ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Politika
  3. DEM Parti'den Adalet Bakanlığı önünde açıklama: 'Demokrasiye ve barışa dair her yol İmralı’dan geçiyor'
Siyaset

DEM Parti'den Adalet Bakanlığı önünde açıklama: 'Demokrasiye ve barışa dair her yol İmralı’dan geçiyor'

DEM Partililer, eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın tutukluluklarının 10. yılı dolayısıyla Adalet Bakanlığı önünde açıklama yaptı. DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, "Nasıl ki adaletsizliğe dair her yol Adalet Bakanlığı'nın önünden geçiyorsa, demokrasiye ve barışa dair her yol da İmralı’dan geçiyor.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 5 Kasım 2026 13:09·Güncelleme: 5 Kasım 2026 13:23·5 dk okumaBu haber 20 kez okundu
DEM Parti'den Adalet Bakanlığı önünde açıklama: 'Demokrasiye ve barışa dair her yol İmralı’dan geçiyor'
DEM Parti'den Adalet Bakanlığı önünde açıklama: 'Demokrasiye ve barışa dair her yol İmralı’dan geçiyor'
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

DEM Parti Meclis Grubu, 4 Kasım 2016'da aralarında eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da bulunduğu milletvekillerinin tutuklanmasının 10. yılında Siyasi tutsaklara özgürlük pankartı ile Adalet Bakanlığı önünde açıklama yaptı.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, şunları kaydeti: 4 Kasım darbesine giden yol dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla başlamıştı; bu, siyaseti vesayet altına almak isteyen bir anlayışın sonucuydu. Nitekim 4 Kasım 2016’da bu gözaltı süreciyle birlikte aslında Türkiye’de adalet ve yargı sisteminin çöküşünü hep birlikte yaşadık, izledik.

O günden bugüne süre gelen bu anlayışın sonucunda bugün ülkenin her yerini adaletsizlik kaplamış durumda. İşte o yüzden buradayız ve buradan sesleniyoruz: Artık buna son vermenin zamanı gelmiştir. Adalet Bakanlığı'nın önümüzdeki döneme baktığında öncelikli işlevi bu adaletsizlikleri sona erdirmek olmalıdır.

Mahkemelerin, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına yaklaşan bir yerden değil; tam tersine hukuksuzluk üreten bir yerden ortaya koymuş oldukları sonuçlar ülkeyi adeta bir çöküşe sürüklemiştir. MAHKEMELER HUKUK TANIMIYOR Bugün Kobani kumpas davası belki de bu anlamıyla en önde gelen, bu kötülüğü en iyi açıklayan davadır.

Bakın iddianamesine; iddianamenin içinde hiçbir delil yoktur, elle tutulur hiçbir tarafı yoktur. Ama bizim eş başkanlarımız ve arkadaşlarımız on yıldır cezaevinde tutsak edilmeye devam ediyor. Mahkemeler hukuk, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını tanımıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil ve bu tanımazlığın sonucunda adaletsizlik dalga dalga yayılıyor.

Anayasa’yı tanımayan bir mahkeme olabilir mi? Ben buradan Adalet Bakanlığına sesleniyorum: Siz aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanısınız. Yargının etik kurallarının nasıl olması gerektiğine karar veren bir yerdesiniz. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan bir mahkemeye karşı böyle sessiz kalabilir misiniz? Bu ne anlama gelir? Bu artık hukuk devletinin yok sayıldığı anlamına gelir.

Nitekim de öyle oluyor. Bugün hâlâ AİHM'nin kararlarına rağmen Selahattin Demirtaş cezaevinde tutsaksa, Figen Yüksekdağ cezaevinde tutsaksa; arkadaşlarımız sadece Kobani kumpas davasında değil, Ayşe Gökkan ve Leyla Güven gibi tüm siyasetçiler bu çarkın içinde yok edilmeye çalışılıyorsa bunu kabul etmemiz mümkün değil. İşte bu nedenle buradayız.

