Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Gençler iklim krizinin sonuçlarıyla en uzun süre yaşayacak kuşaklardan biri. Ancak uluslararası zirvelerde görünür olmalarına karşın karar alma süreçlerinde yeterince söz sahibi olamıyorlar.
Youth for Climate Türkiye’den genç iklim aktivisti Ela Naz Birdal ile gençlerin iklim politikalarındaki temsilini, Türkiye’deki gençlik hareketinin dönüşümünü ve iklim mücadelesinde kadınların karşılaştığı eşitsizlikleri konuştuk. - Gençler karar alma süreçlerinde yeterince temsil ediliyor mu? COP31’de ve sonrasında ne değişmeli?
Ne yazık ki hayır; gençler bugün hâlâ çoğu zaman “vitrin aktivizmi” (tokenism) anlayışıyla zirvelere davet edilip panellerde ve fotoğraf karelerinde yer bulurken, iş karar metinlerinin virgülüne müdahale etmeye geldiğinde masanın dışında tutuluyor.
Oysa krizin ekolojik ve ekonomik yükünü en uzun süre sırtlanacak olan bizlerin sadece “gözlemci” değil, ulusal heyetler içinde oy ve irade hakkı olan resmi delege statüsü kazanması; gençlik katılımının bireysel olanaklara bırakılmayıp sistemik bütçelerle desteklenmesi ve Gençlik Bildirgeleri gibi metinlerin Ulusal Katkı Beyanları (NDC) benzeri yasal bağlayıcılığı olan süreçlerin zorunlu bir parçası haline getirilmesi gerekiyor.
- İklim aktivizmi içinde genç bir kadın olarak yer almak size neler öğretti? 13 yaşımdan beri sürdürdüğüm bu mücadele bana iklim krizinin yalnızca bir çevre sorunu olmadığını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle doğrudan kesişen derin bir sosyal adalet meselesi olduğunu öğretti.