Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Festival seçkilerinin yüksek düzeyi, içeriksel ve biçimsel zenginliğin bir arada olmasıyla daha da önem kazanmıştı. Geriye, sadece herkesin farklı açılardan eleştirebileceği bir ödül listesi kalmıyor; jüri, sergilediği genel yaklaşım ve tavırla da ayrıca dikkat çekiyor. 83. Venedik Film Festivali ana jürisi de tıpkı altı ay önce Cannes’da olduğu gibi temelde sorumlu ve bilinçli bir tavır sergilemiş oldu.
Sinemanın, güncel politik tartışmaların taşıyıcısı ve acı gerçeklerin de yansıtıcısı olmanın yanı sıra, özgür bir sanat ve düşünce alanı olduğunu da gözden uzak tutmadı. Özellikle Cannes’dan Venedik’e uzanan bu ortak ölçüt, politik duyarlılığı önemsemek ama sinemasal değeri politik mesajın önüne ya da arkasına hapsetmemek olarak özetlenebilir.
Bu açıdan bakıldığında, birbirlerinden çok farklı 21 filmi değerlendiren Maggie Gyllenhaal başkanlığındaki jürinin, Altın Aslan’dan oyunculuk ödüllerine, mizansen becerisinden senaryoya kadar, farklı sinema anlayışlarını gözeten, politik ve toplumsal içerikle sinemasal biçim arasındaki dengeyi bütünüyle kaybetmeyen bir dağılım yaptığını görüyoruz.
Yine de en çok tartışılacak iki karar, kuşkusuz “NAZA”ya verilen Jüri Özel Ödülü ile “Woman Unknown”un aldığı “Altın Aslan” olacak. FAŞİZM YANI BAŞIMIZDA Evet, İsrailli genç gazeteci ve belgesel sinemacılar, Yuval Abraham ile Rachel Szor’un filmi, “Altın Aslan” alacak kadar önemliydi.