Bay Kemal, yine gündemini yarattı!
Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın.
Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın.

Onlar, bugünkü kavramlara göre, ilginç marifetlerle yüklü bir muhalefet (!) partisinin üyeleri. Öte yandan, iktidar yanlısı siyasetin bütün tavırlarını yansıtmaları artık standart uygulamaları!
Dolayısıyla siyaseti yıllardır muhalefet-iktidar-sağsol ekseni üzerinden anlamaya çalışan halkımıza Allah kolaylık versin! Kılıçdaroğlu yine gündem oluşturacak sansasyonel bir hamleye imza attı. Euronews kanalında İmamoğlu hakkında, duyarlı Türk halkının tüylerini diken diken edecek sözler sarf etti: “İmamoğlu bir siyasi tutuklu değil. Hakkındaki dava, para alıp verme iddiaları üzerine.”
Sonra savcı gibi konuşup olayı inanılmaz derecede basitleştiriyor: “Biri para verdim, öbürü para aldım, mahkeme de kurultayı yeniden yapın diyor, ne var bunda?” Sonra yine meşhur laf: “Herkes aklansın da gelsin.” Peki, savunma yaptırılmayanlar ne olacak? Gündem yorumlarını izlerken, konu özellikle CHP, YENİ Parti ve sosyal demokratlar olunca, en çok ilgimi çeken analizleri YouTube’da Şaban Sevinç yapıyor.
Sevinç, Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin adeta AKP yargısının belediyelerin üzerine hışımla gidebileceğini ima ettiğini ve Yavaş ’ı bile hedef haline getirdiğini söylüyor. “Kılıçdaroğlu bu sözleriyle muhalefete ihanet ediyor” dediğinde ise bence samimi olamaz! Çünkü Bay Kemal’i muhalif bir siyasetçi olarak görmenin artık kesinlikle mümkün olmadığını çok iyi bilmesi lazım! Ben artık Kılıçdaroğlu’na şaşıranlara şaşırıyorum!


CHP’yi rayından çıkarmak, parçalamak onun hedefleri arasında. ‘İzmir’e konuşmaya gidiyorum, bana seçim-cumhurbaşkanı sormayın’ Kılıçdaroğlu, Euronews röportajında konuştukça batıyor. Röportajcının İmamoğlu’nu destekleyip desteklemeyeceği ve CHP adayının hangi yöntemle seçileceği sorularını hemen taca atıyor: “Doğmamış çocuğa don biçilmez! Ben İzmir’e uyuşturucu hakkında konuşmaya gidiyorum.
Türkiye’nin en büyük derdi budur; şu anda Türkiye’nin derdi kimin cumhurbaşkanı olacağı değil.” Sonra inanılmaz bir algı marifeti koyuyor ortaya: “Biz ahlaki temelleri güçlü, sade yurttaşa güveniriz; hangi partiden olursa olsun. Yoksa para al, delegenin cebine para koy; gel, şurada seçil, öbürünü satın al, politikacının cebine para koy; uyuşturucu tırları geçsin, bu dönemi bitirmek zorundayız.”
Ne kadar pratik değil mi? Böylece CHP delegeleri üzerine butlan iddialarının ortasına, kurnaz söz manevralarıyla “uyuşturucu tırları” bombasını da yerleştiriyor! Belki bunları dinleyen yaşlı teyzelerimiz bunların ayrı gündemler, apayrı şeyler olduğunu ayırt etmeyi başarır (!) Ardından “Genel başkan adayı olmayı düşünür müsünüz?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Ben geçmişte hiçbir zaman kendim aday olmadım ki!
Beni hep delegeler aday gösterdi. Nasıl reddedebilirsiniz ki?” Ne kadar demokratik duruyor değil mi? Siyasetin içinde olmayanlar yine “adam haklı” diyecek! Halbuki delegeler yıllarca Bay Kemal’i niye aday gösterdiler? Çünkü yıllardır tüzüğü değiştirmek için yaptığımız bütün çabalara rağmen, Bay Kemal o delege desteğini değişik illerin delegasyonlarıyla görüşüp pazarlıklar yaparak kazandı: “Sizi milletvekili yapalım!
