ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Kültür
  3. 83. Venedik Film Festivali’nden notlar: Gerçeğin içinde ve sınırların ötesinde...
Kültür

83. Venedik Film Festivali’nden notlar: Gerçeğin içinde ve sınırların ötesinde...

Ana seçkinin en çarpıcı filmlerinden biri olan “Dau”, Rus asıllı yönetmen İlya Khrzhanovsky’nin (1975) yirmi yıldan bu yana üzerinde çalıştığı devasa bir projenin son noktası.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 11 Eylül 2026 04:00·Güncelleme: 11 Eylül 2026 04:08·5 dk okumaBu haber 877 kez okundu
83. Venedik Film Festivali’nden notlar: Gerçeğin içinde ve sınırların ötesinde...
83. Venedik Film Festivali’nden notlar: Gerçeğin içinde ve sınırların ötesinde...
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Geçmişte, dönem dönem eldeki malzemelerden kotarılmış farklı biçimleriyle sinema, tiyatro ve sergi mekânlarında izleyicilerle buluşmuş olan iddialı projenin, 195 dakikalık bir filme dönüşen son aşaması.

Estetiğiyle çarpıcı, mizanseniyle çılgın, içeriğiyle önemli, dağınıklığı gerisinde tutarlı, hem itici, hem de büyüleyici bir başyapıt. Dau, Sovyet atom bombasının babası, fizikçi Lev Landau’nun (1908 Bakû-1968 Moskova) takma adı. Bir noktada, Oppenheimer’in genleri farklı sahte ikiz kardeşi diyebiliriz Landau’ya. Aralarında, zıt yanları eksik olmayan, çok boyutlu bir akrabalık var sanki.

Image
Image

1962 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü, “yoğunlaşmış maddenin, özellikle de sıvı helyumun süper akışkanlığını açıklayan öncü teorik çalışmaları” nedeniyle tek başına alan Landau’nun yaşamından esinlenen film, klasik bir biyografi olmanın çok ötesinde, deneysel nitelikleri ve çapraz sanatsal boyutlarıyla son derece özgün, değerli bir çalışma.

Değişik bir sinema dili arayışı gerisinde, performans sanatlarıyla antropolojiyi harmanlarken toplumsal ve politik boyutlarıyla da zenginleşen, uzun soluklu benzersiz bir yapıt olan “Dau”nun ilk hazırlıkları 2006’da başlar. Harkiv’de, dev bir Sovyet araştırma enstitüsü dekoru kurulmuş, yüzlerce insan burada dönemin koşullarını yaşayarak iki yıl boyunca çekimlere katılmıştı.

Yaklaşık 700 saatlik 35 mm çekilmiş görüntülerden bugünkü son versiyona gelene dek çok sayıda film çıkmıştı ortaya. KURMACA VE GERÇEK İLİŞKİSİ Khrzhanovsky’nin temel amacı, Stalin döneminin yoğun gözetim ve baskısı altında oluşan korku imparatorluğu gerçeğini perdede yeniden canlandırmak değil; seyirciye, tüm benliğiyle, kendini o düzenin içinde bulunma duygusunu yaşatabilmek.

Bu uzun süreçte, profesyonel oyuncular yerine akademisyenlerden, sanatçılardan, müzisyenlerden ve sıradan insanlardan oluşan geniş kadrosuyla doğaçlamaya alan açan Khrzhanovsky, gerçek yaşamdan beslenen ilişkileri ve durumları, yer yer son derece sert bir bakış açısı eşliğinde, tüm çiğlikleriyle sahneye koymayı başarıyor.

Sonuçta, kurmaca ile gerçek arasındaki sınırları bilinçli olarak yok eden; bazen alabildiğine büyüleyici estetik cüretkârlığıyla hayranlık uyandıran, yer yer de provokatif duruşuyla son derece rahatsız edici olabilen karmaşık bir sinema yapıtı çıkıyor ortaya.