Siyasi tutsaklığın olduğu bir ülkede yaşamak istemiyoruz, böyle bir adaletsizliğe katlanmak istemiyoruz. Eğer bir ülkede siyasi tutsaklar varsa orada siyasetin özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir. Bu anlayışa son verilmesi çağrısını bir kez daha Adalet Bakanlığı önünden yapıyoruz.

Çünkü bu anlayışa son verilmediği sürece Türkiye’de siyasetin önünün açılması, yaşadığımız sorunların —özellikle de içinde bulunduğumuz sorunların— son bulması mümkün değildir. BARIŞ ANNELERİ'NİN TALEPLERİNİ YİNELEDİ Türkiye tam 27 yıldır aslında bir İmralı tecrit düzeninin altında buralara geldi. 2016’daki siyasi darbenin de dayandığı referans buydu.

İstisnai hukuk anlayışıyla buralara kadar geldik ama şimdi bir sürecin içinden geçiyoruz. Dolayısıyla dünün ve geçmişin muhasebesini yapıp tüm bu sorunlardan kurtulmak için karşımızda çok önemli bir fırsat var. Bu fırsatı bir kez daha hatırlatmak, bu darbe mekaniğinden kurtulmak, siyasi tutsaklıkların son bulması ve kayyum anlayışından kurtulmak için Barış Anneleri bu hafta Ankara’daydı.

Geldiler, Kurtuluş Parkı’nda nöbet tuttular; bütün siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirdiler, açıklamalar yaptılar. Meclis Başkanı, Adalet Bakanı ile görüştüler. Çok önemli şeyler dile getirdiler.

Artık bu barışın bir an önce hayata geçmesi, tıkalı olan bütün yolların açılması için Ankara’dan büyük bir çağrıda bulundular: Biz artık 4 Kasım 2016’da başlayan bu darbe sürecine, bu darbe mekaniğine son vermek istiyoruz. Barış sürecinin önünün açılmasını istiyoruz. Adalet Bakanlığına geldiklerinde çok önemli bir mesaj verdiler; dediler ki: 'Biz İmralı’ya gitmek istiyoruz, Sayın Öcalan’la görüşmek istiyoruz.'

İMRALI'NIN KAPILARINI AÇIN Biz de istiyoruz, içeride binlerce dilekçemiz var. İmralı’nın kapılarının artık tamamıyla açılmasını istiyoruz. Çünkü bu sürecin asıl aktörü, başmüzakerecisi ve baş muhatabı Sayın Öcalan’dır. Dolayısıyla ortada bir müzakere varsa bu müzakerenin bir an önce demokratikleştirilmesi gerekir. Sayın Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarının özgürleştirilmesi gerekiyor.

Ancak demokratik bir müzakere zemininde sürecin sağlıklı ilerleyebileceğine inanıyoruz. Eğer bu süreç sağlıklı ilerleyebilirse biraz önce bahsettiğimiz bütün sorunların ortadan kalkabileceğine inanıyoruz. Ama maalesef hâlâ dilekçelerimiz içeride tutulmaya devam ediliyor.

Biz buradan Adalet Bakanlığı'na bir kez daha sesleniyoruz: Bu dilekçeleri işleme koyun; anneler İmralı’ya gitsin, siyasetçiler İmralı’ya gitsin, akademisyenler, gazeteciler ve toplumda bu meseleyle ilgilenen herkes bu müzakerenin bir parçası olsun. Bir parçası olsun ki Türkiye özlemini duyduğu barışa kavuşsun. Bir parçası olsun ki bu barışın üzerinde Türkiye demokratikleşsin.

Türkiye demokratikleşebildiği ölçüde bir hukuk devletini var etmek, yargının bağımsız ve tarafsız olmasını sağlamak mümkün olacaktır. Nasıl ki adaletsizliğe dair her yol Adalet Bakanlığı'nın önünden geçiyorsa, demokrasiye ve barışa dair her yol da İmralı’dan geçiyor. O yüzden buradan bir kez daha sesleniyoruz: İmralı’nın kapılarını açın.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de şöyle konuştu: Bugün Türkiye’nin en büyük vurgununu yapanlar, bu ülkenin öz kaynaklarını, bu ülkenin üç beş kuruş birikim yapan, enflasyon karşısında parasının ezilmesini ve yok olmasını istemeyen insanların parasını yatırdığı fonları alıp götürenlere hiçbir şey yapılmazken, doğru dürüst ifadeleri bile alınmazken, onlar korunup kollanırken, onlara bir şey olmasın diye yargıdan ve siyasetten kaçırılmaya çalışılırken; bugün sadece düşüncelerini söylediği için, siyaset yaptığı için, daha özgür, daha eşit, daha demokratik bir ülkede yaşamak için mücadele eden arkadaşlarımız hâlâ demir parmaklıkların arkasında tutulmaya devam ediyor.

Bu hak mı, reva mı? Bu hukuk mu, adalet mi soruyoruz! Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Ayşe Gökkan cezaevinde olacak; halkın, milletin seçilmiş milletvekili Can Atalay cezaevinde olacak ama fonda milyonları götüren AKP’nin eski bakanları, genel başkan yardımcıları, üst düzey bürokratları elini kolunu sallaya sallaya sokaklarda gezecek... Böyle bir sistem olabilir mi?

O yüzden buradan bir kez daha sesleniyoruz: İmralı’nın kapılarını açın" dedi.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

14:20

Adana’da 12 yaşındaki Melek’in ölümünde dayısı ve yengesi tutuklandı

14:17

Hatay'da dereye düşen 10 yaşındaki çocuk öldü

14:16

Kaçak ve sahte içki operasyonlarında 121 şüpheliye adli işlem yapıldı

14:09

Numan Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye Türkiye'nin ilk asrının en büyük projesi

14:07

Van-Bahçesaray yolu bembeyaz

14:05

Akşehir’de 500 çocuğa her ay süt desteği

14:00

Samsun'da kadın cinayeti: Sevgilisini tabancayla öldürüp intihar etti

YENİ Parti'nin Birinci Olağan Kurultayı’nda slogan belli oldu: 'Türkiye Yenileniyor'Siyaset4 Kas 13:26

YENİ Parti'nin Birinci Olağan Kurultayı’nda slogan belli oldu: 'Türkiye Yenileniyor'

YENİ Parti’nin 14-15 Kasım’da Ankara Arena’da düzenleyeceği Birinci Olağan Kurultayı’nın sloganı, “Türkiye Yenileniyor” olarak belirlendi.
İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi: Görev dağılımı belli olduSiyaset4 Kas 16:51

İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi: Görev dağılımı belli oldu

İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal başkanlığındaki yeni Yönetim Kurulu, görev dağılımını yaptı. Buna göre Turgay Demirci Başkan Yardımcılığına, Hakan Çatak Genel Sekreterliğe, Yasemin Ulusan ise Sayman Üyeliğe seçildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tasfiyelerde kamu kaynağı kullanımı söz konusu değilSiyaset5 Kas 12:00

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tasfiyelerde kamu kaynağı kullanımı söz konusu değil

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fon soruşturmaları ve tasfiye süreciyle ilgili, "Olağan tasfiyelerin ardından, biliyorsunuz, geçen hafta cuma günü itibarıyla olağanüstü tasfiyelerde ödemeler başladı. Güvence verildiği gibi, bu ödemeler aralıksız yapılıyor. Kamu kaynağı kullanılmadan bu sürecin yönetilmesi temel prensibimiz" ifadelerini kullandı
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziKünyeYayın İlkeleriDüzeltme Politikası

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaKünyeYayın İlkeleri