Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81’inci oturumunda yaptığı konuşmada İran’a yönelik sert mesajlarını yineledi.
İran’ın nükleer silahlara sahip olmasına izin vermeyeceğini söyleyen Trump, Tahran’la müzakerelerin sonuçsuz kaldığını savunarak ABD’nin İran’a yönelik askerî operasyonlarını da savundu. ABD cephesinden gelen bu mesajlar, İran’la mücadelede şimdilik askerî baskının sürdürüleceğine işaret ederken, savaşın sahadaki sonuçları ABD açısından farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Çünkü ABD’nin Orta Doğu’daki askerî üslerinin gördüğü ağır hasar, Washington’ın bölgedeki askerî varlığını ve üs stratejisini yeniden değerlendirmesine neden olmuş durumda.
GÜVENLİ KALELER AĞIR HASAR ALDINew York Times’ta yer alan habere göre, İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırıları, Bahreyn başta olmak üzere Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün’deki ABD tesislerinde ciddi hasara yol açtı. Savaşın başlamasından yaklaşık bir ay önce Bahreyn’deki ABD üssünde denizci kışlalarının milyonlarca dolarlık yenileme çalışmaları başlamıştı.
ABD Donanması’nın bölgedeki önemli merkezlerinden biri olan tesisteki çalışmalar, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in de desteklediği yatırımlar arasında yer alıyordu. Ancak 28 Şubat’ta İran tarafından düzenlenen füze ve tek yönlü saldırı dronu saldırıları, üssün kritik bölümlerini hedef aldı. Gıda, yakıt ve gemi onarım tesislerinin yanı sıra yüksek teknolojiye sahip bazı komuta merkezleri de hasar gördü.
Yaşam alanlarının önemli bölümü kullanılamaz hale gelirken, yaklaşık 1500 asker ve aile üyesi bölgeden tahliye edildi. BAHREYN ÜSSÜNE DÖNÜŞ BELİRSİZSaldırıların üzerinden aylar geçmesine rağmen Bahreyn’deki tesisin tamamının yeniden kullanılabilir hale gelmediği bildirildi.
ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Daryl Caudle, 31 Ağustos’ta düzenlenen bir toplantıda yerinden edilen personele hitaben yaptığı açıklamada, üsse yakın zamanda dönüş beklenmediğini söyledi. Bahreyn’deki durum, İran saldırılarının ABD’nin bölgedeki askerî altyapısında yarattığı sorunların en dikkat çekici örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Yine New York Times’ın aktardığı değerlendirmelere göre, saldırılar sonucunda ABD askerleri hayatını kaybetti, yaklaşık 800 asker yaralandı. Bölgede görev yapan binlerce asker ve aile üyesi farklı noktalara sevk edildi. ABD Savunma Bakanlığı müfettişlerinin yayımladığı raporda ise yaklaşık 60 uçak ve başka askerî ekipmanın kaybedildiği, maddi kaybın yaklaşık 3,7 milyar dolara ulaştığı belirtildi.
Yüzlerce binanın da saldırılardan etkilendiği kaydedildi. ABD’NİN ÜS AĞI YENİ TEHDİTLERLE KARŞI KARŞIYAYaşananlar, ABD’nin II. Dünya Savaşı’ndan bu yana önemli bir stratejik avantaj olarak kullandığı denizaşırı askerî üs ağının günümüzde aynı ölçüde güvenli olup olmadığı tartışmasını gündeme taşıdı.
ABD, dünyanın farklı bölgelerindeki üsleri; asker, silah, mühimmat ve diğer askerî malzemelerin hızlı biçimde sevk edilmesinde lojistik merkezler olarak kullanıyor. Ancak gelişen insansız hava aracı teknolojileri ve uzun menzilli hassas füzeler, bu tesisleri daha kolay hedef haline getiriyor. Yine aynı haberde emekli ABD’li General David H.
Petraeus, mevcut gelişmelerin yalnızca üslerin konumlandırılmasının değil, ABD ordusunun gelecekteki operasyon biçiminin de yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini belirtti. Rusya, Çin ve Kuzey Kore gibi ülkelerin daha gelişmiş füze sistemlerine sahip olması da ABD'nin denizaşırı askerî tesislerinin savunmasına ilişkin endişeleri artırıyor.
Bu noktada değerlendirmelerde bulunan İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, savaşın ABD’nin Körfez’deki üslerine ilişkin tartışmayı başlatmadığını, mevcut tartışmayı somutlaştırdığını belirtti. Toğa, Pentagon Başmüfettişliği’nin 14 Eylül’de yayımladığı rapora dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:-- Bence savaş bu tartışmayı başlatmadı, yalnızca sonuçlandırdı.
ABD’nin Körfez’deki üs mimarisi zaten uzun yıllardır sorgulanıyordu. Savaş ise bu tartışmayı teorik düzlemden çıkararak somut bir mesele haline getirdi. Pentagon Başmüfettişliği’nin 14 Eylül’de yayımladığı rapor, bu konuda ilk resmî muhasebeyi ortaya koydu.
Rapora göre İran saldırıları, Kuveyt, Bahreyn, Katar, BAE, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün’deki ABD üslerinde yüzlerce bina ve yapının hasar görmesine ya da yıkılmasına neden oldu. -- Ancak asıl mesele bina ve altyapı kayıpları değil. Bana göre raporun en kritik bölümü mühimmat meselesine ilişkin.
Raporda, savaşın stratejik envanter açıkları yarattığı ve mühimmat tedarikinde sanayi kaynaklı darboğazları ortaya çıkardığı belirtiliyor. Sorunun özü de burada yatıyor. Bir önleyici füzenin maliyeti, düşürdüğü İHA’nın maliyetinden kat kat yüksek. Böyle bir maliyet denkleminde savunan tarafın bunu uzun vadede sürdürebilmesi son derece güç.
BAHREYN’DEKİ HASAR OPERASYONLARI DA ETKİLEDİBahreyn’deki üssün kullanılamaması, bölgedeki ABD Donanması operasyonlarında lojistik sorunlara da yol açtı. Hürmüz Boğazı çevresinde görev yapan savaş gemileri, yakıt, yiyecek ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için alternatif merkezlere yönelmek zorunda kaldı.
Bu kapsamda, Umman Körfezi’nden uzakta Diego Garcia’daki ABD tesislerinden yararlanıldığı ve ikmal süreçlerinin uzadığı bildirildi. ABD’nin Abraham Lincoln uçak gemisi de uzun süre denizde kaldı. Guam ve Umman’daki kısa süreli duraklamalar dışında 250 günden fazla liman ziyareti gerçekleştirmeyen geminin uzun süreli görev süresi, mürettebatın yaşadığı zorluklarla birlikte ABD kamuoyunda da gündeme geldi.
ÜSLERİN KÜÇÜLTÜLMESİ DE SEÇENEKLER ARASINDA AMA... Ortaya çıkan tablo, ABD’nin denizaşırı askerî varlığının boyutunun ve bu varlığın sürdürülebilirliğinin yeniden tartışılmasına yol açtı. ABD, dünyanın pek çok ülkesinde askerî üs, liman ve havaalanını kullanıyor. Ancak bu geniş askerî ağın işletilmesi ve korunması her yıl 10 milyarlarca dolarlık maliyet oluşturuyor.
Oral Toğa’ya göre ABD’nin atacağı bir sonraki adım, İran’ın elindeki kozları bile değiştirebilir… Peki Körfez’de dengeleri sarsacak o seçenek ne?
Kaynak: Hürriyet