Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Mesele yalnızca etikette yazanla ürünün içeriğinin farklı olması değil; tüketicinin yanıltılması, denetim sisteminin etkinliği ve halk sağlığının korunmasıdır. Üstelik işlenmiş et ürünlerinde kullanılan hayvan türünü görünüşten veya tattan anlamak çoğu zaman mümkün değildir. Tüketici, satın aldığı ürünün içeriğini kendi olanaklarıyla doğrulamak zorunda bırakılamaz.
Gıda güvenilirliği, tüketicinin şansına ya da satıcıya duyduğu güvene bırakılamayacak kadar ciddi bir halk sağlığı meselesidir. Gıda güvencesi bir ayrıcalık mı? Öncelikle şu iki kavramı birbirinden ayırmalıyız: Gıda güvencesi ve gıda güvenilirliği. Gıda güvencesi, insanların yeterli ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik olarak ulaşabilmesidir.
Gıda güvenilirliği ise tüketilen gıdanın insan sağlığına zarar vermeyecek nitelikte olmasıdır. Halkımızın ete ulaşabilmesi kadar, ulaştığı etin güvenilir olması da önemlidir. Hayvansal gıdaların fiyatlarının birçok aile için giderek daha zor karşılanabilir duruma gelmesi, bu konuyu daha da önemli kılıyor.
Ekonomik nedenlerle daha ucuz ürünlere yönelen tüketiciler, ürünün içeriği doğru beyan edilmediğinde taklit ve tağşiş riskiyle karşılaşabiliyor. Elbette her ucuz ürün hileli değildir. Ancak güvenilir gıdaya erişim, yalnızca ekonomik durumu iyi olanların ayrıcalığı olmamalıdır.
VETERİNER HEKİMLER TEHDİT ALTINDA Veteriner hekimler; hayvan sağlığının korunmasından zoonotik hastalıklarla mücadeleye, kesim öncesi ve sonrası muayenelerden hayvansal gıdaların güvenilirliğine kadar kritik görevler üstleniyor. Ancak bu görev bazen ağır bedellerle yerine getiriliyor.
Örneğin, Yozgat’ın Sorgun ilçesinde mezbahada görev yapan veteriner hekim Volkan Lale, halk sağlığı açısından riskli bulduğu etin tüketilemeyeceği yönündeki kararıyla bağlantılı olayda, 25 Nisan 2022’de bıçaklanarak yaşamını yitirdi. Meslektaşımızın ölümü, gıda güvenilirliğini korumakla görevli veteriner hekimlerin can güvenliğinin de ne kadar önemli olduğunu acı biçimde hatırlatıyor.
Bir veteriner hekim, halk sağlığını korumak için verdiği karar nedeniyle canından olmamalıdır. Denetim görevi yapan veteriner hekimlerin güvenliği sağlanmalı; görevlerini baskı ve tehdit altında kalmadan yerine getirebilmeleri için gerekli hukuki ve idari önlemler alınmalıdır.
Denetimlerin etkin yürütülebilmesi için yeterli sayıda veteriner hekim ve kontrol personeli görevlendirilmeli, laboratuvar altyapısı güçlendirilmelidir. Kamuoyunda domuz eti ile at ve eşek gibi tek tırnaklı hayvanların kesiminin bütünüyle yasak olduğu yönünde yaygın bir kanı var.
Oysa mevzuat, bu hayvanların kesimini belirli koşullara bağlıyor; uygun işletmelerde kesim, izlenebilirlik ve resmi veteriner hekim kontrolü öngörüyor. Önemli olan, bu kuralların sahada ne ölçüde uygulandığının şeffaf biçimde ortaya konmasıdır. TAKLİT VE TAĞŞİŞTEN HALK NASIL KORUNUR?
Bir başka önemli soru da şudur: Taklit ve tağşiş yapılan ürünler tespit edilene kadar piyasaya sürülmüşse bunları satın alan ve tüketen insanlar nasıl korunacaktır? Denetim sonuçlarının açıklanması kadar, ürünlerin hangi partilerinin piyasaya dağıtıldığının belirlenmesi, gerektiğinde geri çağrılması ve tüketicilerin doğrudan bilgilendirilmesi de önemlidir.
Ürünü satın alıp henüz tüketmemiş olanlar için açık uyarılar yapılmalı, tüketilmiş ürünlerle ilgili olası sağlık riskleri konusunda yetkili kurumlar gerekli bilgilendirmeyi sağlamalıdır. Gıda denetiminin amacı yalnızca hile yapan işletmeyi tespit etmek değil, olası riskleri önlemek ve tüketiciyi korumaktır. Tüketiciler de alışveriş sırasında bazı basit önlemler alabilir.
Et ve et ürünlerini güvenilir satış noktalarından satın almak; ambalajlı ürünlerde etiket bilgilerini, üretici veya işletme bilgilerini, son tüketim tarihini ve ambalajın sağlamlığını kontrol etmek önemlidir. Ürünün etiketsiz olması, ambalajının hasarlı bulunması veya saklama koşullarının uygun görünmemesi durumunda satın almaktan kaçınılmalıdır.
Şüpheli ürünlerin ambalajı ve fişi, mümkünse parti numarasıyla birlikte saklanmalı; durum Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili birimlerine veya Alo 174 Gıda Hattı’na bildirilmelidir. Bakanlığın taklit ve tağşiş duyurularını takip etmek de tüketicilerin bilinçli tercihler yapmasına yardımcı olabilir. GIDA GÜVENLİĞİNİ KİM SAĞLAYACAK?
Ancak şu gerçeği unutmamalıyız: Hiçbir tüketici, sucuğun içindeki etin hangi hayvana ait olduğunu yalnızca etikete bakarak, tadına veya görünüşüne göre kesin olarak anlayamaz. Bunun güvenilir biçimde belirlenmesi, etkili resmi denetim ve gerektiğinde laboratuvar analiziyle mümkündür. Tüketici bilinçli davranmalı fakat gıda güvenilirliğini sağlama sorumluluğu tüketicinin omuzlarına bırakılamamalıdır.
Peki, ne yapılmalı? Öncelikle gıda denetimlerinde görev alacak yeterli sayıda veteriner hekim ve kontrol personeli istihdam edilmeli; et ve et ürünlerinde hayvan türünün tespitine yönelik laboratuvar analizleri risk esaslı ve düzenli biçimde yapılmalıdır.
Hayvanın kesiminden ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar tüm aşamalarda izlenebilirlik sağlanmalı, taklit ve tağşiş tespit edilen ürünlerin üreticileri ve ürün bilgileri kamuoyuna zamanında açıklanmalıdır. Tekrarlanan ihlallerde caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı, denetimlerin sonuçları düzenli olarak raporlanmalıdır.
Ayrıca, görevini halk sağlığını korumak için yapan veteriner hekimlerin tehdit ve şiddete karşı korunması güvence altına alınmalıdır. Denetim sırasında baskı gören meslektaşlarımız yalnız bırakılmamalı; görevlerini bağımsız biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli hukuki ve idari mekanizmalar kurulmalıdır.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika