Zverev şampiyonluğu gerçekten hak etti!
Zverev şampiyonluğu gerçekten hak etti!
Zverev şampiyonluğu gerçekten hak etti!

29 yaşındaki Rus asıllı Alman tenisçi Alexander Zverev, bugün Amerikan tenisinin parlayan yıldızı New York’un eli avuca sığmaz tatlı belası Ben Shelton’u dört sette 6-3, 7-6, 5-7, 6-2 yenerek Paris Açık’tan sonra Amerika Açık’ı da kazanmayı başardı. Londra’da Wimbledon’da da final oynayarak dört sette İtalyan tenisçi Sinner’e kaybeden Zverev, böylece 2026 yılının tartışmasız en iyi sonuçları alan flaş yıldızı oldu. Her ne kadar Sinner’in arkasından genel dünya sıralamasında ikinci olsa da, tartışmasız bu yılın unutulmazı artık kendisi!
1,98 boyuna rağmen çevikliğinden hiçbir şey kaybetmeyen sporcu, harika servisleriyle de gücüne güç katan bir isim. Dün de ilk oyunda 23 yaşındaki rakibinin servisini kırdı; kendi servisinde ise hiç ciddi bir tehlike yaşamadan, hatta son oyunda rakibini bir kez daha kırarak ilk seti 6-3 aldı. İkinci sette 2-1 Zverev öndeyken Shelton’un servisinin kırılmasına son anda izin vermedi ve 6-6’da tie-break oyununa geçildi. Baştan itibaren kontrolü eline alan tecrübeli Alman tenisçi 5-0 öne geçtikten sonra oyunu 7-2, seti de böylece 6-2 ile hanesine yazdı. Üçüncü sette bu sefer 3-2 geride iken servisinin kırılmasını harika bir backhand ile engelleyen Zverev oldu. Kaliteli puanların birbirini takip ettiği maçta set tekrar tie-break’e gidecek sanılırken, son oyunda kendi servisinde Zverev puanları basit şekilde üst üste verince, Shelton 3. seti 7-5 ile aldı ve 23.000’i aşkın Amerikalı seyirci gürültülü bir umutla şaha kalktı.

Son oyuna başlamadan önce, Zverev’in çorap ve ayakkabısını değiştirmesi beni çok şaşırttı! Çünkü bunu bir sponsorluk anlaşması adına bile yaptıysa, artık kupaya erişmenin son virajında insanın sinirleri en uç noktasına varmışken, ayakların yere temas ettiği noktada herhangi bir basit potansiyel farklılık veya rahatsızlık bile bir tehlike oluşturabilir; mesela beni kesseniz böylesine ağır riskler taşıyan bir harekete cesaret edemezdim! Tenis maçları ve özellikle turnua oynayanlar, ne demek istediğimi çok iyi anlamıştır…
Son oyuna çift hata ile başlamasına rağmen hızlı servis puanlarıyla maç topuna ulaşan Zverev, dün inanılmaz bir şekilde Amerika Açık'ta şampiyon olduğunu bütün stadda, hatta maçı seyreden milyonlarca insan arasında en son anlayan kişi oldu! Maçın sonuna rağmen o sayıları karıştırdı ve maçı devam ediyor zannetti! Aradan belki 15 saniye geçtikten sonra durumu nihayet kavradı ve birden mutluluktan uçtu! Bu da zaman içinde sayısız referansa konu olacak bir hatıra tenis tarihi için…
Dünyanın genç tenisçileri arasında 2013 yılında 1 numara olan Alman sporcu o tarihten bu yana tenis dünyasının en iyileri arasında yer aldı… Bu yılki başarılarından önce 3 defa, 2020, 2024 ve 2025’te sırasıyla Amerika Açık, Paris ve Avustralya’da üç şampiyonluk finali kaybetmişti. Hem de setlerde 2-0 veya 2-1 önde götürdüğü maçlarda!
Daha 4 yaşındayken ailesi, tip 1 diyabet hastası olduğunu öğrendi. Tenisçi ve sporcu Zverev ailesi için bu haber önce bir yıkım gibi gelmişti. Ama dün finali kazandıktan sonra duygusal konuşmasını yaparken, Zverev’in açıkladığı gibi, dünyanın en güçlü ve ona en yakın insanı olarak gördüğü annesi “Benim oğlum spor da yapar, her şeyi yapar; ne olmak istiyorsa o olacaktır, sporcu da olur, tenisçi de olur” diyerek onun bu büyük kariyerinin önünü açmıştı! Bu nedenle, yakın ekibi, babası ve en yakın çevresi dışında, en çok annesine büyük bir teşekkür borçlu olduğunu büyük bir samimiyetle dünyaya duyurdu. Bu arada Amerikalı turnua sorumlularından özür dilemeyi de ihmal etmedi Zverev. “Evet biliyorum, hepiniz bugünkü rakibimin kazanmasını istediniz, ama ne var ki benim de işimi yapmam lazımdı!” Maç boyunca seyircilerden hiç etkilenmemesini ve kaliteli vuruşlarıyla onları da içten fethetmesini çok şık bulmuştum. Ben Shelton ve ekibini olduğu kadar, Amerikalı sporcunun ailesiyle ilişkisini de öve öve bitiremedi. Çok şık ve olgun bir konuşmaydı.
Shelton da güzel konuştu ama hayal kırıklığı aşırı boyutlardaydı. Halbuki ilk slam finalini kazanmanın ne kadar zor ve ender olduğunu herhalde biliyordu.
Zverev, 5,5 milyon dolarlık çekin bulunduğu zarfı, ilginç bir şekilde yırtarak açtı ve podyumda keyifle göz gezdirdi! Adeta başarısından emin olmak istiyordu! Bu arada kupa töreninde eski büyük şampiyon Jimmy Connors resmen gümbürtüye geldi, inanamıyorum. Adeta bu kuşak onu hiç tanımıyor! Evet, kupayı verdi ama hiç yetmez!
Onu defalarca Paris’te ve Wimbledon’da seyretmiş tenis dünyasının bir insanı olarak üzüldüm. Belli ki oyunculara da onun kim olduğu anlatılmamış! Onlar da hiç merak edip araştırmamışlar! Connors, birçok başka eski şampiyonun aksine daha geride duran, fazla ortaya çıkmayan bir figür. Ama özellikle 70'li yılların tartışılmaz bir efsanesi. Büyük bir hırsla oynadığı solak, çift el backhandli, power play düz vuruşlu çok kişisel oyunu dün gibi gözlerimin önünde… Özellikle smaç ve passing-shotları…
Normalde törende ona da söz vermeleri lazımdı, saygı konuşmaları lazımdı, beraber toplu fotoğraf çektirmeleri lazımdı, bunların hiçbirini yapmadılar, Connors’ı adeta yok saydılar, sanki “New York eyaletinin idari işler müdürü”(!) gibi bir muamele reva görüldü kendisine! Törenin güzel yanı ise Zverev’in, başta rakibi olmak üzere, herkesin hakkını teslim eden olgun konuşmasıydı.
Gerçekten Zverev bugün bu zor maçı kazanmayı hak etti; deplasmanda New York’ta Amerikalı seyircilerin önünde bu dönemin en ateşli ve “en patlayıcı dolu” tenisçisini yendi!
Kaybettiği üç Slam finali ona çok şey öğrettiği için, 2026’da iki şampiyonluk ve bir başka final ile unutulmaz bir yıl yaşadı!
Bu yıla kadar büyük Slam şampiyonluğu kazanamadığı için hep üzülüyordum… Hele dört yıl önce Paris’te Nadal’a karşı önde götürdüğü yarı final maçında ayak bileğini burkup kırması korkunç bir olaydı.
Ben Shelton, harika maçlar çıkararak finale geldi. Özellikle yarı finalde kendi vatandaşı Tiafoe’yu 5 sette yendiği maç inanılmazdı. Genç bir tenisçinin ilk büyük finalini kazanması çok ender görülür. Zverev’in dediği gibi, Shelton’un daha çok final oynama ve kazanma şansı olacak!
Zverev rallilerde hem yüksek hem de derin spinli toplar atıyor, sonra birden açı değiştiriyor ya da kontrpiyeye gidiyor. Geriden sabırla puan inşasında, dün rakibinden daha tecrübeli ve başarılıydı. Kendi servis oyunlarında ilk servisinin içeriği düştüğü puanların yüzde doksanına yakınını kazandı. Fileye geldiği toplarda aldığı puan oranı %80 civarındaydı. Zaten bu istatistiklerin her birinde rakibinden %10 bile daha iyi olsa ortaya 3-0 veya üç 3-1’lik bir galibiyet çıkıyor, çünkü zaten sonuçta her biri çok kabiliyetli ve değerli sporcular. Zaten ayrıntılarda gizli olan şeytanın iteleyeceği ufak farklar, maçı fazlasıyla bitiriyor!
Şimdi izninizle Zverev konusunda, bazen algıda ne hatalar yapılabildiğini düşündürmek için bazı rakamlar hatırlatmak istiyorum:
Alcaraz’a karşı oynadığı maçlarda Zverev yalnız 7-6 geride. Sinner’e karşı 11-4 geride, Federer’e karşı sanılacağının aksine 4-3 ileride! Djokoviç’e karşı 9-5, Nadal’a karşı 7-4 geride! Yani yenilmez görünen bu dev isimlerin tamamına karşı oynadığı maçların hepsinin neredeyse yüzde kırkını kazanmış. Bunu da hatırladığımız zaman belki onun bundan sonra kazandığı şampiyonlukları kendi gerçek değerleriyle daha rahat ve inanarak alkışlarız!
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika