ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. Cumhuriyet Aydınlanması
Gündem

Cumhuriyet Aydınlanması

Avrupa’da Rönesans ve Reform süreçleriyle birlikte başlayan Aydınlanma, Immanuel Kant’ın deyimiyle “İnsanın kendi isteğiyle düştüğü ergin olamama durumundan kurtulması”dır.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 26 Ekim 2026 04:00·Güncelleme: 26 Ekim 2026 04:07·4 dk okumaBu haber 768 kez okundu
Cumhuriyet Aydınlanması
Cumhuriyet Aydınlanması
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Avrupa’da Rönesans ve Reform süreçleriyle birlikte başlayan Aydınlanma, Immanuel Kant’ın deyimiyle “İnsanın kendi isteğiyle düştüğü ergin olamama durumundan kurtulması” dır. Osmanlı’ya ancak 19. Yüzyılda modernleşmeyle birlikte, 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra yansıyan Aydınlanma, “ikircikli bir yenileşme” mücadelesinin ardından, 20.

Yüzyılda Atatürk’ün önderliğindeki Kurtuluş Mücadelesi ve Cumhuriyet’le birlikte keskin değişimleri içeren bir devrimsel dönüşüme evrilmiştir. Hiç kuşkusuz 1789 Fransız Devrimi’ndeki “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” idealleri, milliyetçilik ilkeleri, Atatürk’ün ve Türk Devrimi’nin Laik Cumhuriyet ve ulus-devlet anlayışına model olmuştur. Bu çerçevede Türk Devrimi ve Türk modernleşmesinin, 19.

yüzyıldan beri, kurumsal ve geç modern yapısının, Fransız Devrimi’ndeki, devrimci yeniden yapılanma ve karanlığa karşı Aydınlanma’nın mücadelesindeki karakteri, Atatürkçü Cumhuriyete esin kaynağı olmuştur. Atatürk, yaşamın en temel mekanizması olan diyalektik süreci, çok somut yansıtan bir liderdir. Picasso’nun “Her yaratıcı hareket, öncesinde bir yıkımla başlar.”

sözünü anımsarsak, çöken bir imparatorluğun ardından, Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Laik Cumhuriyet’le Atatürk deyim yerindeyse bir “yeniden doğuş”un öncüsü olmuştur. 29 Ekim 1923’te, 19. yüzyılın başından itibaren devam eden modernleşme süreci, meşrutiyet yönetimleri, imparatorluğun dağılması, ‘Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nin ardından, Cumhuriyet’in yani ulus-devletin kurulmasıyla yeni bir aşamaya varmıştır.

Atatürk de, ulus-devletin yani Cumhuriyet’in ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Atatürk’ün kararlı duruşu ve sağlam iradesi, entelektüel bakışı, başarılı komutanlığı ve ileri görüşlü devlet adamlığı vasıflarıyla harmanlanmıştır. Strateji sözü ve stratejist kavramının bu kadar içinin boşaltıldığı günümüzde, gerçek bir strateji dehası, dünya tarihine yön vermiştir.

Modern siyaset biliminin kurucularından Maurice Duverger, dünya toplumsal mücadeleler tarihini 2’ye ayırır. Birincisi ondokuzuncu yüzyılda Batı Avrupa’da kesifleşen sosyal sınıf mücadeleleri, ikincisi ise Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın öncülüğünde gerçekleşen Ulusal Kurtuluş mücadeleleridir.

O’nun ortaya koyduğu ve yaratıcılığını uyguladığı bakış, Hint yarımadasından, Mısır’a, Küba’dan Güney Amerika’ya uzanan bir alanda, yerkürenin pek çok yerinde karşılığını bulmuştur. Kendisine kulak verelim: “Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir.

Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur…” Burada dikkat edilmesi gereken husus, Atatürk’ün Ulusal Kurtuluş mücadelesi ve Cumhuriyet devrimlerini, Batı’ya karşı reaksiyoner, tepkisel bir çerçevede kullanmamasıdır. İşte bu zeminde, kültür ve uygarlık anlayışı gündeme gelmektedir.

Gazi’ye göre insan uygarlığı tektir, bu uygarlığın bir parçası olabilmek için, sömürge olmamak, kendi ulusal kültürüyle, uygarlığa katkı sunan çağdaş bir ulus olmak gerekmektedir. “Medeniyet öyle kuvvetli bir ışıktır ki, ona bigane olanları yakar, mahveder.” sözünde vurguladığı söz konusu düşüncesi, ulusa “çağdaş uygarlık düzeyi”ni aşma hedefinde de tekrar pekişmektedir.

Bir başka sözünde de, çağdaşlaşmayı, sömürge olmamanın temel koşulu olarak yinelemektedir. “Medeni olmayan milletler, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdur.” Kurucu inşa edici yönüyle, bir ulusu inşa eden büyük önder, her zaman toplumda gençleri öne çıkarmış, geleceği gençlere emanet etmiştir. Değişimi bu temelde gelecekte de güvence altına almaya çalışmıştır.

“Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki payansız muhabbetim değil; bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ziya serpmeğe ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdendir.

Bu yüzeyde, Atatürk’ün düşüncelerine yön veren aydınlanmacı eksende, esin kaynağı pek çok şair ve düşünür vardır. Namık Kemal’den Tevfik Fikret’e uzanan aydınlanmacı kalemler, ortaya koyduğu değişim, dönüşüm ve yaratımlarda, önemli zamanlarda öne çıkmıştır. TBMM’nin açılışında, Namık Kemal’in şiirine atıfta bulunarak , “vatanın bağrına düşman dayamış hançerini; yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini?”

dizelerine kendisi “ Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini; Bulunur kurtaracak baht-ı kara mâderini!” diyerek, imparatorluğun “memalik-i Osmaniye”si yerine, aydınlanma ve modernleşme sürecinin belirttiği vatan kavramını temel özne olarak ele almıştır.

Atatürk, aydınlanma şairi Tevfik Fikret’ten esinlenerek, 1924’te Hakimiyet-i Milliye’de yayınlanan ünlü hitabında, öğretmenlere “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” sözüyle görev vermiştir. Bu herhangi bir değerlendirme olarak ele alınmamalıdır. Cumhuriyet’in temelleri, hür irade ve ulusal egemenlik çerçevesinde atılmıştır.

Anti emperyalizme ve Ziya Gökalp’in “halka doğru” anlayışında olduğu gibi halkçılığa dayanan Cumhuriyet, özgür iradenin, aklın üstün olduğu bir anlayışla Cumhuriyetimizin kurucusu tarafından betimlenmektedir. Tam da kendi ifadeleriyle, aklın dogmaya karşı üstünlüğünün vurgulandığı bir vasiyeti iyi anlamak gerekmektedir.

“…Ben, manevî miras olarak hiçbir âyet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında belki gayelere tamamen erişemediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.

Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar…” Atatürk’ü kategorize etmeye çalışan bazı zihniyetler, kendisinin değişmez bir siyasi dogmalar bütünü bırakmamasından çok rahatsız olmuşlardır.

Oysa ki, en büyük eserim dediği Cumhuriyet’i anlamak için, herhangi bir vesayet, dogma, efsanevi söylencelerden değil, bizzat bilimsel düşünceden faydalanması, üzerinde durulması gereken, ayırt edici özellik, ezber bozan bir vizyonu ortaya koymaktadır.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

04:04

Kabine Beştepe’de fon piyasaları ve bölgesel gelişmeleri görüşecek

04:00

Beypazarı’nda ‘korunması gereken’ bölgede maden ısrarı: ‘Su uyur sermaye uyumaz’

04:00

Yüksek Yerilim Hattı - 26 Ekim 2026

04:00

Türkiye-AB KPK toplantısı, Mekke Anlaşması görüşmesi ve TDT Zirvesi

04:00

M. Ziya Yergök: Yargıda çifte standart adalete güveni zedeliyor

04:00

Ağırel dosyasında 100 avroluk dekont ve sanal ofis iddiası

04:00

Fon krizi, iktidarın siyasi düzenindeki istikrarı tartışmaya açtı

Türkiye 'Uluslararası En İyi Askeri Uçangöz Takımı Yarışması'nda şampiyon olduGündem24 Eki 20:08

Türkiye 'Uluslararası En İyi Askeri Uçangöz Takımı Yarışması'nda şampiyon oldu

Kara Kuvvetleri Komutanlığının ilk kez düzenlediği Uluslararası En İyi Askeri Uçangöz Takımı Yarışması'nda Kara Kuvvetleri Komutanlığının 1'inci takımı şampiyon oldu.
Sıfır Atıktan COP31'e paneli düzenlenecekGündem25 Eki 12:40

Sıfır Atıktan COP31'e paneli düzenlenecek

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 27 Ekim’de “Sıfır Atıktan COP31’e: Türkiye’nin İklim Diplomasisi” başlıklı panel düzenleyecek. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın açılış konuşmalarını yapacağı programda, Türkçe ve İngilizce hazırlanan “İklim Diplomasisi” kitabı da tanıtılacak.
Akran zorbalığı en çok okulda yaşanıyor: En güvensiz yer sınıf!Gündem25 Eki 04:00

Akran zorbalığının yüzde 95’i okulda başlıyor, sınıflar ilk sırada

LC Waikiki ve FutureBright araştırmasına göre akran zorbalığının yüzde 95’i okulda başlayıp devam ediyor. Zorbalığa maruz kalan çocukların yüzde 67’si sınıfları işaret ederken, çocukların yalnızca dörtte biri anlaşmazlıklar karşısında uzlaşı öneriyor.
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziKünyeYayın İlkeleriDüzeltme Politikası

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaKünyeYayın İlkeleri