ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Politika
  3. Numan Kurtulmuş: Meclis’in yeni safhada üç temel mesuliyeti var
Siyaset

Numan Kurtulmuş: Meclis’in yeni safhada üç temel mesuliyeti var

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecinde Meclis’in kanunun uygulanmasını İzleme Komisyonu aracılığıyla takip edeceğini belirtti. Kurtulmuş, güvenlik kurumlarının tespitleri ile yürütmenin dosya bazındaki kararlarının hukuk ölçüsü içinde izlenmesi ve ihtiyaç halinde yeni yasal düzenlemelerin mutabakatla ele alınması gerektiğini söyledi.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 24 Eylül 2026 13:35·Güncelleme: 24 Eylül 2026 13:47·4 dk okumaBu haber 21 kez okundu
"Yeni safhada Meclis’e üç mesuliyet düşüyor"
"Yeni safhada Meclis’e üç mesuliyet düşüyor"
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecinde Meclis’e düşen mesuliyetlere ilişkin, “İlki, kanunun tatbikini, kurulacak İzleme Komisyonu eliyle takip etmektir. İkincisi, güvenlik kurumlarının, terör örgütünün feshi ve silahsızlanmasına ilişkin yapacağı tespitler ile yürütmenin dosya bazındaki kararlarını hukuk ölçüsü içinde izlemektir.

Üçüncüsü, ihtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemeler olduğu takdirde bu konuları mutabakatla ele almak için çalışmaktır.” ifadesini kullandı. Kurtulmuş, Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nin (ORSAM) yayını Ortadoğu Analiz Dergisi’nin Eylül-Ekim sayısı için verdiği röportajda Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.

"Yeni safhada Meclis'e üç mesuliyet düşüyor"
"Yeni safhada Meclis'e üç mesuliyet düşüyor"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında TBMM’de icra edilen çalışmaların meselenin tek başına bir güvenlik konusu olmadığını ve sürecin milli iradenin açık denetiminde ilerletilmesi anlamına geldiğini belirtti.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 5 Ağustos 2025’te başlayan toplantılarının, 21 oturum boyunca farklı siyasi kanaatleri ve toplumsal kesimleri aynı masa etrafında buluşturduğunu ifade eden Kurtulmuş, Komisyon toplantılarında konuşanların sözünün kısıtlanmadığını, acıların yarıştırılmadığını ve tüm fikir, tavsiye ve çekincelerin dikkatle kayıt altına alındığını ifade etti.

18 Şubat 2026’da büyük bir uzlaşıyla kabul edilen komisyon raporunun ve 10 Ağustos 2026 günü 467 milletvekilinin desteğini alan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanunu’nun güçlü toplumsal talebin parlamenter iradeye dönüşmesi olduğunu kaydetti.

Bu sürecin önceki çözüm arayışlarından ayrılan esas vasfının, Meclis’te yer alan partilerin neredeyse tamamının sürecin her aşamasında yer alması olduğunu dile getiren Kurtulmuş, böylece, partiler eliyle milletin siyasi sahipliğinin sağlandığını vurguladı. Kurtulmuş, “Tüm görüşler milli egemenlik çatısı altında görünür hale gelmiştir. Kaygı bildiren yurttaşın sözü de milletin iradesinin içinde değerlendirilmiştir.”

Gerek komisyon çalışmalarının gerek raporun hazırlanma sürecinin gerekse de yasanın kabul edilme safhasının TBMM’nin gücünü ve demokratik etkisini göstermesi bakımından tarihi öneme sahip olduğunun altını çizen Kurtulmuş, ayrıca, dünyadaki çoğu çatışma çözümleri örneğinden farklı olarak harici bir “üçüncü göz”e ihtiyaç duyulmadığını ve milli bir imkan olarak Meclis’in gücünden yararlanıldığını kaydetti.

Yeni safhada Meclis’e üç mesuliyetin düştüğüne dikkati çeken Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “İlki, kanunun tatbikini, kurulacak İzleme Komisyonu eliyle takip etmektir.

Üçüncüsü, ihtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemeler olduğu takdirde bu konuları mutabakatla ele almak için çalışmaktır. Kanun kapıyı açmıştır. Kalıcı neticeyi adil uygulama, yargısal güvence ve siyasi nezaket sağlayacaktır. Meclis’in vazifesi, Türk’ün gururu ile Kürt’ün onurunu aynı hukukta koruyan müşterek hayatı kurumsal hale getirmektir.”

Terörsüz bölge vizyonunun, Türkiye’de elde edilen huzur ve sükunetin hudutlardan ibaret olmayacağını ifade ettiğini belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti: “Coğrafyamız mezhepçi ayrışmalar ve etnik fay hatları üzerinden uzun süredir parçalanmaya çalışılıyor. İsrail hükümetinin Gazze soykırımı ve çevresindeki ülkelere yönelen saldırganlığı, iç kalemizi tahkim etmenin önemini daha da artırıyor.

Türkiye birlik ve beraberlik içinde kardeşlik hukukunu kuvvetlendirdikçe, bölgemizde uygulamaya konulan parçalanma projelerine karşı daha tesirli bir merkez haline gelecektir. Bölgemizde atılacak ilk kritik adım, devlet dışı silahlı yapıların meşru siyasal aktör muamelesi görmesine son verilmesidir.

Irak’ın, İran’ın, Suriye’nin ve Lübnan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve yurttaşlarının eşitliği ortak ilke sayılmalıdır. İkinci adım, sınır güvenliği, istihbarat paylaşımı ve yasa dışı finansman ağlarının kesilmesi alanlarında daimi bölgesel iş birliğidir. Üçüncü adım ise siyasi katılımı derinleştiren ve yerel aidiyetleri anayasal düzen içinde teminat altına alan uzlaşma zemininin güçlendirilmesidir.

Güvenlik tedbirleri iktisadi ve toplumsal bir çerçeveyle tamamlanmalıdır. Ticaret yolları, enerji hatları, su kaynakları, göç yönetimi ve yeniden imar, rekabet sahası olmaktan çıkarılıp müşterek menfaatlere bağlanmalıdır. Bölge halklarının kaderdaşlığı, bölge dışında çizilen çatışma senaryolarından çok daha köklüdür.

Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Fars’ın ve tüm inanç topluluklarının emniyeti, selameti ve geleceği birbirine bağlıdır. Terörsüz bölge hedefimiz, egemen devletlerin adalet, karşılıklı saygı ve iş birliği temelinde kuvvetlenmesini esas alır. Terörsüz bölge hedefimiz bir asır önce emperyalistlerin paramparça ettiği bölgemizde dağılan parçaları yeniden bir araya getirme, birleştirme, bütünleştirme çabasıdır.”

“Türkiye modeli” yaklaşımının temel unsurlarının neler olduğu ve Türkiye nin bu tecrübesinin Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgedeki çatışmaların çözümünde nasıl bir model teşkil edebileceği sorusu üzerine Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye modeli, dışarıdan ithal edilmiş hazır bir reçete değildir.

Kendi tarihi müktesebatımızdan, anayasal nizamımızdan ve maşeri vicdanımızdan doğan bir usul siyasetinin yansımasıdır. Başarı sağlandığında ülkemiz, çatışmayı dondurmakla iktifa etmeyen, çatışma üretme zeminini ortadan kaldıran bir tecrübe sunacaktır. Ana unsurları siyasi kararlılık, çok partili sahiplenme, açık müzakere, doğrulanabilir silahsızlanma, hukuki belirlilik, yargı güvencesi ve parlamenter gözetimdir.

Şehit aileleri ile gazilerin hassasiyetini gözetirken evladını çatışmada kaybeden annelerin feryadını da duyabilmek, modelin ahlaki muvazenesidir. Yaklaşımın ayırt edici yönü, silah bırakmayı tek başına nihai hedef saymamasıdır. Silahın gölgesinden kurtulan siyasetin alanı genişleyecek, siyasette sözün itibarı yükselecek, yurttaşların talepleri demokratik siyaset ve sivil toplum kanallarında karşılık bulacaktır.

Devletin temel nitelikleri, üniter yapı ve resmi dil tartışmaya açılmadan, vatandaşlık bağları kuvvetlendirilecektir. Güvenlik ile hürriyet, beka ile adalet, kamu düzeni ile insan haysiyeti birbirine rakip sayılmayacaktır. Suriye ve Irak için teklifimiz, Türkiye’deki çalışmaların birebir kopyalanması olamaz. İki ülkenin tarihi ve toplumsal şartları ayrıdır. Aktarılabilecek olan usuldür.

Kaynak: Habertürk

23:19

Ahmet Şık, Burak Doğan’ın adliyeye girişinin yasaklandığını öne sürdü

23:17

Yeni Parti'nin genel başkanlık ön seçiminde Özgür Özel geçerli oyların tamamını aldı

23:05

Şamil Tayyar, fon operasyonunun genişleyebileceğini belirterek sürecin hızlandırılmasını istedi

23:02

Masterchef'te kim elendi?

22:02

YENİ Parti ön seçiminde 639 bin 454 üye oy kullandı

21:54

8 Kasım 2026 Süper Loto sonuçları: Kazandıran numaralar açıklandı

21:49

Seyyar aracıyla yola savruldu: Aracın çarptığı şahıs hayatını kaybetti

AKP’nin santralleri satma politikası bir yerde daha işçinin ücretsiz izne çıkarılmasıyla son buldu: Bir özelleştirme fiyaskosu daha!Siyaset8 Kas 04:00

AKP’nin santralleri satma politikası bir yerde daha işçinin ücretsiz izne çıkarılmasıyla son buldu: Bir özelleştirme fiyaskosu daha!

İktidarın özelleştirme politikası bir santralde daha üretimin durdurulması ve işçilerin ücretsiz izne çıkarılması ile sonuçlandı. Konya Şeker’e ait olan Kangal Termik Santrali’nde kömür borcu ödenmediği için üretim durdu. Yaklaşık bin işçi izne çıkarıldı. Yıllık izni olmayan işçiler ise ücretsiz izne gönderildi.
Booking Türkiye'de yeniden açılacak mı? 9 yıllık erişim engeli Meclis gündemindeSiyaset8 Kas 14:42

Booking’in Türkiye’deki faaliyetleri için izin belgesi düzenlemesi Meclis’te

Booking’in 9 yıldır süren erişim engelinin geleceğini etkileyebilecek kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek. Teklif, yabancı dijital konaklama platformlarına izin belgesi alma şartı getirirken belgenin ücretini 5 milyon TL olarak belirliyor; erişimin yeniden açılması ise ek hukuki ve idari süreçlere bağlı olacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Azerbaycan'a gidecekSiyaset7 Kas 20:52

Cumhurbaşkanı Erdoğan Azerbaycan'a gidecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in davetine icabetle, yarın Karabağ’ı ziyaret edecek.
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziKünyeYayın İlkeleriDüzeltme Politikası

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaKünyeYayın İlkeleri