ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Dünya
  3. 12 Eylül Darbesi Avrupa Konseyi’nde Türkiye’nin üyeliğini tartışmaya açtı
Dünya

12 Eylül Darbesi Avrupa Konseyi’nde Türkiye’nin üyeliğini tartışmaya açtı

12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye’nin 1949’dan beri üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nde hemen gündeme geldi. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Türkiye’nin üyeliğinin askıya alınmasını isteyenler ile gelişmeleri izlemeyi savunanlar arasında görüş ayrılığı yaşandı.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 12 Eylül 2026 10:13·Güncelleme: 12 Eylül 2026 10:27·5 dk okumaBu haber 430 kez okundu
12 Eylül Darbesi Avrupa’da nasıl yankı buldu?
12 Eylül Darbesi Avrupa’da nasıl yankı buldu?
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Türkiye-Avrupa ilişkisini ve 12 Eylül 1980 Darbesi'nin Türkiye’nin de üye olduğu Avrupa Konseyi’nde nasıl yankılandığını NTV Brüksel Muhabiri Kayhan Karaca, ntv. com. tr okurları için kaleme aldı. Tarih 10 Mayıs 1979… Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Fransa’nın Strasbourg kentinde düzenlenen genel kurul toplantılarına Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit’i konuşmacı olarak davet etmişti.

Nisan 1958-Nisan 1959 arasında AKPM üyeliği yapmış Ecevit, şimdi de AKPM’ye hitap edecek ilk Türk Başbakan olarak tarihe geçecekti.

Ecevit, genel kuruldaki uzun konuşmasında Avrupa Konseyi’ni, “Üye ülkelerin demokrasiye bağlılıklarının yaşayan abidesi” olarak tanımlayıp, gerek Türkiye gerekse Konsey açısından ilginç bir değerlendirme yaptı: “Demokrasinin neredeyse Avrupa Konseyi’yle aynı yaşta olduğu Türkiye, başlangıcından bu yana bu teşkilatın üyesi olmaktan gurur duymaktadır.

Türkiye, gelişme aşamasında olup da demokrasinin son otuz yılda sürekli sağ kaldığı tek ülkedir. Gelişme aşamasında olmanın büyük zorluk ve engelleriyle boğuşan bir ülke için demokrasiyi yaşatmak ve demokrasiyle yaşamak kolay bir iş değildir... Türkiye’de demokratik süreç ve ilerlemenin inişli çıkışlı dönemleri olmuştur.

Bu inişli dönemlerde, ekonomik ve sosyal güçlerin kötüye gidişi bizleri demokrasi yolundan uzaklaştırdığında, Avrupa Konseyi üyeliğimiz bu yolda kalmakta bize yardım eden bir pusula işlevi görmüştür...” Ecevit konuşmasının bir başka bölümünde ise “Türkiye’de demokrasi yaşamıştır ve yaşayacaktır, zira Türk toplumu artık geri dönüşü olmayan bir noktadadır ve halk alternatif bir rejime tahammül etmez.

Kısa bir süre içinde sıkıyönetimi sona erdirebileceğimizi veya kapsam alanını azaltacağımızı da umuyorum” dedi. Dedi ama bu dilek ve öngörüleri gerçekleşmedi; Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Eylül 1980’de bir kez daha yönetime el koydu. Bu darbe Türkiye’nin o tarihten sonra Avrupa ile ilişkilerinde onarılması zor sorunlar yaratacaktı. Avrupa ve dünyadaki siyasal konjonktür 1960 veya 1971 ile aynı değildi.

İnsan hakları ve bireysel özgürlüklere saygı gerçek anlamda kültür haline gelmeye başlamıştı. Avrupa Konseyi, Orta Avrupa ülkelerindeki insan hakları sorunlarını mercek altına almaya başlamış, Yunanistan Albaylar Cuntası’ndan sonra 1974’te Avrupa Konseyi ailesine geri dönmüş, Portekiz ve İspanya diktatörlüklerden kurtulup 1976 ve 1977’de Avrupa Konseyi’ne katılmışlardı. İletişim teknolojileri eskisi gibi değildi.

Avrupa’da televizyon her eve girmişti. Dünyadaki gelişmeler hızla yayılıp, izlenmekteydi. Böyle bir ortamda 12 Eylül Darbesi Türkiye’nin 1949’dan bu yana üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin koridorlarında derhal yankı buldu. AKPM Başkanı Henri de Koster darbe günü bildiri yayımlayıp, demokratik rejime bir an evvel geri dönülmesi temennisinde bulundu.

AKPM’nin olağan genel kurul toplantıları 24 Eylül-2 Ekim arası yapılacaktı. Birçok AKPM üyesinin girişimi sonrası 30 Eylül ve 1 Ekim günleri “Türkiye’deki Durum” başlıklı bir genel kurul oturumu düzenlenmesi üzerinde mutabık kalındı. Oturum için AKPM Siyasi İşler Komisyonu rapor hazırlamakla, Avusturyalı Hıristiyan Demokrat parlamenter Ludwig Steiner ise raportörlük yapmakla görevlendirildi.

Darbe öncesi AKPM Türk heyetinde Cevdet Akçalı (AP), Muammer Aksoy (CHP), Uğur Alacakaptan (CHP), Hikmet Çetin (CHP), Halit Evliya (AP), Agâh Oktay Güner (MHP), Turan Güneş (CHP), Kemal Kaçar (AP), Temel Karamollaoğlu (MSP), Oral Karaosmanoğlu (AP), Besim Üstünel (CHP) ve Metin Toker (kontenjan senatörü) görev yapıyordu. Ortada TBMM kalmadığı için bu isimler artık parlamenter değildi.

Ancak AKPM’deki yetki belgeleri Mayıs 1981’e kadar geçerliydi; hâlâ AKPM üyesiydiler. Türkiye’de yönetime el koyan generaller AKPM genel kurul toplantılarına sadece heyet başkanı Cevdet Akçalı, AKPM Başkan Yardımcısı Turan Güneş, Besim Üstünel ve Metin Toker’in katılmasına izin vermişti. Neden sadece bu parlamenterlerin gönderildiği Avrupa Konseyi’nde merak uyandıracaktı.

Türk parlamenterlerin işi kolay değildi ve olmayacaktı. Darbeyi ve generalleri doğrudan savunmaları söz konusu olamazdı. 27 Mayıs ve 12 Mart’ta hiçbir Türk parlamenterin Avrupa Konseyi platformunda cesaret edemediği gibi darbe aleyhinde konuşabilecekler miydi? Bu mümkündü ama olmadı. Türk parlamenterlerin tek misyonu vardı: Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden dışlanmasını engellemek.

Bunu yaparken de darbe için “anlayış” isteyeceklerdi! Türkiye darbe nedeniyle Avrupa Konseyi’nde Bolivya, El Salvador, Guatemela gibi ülkelerdeki cunta rejimlerine benzetilmeye başlanmış, AKPM üçe bölünmüştü.

Bir uçta darbenin kabul edilemez olduğunu söyleyip Türkiye’nin üyeliğinin derhal askıya alınmasını isteyenler, diğer uçta ise Türkiye’ye karşı anlayışlı davranılmasını savunup bu aşamada karar alınmasına karşı çıkanlar vardı. Bu iki grup arasında “ikaz edelim ama üyelik işini sonraya bırakalım” diyen üçüncü bir grup bulunuyordu. Raportör Steiner ve Siyasi İşler Komisyonu bu son gruptandı.

Çoğunluk da bu yönde eğilim göstermeye başladı. Steiner genel kuruldaki konuşmasında, “Rapor, yeni Türk hükümetinden demokrasiye geri dönmesini istiyor, Avrupa Konseyi’ne de Türkiye’deki gelişmeleri yakın takibe alması çağrısında bulunuyor... İçinde bulunduğumuz durumda Türkiye’nin Avrupa’dan ayrılmasını ima edebilecek hiçbir şey yapmamalıyız.

