Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Yarın 11 Eylül’ün 25. yıldönümü (pazartesi günü yazacağım), AfD’nin, Saksonya-Anhalt seçimlerindeki zaferi, 11 Eylül kadar olmasa bile, Almanya’nın iç siyasetinin ötesinde, Avrupa Birliği’nin geleceği açısından tarihte yeni bir sayfa açmış olabilir. ‘DOĞU’NUN MİRASI AfD’nin yükselişinin arkasında Doğu Almanya’nın birleşmeden sonra çözülemeyen ekonomik, toplumsal, kültürel sorunları var.
Birleşme, Doğu Almanlar için “özgürlükle” birlikte işsizlik ve yoksulluk getirdi. Doğu’da ekonomik yapıların, kurumların ve toplumsal statülerin tasfiyesi, (Stasi vardı ama temel ihtiyaçların karşılandığı bir yaşam dünyası da vardı) bugün hâlâ yaşayan bir dışlanmışlık duygusu yarattı. AfD, Saksonya-Anhalt seçimlerinde Doğu Almanya nostaljisini etkin biçimde kullandı.
Göç, enerji ve iklim krizleri ile Ukrayna savaşı etrafındaki hoşnutsuzluklar bu mirasla birleşerek AfD’ye güçlü bir toplumsal taban sağladı. AfD artık yalnızca bir protesto partisi değil; yönetme kapasitesi tartışılan bir siyasi aktör.
Daha önemlisi, iktidara gelmeden de Alman siyasetini şekillendiriyor: Ana akım partiler oy kaybetmemek için göç, güvenlik ve Avrupa politikalarında AfD’nin gündeminin unsurlarını benimsemeye yöneliyor. VE JEOPOLİTİK... Bu gelişmenin jeopolitik önemi de burada ortaya çıkıyor.