‘Güneşin sofrasında’ komün günleri
Madrid’de geçirdiğimiz üç gün, bizi kentin sokaklarında birbirinden farklı toplumsal talepleri dile getiren eylemcilerin ortasında bıraktı.
Madrid’de geçirdiğimiz üç gün, bizi kentin sokaklarında birbirinden farklı toplumsal talepleri dile getiren eylemcilerin ortasında bıraktı.

İlk gün binlerce sağ görüşlü, göçmen karşıtı gösteri yapıyor; “İspanya İspanyollarındır” diye haykırıyordu. İkinci gün bu kez “eğitimde eşitlik” isteyen sol gruplar sokaklardaydı. Aynı kentte arka arkaya, birbirine zıt grupların talepleri yükseliyordu.
Bir de bir ayı aşkın süredir devam eden barınma sorunu için kurulan çadır kampı vardı ki Madrid’de gördüklerimiz arasında bizi en çok etkileyen yer orası oldu. Asıl hikâye orada “konaklıyordu”! İspanya’nın başkenti Madrid’e gelenlerin görmeden gitmeyeceği meydanlardan biri Sol Meydanı (Puerta del SolGüneşin Kapısı). Ülke tarihinin pek çok kırılma noktasına sahne olan bir meydan burası.
Sol, yalnızca bir meydan değil, kralların kutlama törenlerinden halkın isyanlarına tanıklık eden bir bellek... Takvim yaprakları 15 Mayıs 2011’i gösterdiğinde ekonomik kriz ve siyasi sisteme karşı binlerce kişi bu alana kamp kurdu. Meydan, “Öfkeliler” hareketinin simgesi haline geldi. Talepleri, günümüzle de örtüşüyordu: Ülkede artan işsizlik ve geleceksizliğe, sömürüye karşı duruş! 26 Ekim; Sol Meydanı’ndayız.
Şehrin simgelerinden “Ayı ve Çilek Ağacı” heykelini, ünlü saat kulesini, ülkenin sembolik merkezi sayılan “sıfır” noktasını görmek isteyenlerin uğrak yerindeyiz. Mavi brandalarla kurulmuş neredeyse meydanı kaplamış “çadır kampı” ve dev pankartlarla karşılaşıyoruz. Yaklaşınca farklı bir dünyanın perdeleri aralanıyor: Dayanışmayla oluşturulmuş komünal yaşam...
İspanya’da giderek büyüyen barınma krizine karşı protestocuların tepkisinin odağındaki Madrid Özerk Bölgesi Başkanlık Binası’nın tam karşısına kurulan kamp alanı burası. Hikâye, 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın, 70 yıl boyunca kiracı olarak yaşadığı evinden zorla sedyeye konarak çıkarılmasıyla başladı. Abascal’ın evinden çıkarılması öfkeyi tetikledi, protestolar sokaklara yayıldı.
Simgeleşen Abascal ne yazık ki 7 Ekim’de kaldırıldığı hastanede yaşama veda etti. Kitleler Sol Meydanı’nı doldurdu. Abascal’ın vedasından önce hem İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’e hem de sağcı Madrid Özerk Bölgesi Başkanı Isabel Díaz Ayuso’ya tepki gösterilmesi “dar siyasi” tercihleri aşan eleştirilere kapı araladı. Artan protesto dalgaları sosyalist Sanchez’i 29 Kasım’da erken seçim kararı almaya götürdü.
ANISINA KÖŞE Abascal için oluşturulmuş anı köşesi Madrid Özerk Bölgesi Binası’nın tam önüne kurulmuş. Abascal’ın fotoğrafını, mumlar, çiçekler tamamlıyor. “Bir Maricarmen daha olmayacak” sloganıyla kurulan kamp alanının içini merak ediyoruz. Ancak “Burası turistik eğlenceniz değildir, lütfen fotoğraf çekmeyiniz” uyarıları yüzünden geri duruyoruz. Her çadır, birinin sığınağı olmuş. Bir evin minyatürü adeta.
Kitaplar, gazeteler, yataklar, masalar, müzikçalarlar, fotoğraflar ve hatta çiçekler. Gitar çalanlar, şarkı söyleyenler, hararetli sohbetler, çoğunlukla gençler ama her yaştan İspanyollar... Gözlerimiz her yere iliştirilmiş mesajlara takılıyor. Yalnız konut sorunu değil mesele, söyleyecek sözü olanların da buluştuğu bir kamp alanına dönüşmüş burası.
Filistin’deki kıyımdan eğitimde eşitliğe, insan haklarına, göçmen sorununa, tacize, hukuksuzluğa karşı pek çok toplumsal konuda mesajlarla donatılmıştı her yer. Madrid’teki komünal yaşam 38 gün sonra, 3 Kasım’da dağıtılana kadar da öyle kaldı. Madrid’den Barselona’ya geçiyoruz. Sol Meydanı’ndaki çadır kentin bir benzeri de Katalonya Meydanı’ndaydı.
Bu kampta insanı en çok sarsan cümlelerden biri ise “Sizin Airbnb’niz benim evimdi” yazısıydı. Ev sahiplerinin daha fazla para kazanmak için kiracılarını çıkarıp kısa süreli turistlere evlerini açması tepkilerin odağındaydı. Nüfusundan katbekat üstünde turisti çeken Barselona’da, önceki yıllarda turistlerin üzerine “su tabancasıyla su sıkılması”, “günlük evlere” tepkinin dip dalgasıymış demek ki...
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