Özellikle işkence ve sevişme sahnelerinin çiğ bırakılmış ya da estetize edilmiş gerçekçiliği, “Dau”nun sinemasal etkisini artırırken, yönetmenin getirip önümüze koyduğu temel sorunun da altını çiziyor: Bir sanat yapıtı adına, gerçek insanların yaşadıkları ya da yaşayabilecekleri psikolojik ve bedensel sınırlar ne ölçüde zorlanabilir?

Daha önceki dönemlerde izlenen, henüz tamamlanmamış “Dau” filmleri sonrasında ağır etik eleştirilere hedef olan Khrzhanovsky, çekimlerin oyuncuların bilgisi ve rızasıyla yapıldığını; işkence ve tecavüz sahnelerinin gerçekleri yansıtmadığını vurgulayarak “Tek gerçek, aslında, duygularımızla oluşturduğumuz öznel gerçeğimizdir” tezini savunmuştu.

AVRUPA’DA BOYKOT Sovyet totalitarizmini geçmişte kalmış bir tarih olarak değil, bilim, iktidar ve bireysel özgürlük arasındaki tehlikeli ilişkilerin hâlâ canlı bir modeli olarak önümüze getiren filmin başrolünde, son derece yaratıcı, pırıltılı bir yorum sunan Yunan kökenli Rus müzisyen, orkestra şefi ve aktör Teodor Currentzis (1972), sergilediği çok boyutlu performans ile, “Dau”nun yarattığı garip gerçeklik duygusunu daha da yoğunlaştırmakta.

Bu arada, Ukrayna savaşına rağmen sanatını Rusya’da icra etmeyi sürdürdüğü gerekçesiyle, Currentzis’in bazı konserlerinin Avrupa ülkelerinde boykot edildiği bilgisini de eklemeliyiz. CRUZ VE BARDEM’E RAĞMEN... “Dau” ne kadar heyecan vericiyse ilgiyle beklenen Altın Aslan adayı “Bunker” o kadar düş kırıklığı yarattı!

Yetenekli, saygın bir yazar ve dramaturg olan, geçen yıl çok genç sayılabilecek bir yaşta prestiji yüksek Fransız Akademisi üyesi seçilen Florian Zeller (1979), yazdığı bir tiyatro oyunundan uyarladığı ilk film yönetmenliği denemesi olan “Le Père”( Baba, 2019) ile, insan ruhunun kırılganlığına ve aile ilişkilerinin görünmeyen çatlaklarına son derece incelikli biçimde yaklaşmış bir sanatçıydı.

Anthony Hopkins ile Olivia Colman’ın yorumladıkları film, umut verici bir ilk adım olmuştu. İkinci adım, “Oğul” (Le Fils, 2022) yine başarılıydı ve Venedik’te uzun uzun alkışlanmıştı. Florian Zeller’in üçüncü filmi olan “Bunker” de kâğıt üzerinde çok şey vaat ediyordu. Yazarın, yine kendi kaleminden çıkan senaryo, son derece doğurgan gözükmekteydi.

Dünyanın çöküşünden korkan bir teknoloji milyarderi, yeraltında yaptırmak istediği lüks sığınağı, Javier Bardem’in yorumlayacağı ünlü bir mimara yaptırmak istemektedir. Kendinden emin ve kendini beğenmiş mimar, karısıyla (Penélope Cruz) arasındaki güçlü aşk bağlarının giderek gevşediğini görmektedir, yaşamına yön veren değerleri sorgulama aşamasına gelmiştir.

Ne yazık ki bu kadar sıradan sözcük ve imgelerle özetlenecek kadar yavan, sıradan bir geniş kitle sineması örneği çıkıyor karşımıza. Penélope Cruz ile Javier Bardem’in güçlü varlıkları, hatta gerçek hayattaki birlikteliklerinin yarattığı özel kimya, filmin kimi sahnelerini ayakta tutuyor belki ama iki yıldız oyuncunun getirdiği ağır yük yönetmeni bir noktadan sonra boğmuş olmalı.

Tıpkı, senaryonun nefesinin sık sık kesilmesi gibi. Daha da önemlisi, zenginlik, eşitsizlik, yalnızlaşma ve gelecek korkusu gibi önemli meseleler, sanki yetenekli bir yazarın incelikli kaleminden değil de geniş kitleleri hedefleyen bir senaryo algoritmasından çıkmışçasına, kolay tüketilen espriler ve açıklamalar biçiminde yansımış diyaloglara. Neredeyse yapay zekâ tarafından kaleme alınmış gibi!

Kuşkusuz, karikatürize edilmiş sert bir benzetme bu ancak filmin giderek “yapay”laşan dramaturjisini anlatmak için, ne yazık ki uygun bir benzetme. ELON MUSK BELGESELİ... Bunker’daki teknoloji milyarderi karakteri de günümüzün Elon Musk/Zuckerberg tipolojisini çağrıştırmakta. Tam da bu nedenle, yarışma dışı gösterilen Alex Gibney (1953) imzalı “Musk” belgeseli ayrıca önem kazanıyor.

Yaklaşık dört saat süren film, Elon Musk’ın teknoloji girişimciliğinden siyasal güce erişmeye dek uzanan yükselişini, çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkileri ve giderek büyüyen toplumsal etkisini araştırıyor. Musk filme bizzat katılmayı reddetmiş.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

04:30

11 Eylül 2026 AFAD ve Kandilli son depremler listesi

04:00

FETÖ’cü hâkim ve savcıların davalarında terör suçlaması yer almadı

04:00

Mısır, tarihinde ilk kez GKRY’nin askeri geçit törenine katılacak

04:00

Mekke Anlaşması, Ortadoğu’da yeni bir ittifak tartışmasını gündeme taşıdı

04:00

CHP’nin 103. kuruluş resepsiyonunda bazı başkanlar yer almadı

04:00

YENİ Parti’de Üsküdar gelişmesi belediye başkanları politikasında kırılma yarattı

04:00

Bakanlık, ABD’den LNG ithalatına 2,6 milyar dolar ödendiği iddiasını reddetti

Ünlü şarkıcı Nev'den üzen haber: Yoğun bakıma kaldırıldıKültür10 Eyl 20:24

Şarkıcı Nevzat Doğansoy, karaciğer rahatsızlığı nedeniyle yoğun bakımda

Nev sahne adıyla tanınan 57 yaşındaki şarkıcı Nevzat Doğansoy, karaciğer rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi görüyor. Bilincinin açık olduğu belirtilen sanatçının tedavisi doktorların gözetiminde sürüyor.
Şarkıcı Nev kimdir? Nev kaç yaşında, nereli? Nev'in sağlık durumu...Kültür10 Eyl 20:34

Şarkıcı Nev’in karaciğer rahatsızlığı nedeniyle yoğun bakımda tedavi gördüğü öğrenildi

Tam adı Nevzat Doğansoy olan 57 yaşındaki şarkıcı Nev’in, karaciğer rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi altına alındığı bildirildi. İstanbul’da 24 Aralık 1968’de doğan sanatçı, müzik kariyerine mandolinle başladı ve 2001’den bu yana çeşitli albüm ve single çalışmalarına imza attı.
Seda Sayan'dan 'evlilik' çıkışı: 'Asıl 7 kere evleneni dinleyeceksin'Kültür10 Eyl 21:13

Seda Sayan: “Evlilik 7 oldu, asıl 7 kere evleneni dinleyeceksin”

Perakende Zirvesi 2026’ya katılan Seda Sayan, sanat ve televizyon kariyerini anlatırken evlilikleri üzerinden yöneltilen eleştirilere yanıt verdi. Sayan, ilişkiler konusunda deneyimleri nedeniyle kendisinin dinlenmesi gerektiğini söyledi; kadınların maruz kaldığı manipülasyon ve mobbingin gizlenmemesi gerektiğini de ifade etti.
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziYayın İlkeleri

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaYayın İlkeleri