Siz belediye başkanlığına çok yakışırsınız! Sizi il başkanı olarak görmek istiyoruz!” Peki bunlar nasıl olabiliyor? Çünkü bütün bu hediye-sıfat dağıtma yetkilerini sımsıkı kendi elinde tutuyor Kemal Bey! Demokratik Dijital Devrim Tüzüğü’nü kendisine makamında sunduğumda sakin surat ifadesini korumaya çalışsa da içinden hortlak görmüş bir insanın tepkilerini yaşıyordu eminim!
Çünkü partinin tüm kademelerini ve tüm sıfat taşıyanlarını tüm üyelerin oylarıyla seçmek, “makamları hediye gibi dağıtarak” gelecek genel başkan koltuklarının sonu demekti! ÜSKÜDAR’DA AKP TAZE ‘ZAFER KAZANMIŞ’ (!) Evvelsi gün Üsküdar’da cezaevinde demokrasi nöbeti tutan belediye başkanı Sinem Dedetaş’ın yerine seçilecek başkanvekili için yine seçim yapıldı.
Biliyorsunuz, Türkiye’de seçimler artık ikiye ayrılıyor: “Sonuçları egemen güçlerin hoşuna giden seçimler” ve “egemen güçlerin sonuçlarına katlanamayacağı seçimler.” Sinem Dedetaş, Üsküdar Belediye Başkanlığı’nı AKP’li Hilmi Türkmen ’in 23. 791 oy önünde tamamladı. Sonra hiç kimsenin gerekçesini anlayamadığı suçlamalarla cezaevine kondu.
5 Ağustos’taki başkanvekili seçiminde CHP’li Sibel Tan Çetinkaya, AKP’li Dündar Ziya Gülteki n’i 22-18 yenmişti. Seçim sonucu “beğenilmediği” (!) için bana inandırıcı gelmeyen gerekçelerle itiraz edildi ve seçim tekrarlandı. Dört CHP’li meclis üyesi AKP’ye geçti; CHP’li Amine Cansu Çelik ile Ekrem Baki tutuklandı. Mithat Özdemir gözaltına alındı, serbest bırakıldı ancak oy kullandırılmadı.
Üstelik iktidar blokunun 21 oyuna ek olarak CHP’nin YENİ Parti tarafındaki en az iki meclis üyesi gizli oylamada Gültekin’e oy verdi! Böylece Çetinkaya’nın oyları 26’dan 19’a düştü. Bütün bu oy kaymalarının okudukça midem bulanıyor. Öte yandan Egemen güçlerin sonucunu beğendiği seçimlerde ise “atı alan Üsküdar’ı geçti” deniyor ve konu kapatılıyor! İşte Bay Kemal’in kaybettiği 38.
olağan chp kurultayı da egemen güçlerin sonucunu beğenmediği bir seçimdi! Niye mi? Çünkü Özgür Özel isimli münasebetsiz (!) bir adam, İmamoğlu ile büyük bir sinerjik güç yarattı. Bundan rahatsız olanlar İmamoğlu’nun cezaevine yerleştirilmesini yeterli bulmadılar ki Türkiye’yi miting alanına çeviren yeni genel başkanın hamlelerini boşa çıkarmak ve ülkede 1.
parti görünen CHP’yi bölmek için formüllerini ortaya koydular! Belediyelere yönelik yargı saldırıları devam etti; Bay Kemal mutlu oldu! Hani meşhur bir laf var: “Futbol hiçbir zaman yalnız futbol değildir.” Türkiye’de de siyasi seçimler de artık yalnızca siyasi seçimler olmayacak, öğrenmiş olduk. Bizlere de tarihe not düşmek kalıyor. Hepsi bu, değerli okurlar.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika