı. Başak Tatlı dan, Emrah Bağdatlı dan haberler geliyordu. Ona göre işlemler yapıyorduk ya da ofiste çalışmaları sürdürüyorduk.
Kaynak: Habertürk