Fakat askerî yöneticilere de Avrupa Konseyi’ne karşı yükümlülüklerini hatırlatmalıyız” mesajı verdi.

Steiner’den sonra söz alan Liberal Grup üyesi Danimarkalı parlamenter Ib Christensen, “Şu anda burada konuşmamız gereken bir şey varsa, o da, kendisini düzenli aralıklarla diktatörlüğe kaptıran, insan haklarını ihmal ve ihlal eden bir ülkenin Avrupa Konseyi üyesi kalıp kalamayacağıdır” sözleriyle Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğini sorguladı.

Sosyalist Grup üyesi Hollandalı parlamenter Harry van den Bergh ise “Genelde askerî rejimler demokratik kurum yaratmaz veya bu kurumlara geri dönmez… Birkaç ay bekleyip ne olduğunu görelim. Düzelme veya düzelmeye doğru bir işaret yoksa Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğini askıya almaktan başka alternatif kalmaz” çizgisini savundu. Söz sırası Türk heyeti başkanı Cevdet Akçalı’ya gelmişti.

Kaynak: NTV Gündem

10:42

KPSS Alan Bilgisi’nin ilk oturumu başladı

10:36

Erdoğan imzalı tebliğle 2027-2029 bütçe hazırlıklarının esasları belirlendi

10:34

Malatya’da Taner Ekici, babası Mithat Ekici’yi bıçaklayarak öldürdü

10:34

ABD’nin ağustos bütçe açığı yüzde 52 azaldı, 11 aylık açık 1,97 trilyon dolara ulaştı

10:33

Müsavat Dervişoğlu: 12 Eylül, millet iradesine düşürülmüş kara bir lekedir

10:30

12 Eylül 2026 AFAD ve Kandilli son depremler listesi

10:29

Yeşilhisar’ın kuru domatesleri Erciyes eteklerinden 7 ülkeye ihraç ediliyor

Trump’tan Cumhuriyetçilere bir tuhaf çağrı: Oy vermezseniz cehenneme gidersinizDünya12 Eyl 07:00

Trump, Cumhuriyetçilere seslendi: Oy kullanmayanlar cehenneme gider

ABD Başkanı Donald Trump, Teksas’taki Cumhuriyetçi Ara Seçim Kongresi’nde destekçilerine kasım ayındaki ara seçimlerde oy kullanmaları için toplu yemin ettirdi. Trump, Cumhuriyetçilerin Kongre’de çoğunluğu koruması halinde her yetişkin Amerikan vatandaşına 5 bin dolar verileceği vaadini de yineledi.
NATO’yu alarma geçiren hamle! Putin neyi test etti? Denizin yüzlerce metre altında ne oldu?Dünya12 Eyl 09:20

Rusya, Arktik’te denizaltı kablolarına yönelik teknolojiyi test etti

Svalbard çevresindeki Rus tatbikatında, denizaltı kablolarına müdahale amacı taşıdığı değerlendirilen yeni bir teknolojinin konuşlandırılmasının simüle edildiği öne sürüldü. İngiltere, Norveç ve ABD’nin izlediği operasyonda kablolara zarar verilmediği belirtilirken, gelişme NATO ile Rusya arasındaki gerilime ilişkin endişeleri artırdı.
İsrail’in ‘üç güvenlik halkası’ hedefiDünya12 Eyl 04:00

Netanyahu’nun Suriye açıklaması İsrail’in üç halkalı güvenlik hedefini ortaya koydu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Şeyh Dağı’ndan yaptığı açıklama, İsrail’in Filistin, Lübnan, Suriye ve Ürdün çevresindeki tampon bölgeleri; Mısır ve BAE merkezli ittifak hattını; Yunanistan, Somaliland ve Hindistan’a uzanan üçüncü halkayı içeren güvenlik yaklaşımıyla ilişkilendiriliyor. Metin, bu mimarinin Doğu Akdeniz ve bölgesel işbirlikleriyle genişletilmek istendiğini savunuyor.
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziYayın İlkeleri

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaYayın İlkeleri