Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Murathan Mungan’ın dizeleri, oldum olası ilgimi çeker; ne zaman karmaşık bir durumla karşılaşsam şu dizeleri mırıldanırım: “Kimdi giden, kimdi kalan/ Aslında giden değil/ Kalandır terkeden/ Giden de/ Bu yüzden gitmiştir zaten” Bu yazının nedeni de bu dizelerdir.
Bilindiği üzere dün CHP’nin; emekli olur olmaz üyesi olduğum, arkadaşım Ümit Erkol’un gözaltına alınıp tutuklanmasından sonra Ankara il başkanvekili olarak görev yaptığım, butlan kararından sonra gerekçe belirtilmeden görevden alındığım partinin 103. kuruluş yıldönümüydü... CHP’nin fiili kuruluşu, Sivas Kongresi’ne uzanır ama 103 yıl önce yapılan resmi başvuru kuruluşta esas alınır.
Kuruluşu da tarihsel bir görevin yerine getirilmesini amaçlar. Hatırlanacağı üzere, savaş bitmiş ama ülkenin hali perişandır. Atatürk, bu perişanlığı ortadan kaldırabilmenin, tek tek kişilerin maharetinin çok ötesinde bir enerji gerektirdiğinin farkındadır. Dağ gibi sorunların çözmek için kaldıraç görevi görecek güçlü bir örgüte gereksinim duyar. O bilir ki “örgütlü güç yenilmez”.
Hep olduğu gibi katılımcıdır Atatürk. Örgüt fikrini paylaşır; her gittiği yerde uzun uzun söyleşir halkla. Ve nihayet 7 Aralık 1922’de, Ankara’da yaptığı basın toplantısında, “Halkçılık ilkesine dayanan bir parti kurmak istediğini ve adının da Halk Partisi” olacağını açıklar. Aynı basın toplantısında, partinin programının katılımcı bir modelle yapılabilmesi için yurtseverlere ve bilim insanlarına da çağrı yapar.