Haber detayı
Haberin ayrıntıları
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in görevlendirdiği, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır başkanlığındaki heyet, Mersin İl Başkanlığında açıklama yaptı. Heyette Ali Mahir Başarır, Talat Dinçer, Burhanettin Bulut, Orhan Sümer, Ayhan Barut ve Servet Mullaoğlu yer aldı.
Başarır, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit’in gözaltına alınmasının ardından emniyet ve belediyede temaslarda bulunduklarını söyledi. Başarır, şöyle konuştu:
"Biz Mersin'imizin iradesine sahip çıkıyoruz. Bugün Büyükşehir Belediye Başkanı, Mezitli Belediye Başkanı, Yenişehir Belediye Başkanı gözaltında. Haber alır almaz buraya geldik. İl Başkanımız Sayın Cengiz Gökçel, Adana Milletvekilimiz Sayın Burhanettin Bulut, Sayın Ayhan Barut, Orhan Sümer, Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu ve tabii ki Mersin Milletvekilimiz, yol arkadaşımız Talat Dinçer... Olayın takipçisi olduk. Emniyete gittik, belediyeye gittik. Dediğim gibi bu bir demokrasi mücadelesi. Hiçbir seçilmişe bu muamelenin yapılmamasını istiyoruz. Bir kez daha söylüyorum. Ben ceza avukatı olarak tutuksuz yargılamanın asıl olduğunu her zaman söyledim. Kimse tutuklanmasın. Önce deliller toplansın. Ondan sonra gerçekten bir suç varsa ceza verilsin. Ama çok somut deliller olmasına rağmen birileri tutuklanmıyorsa, sabah 6'da kapısı çalınmıyorsa; Mersin'de yüzde 60 oy almış Sayın Vahap Seçer'in, yüzde 70 oy almış Ahmet Serkan Tuncer'in, yüzde 75 oy almış Abdullah Özyiğit'in kapıları çalınıyorsa bu olmaz. Bugün Mersin halkı gerçekten tedirgin, mutsuz ve kızgın. Bu kötülüğü yapmayın diyorum. Yarın da buradayız, ertesi gün de buradayız. Demokrasinin yanında olmaya devam edeceğiz."
YENİ Parti Mersin İl Başkanı Cengiz Gökçel de gözaltıları "ülke demokrasisine yapılan bir darbe" olarak nitelendirdi. Gökçel, şunları söyledi:
"Demokrasinin temel kurallarından biri seçim. Seçimle Mersin'de belediye başkanı olmuş arkadaşlarımıza bugün sabah saatlerinde yapılan operasyonu kabul etmiyoruz. Bunun ülke demokrasisine yapılan bir darbe olduğunu düşünüyoruz. Biz hiçbir zaman seçilmiş insanlara yargı darbesiyle bu şekilde kötü bir muamele yapılmasını, gözaltına alınarak bu insanların itibar suikastına uğramasını asla kabul etmiyoruz. Buradaki amaç şu: Tam da YENİ Parti'nin Türk demokrasisini savunacak politikalar üretmesi, Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel'in Türkiye'de yapılan haksızlıklara karşı bir eylem biçimi ortaya koyması ve iktidarın artık yapılacak ilk seçimlerde bu kara düzenin değiştirileceğini görmesiyle beraber saldırılar maalesef arttı.
Bu çifte standart bir uygulama. Özellikle yakın zamanda AKP'nin en üst kademesinde görev alan, bakanlık yapan ve Cumhurbaşkanına en yakın isimlerden oluşan bazı kişilerin fon vurgunu, borsa spekülasyonuyla bu halkın parası olan milyarlarca lirayı nasıl ceplerine indirdiğini gördük. Onlarda bir tutuklama yok, bir yargılama yok. Birinin mallarına el konuldu diyor. Bir bakıyoruz daha sonra tedbiri kaldırıyorlar. Şimdi buradaki operasyona baktığımız zaman, mutlaka AKP'nin yaptığı yolsuzlukların daha fazla gündeme geleceğini bilerek algıyı başka taraflara çekmeye çalışıyorlar.
Ama ne yaparlarsa yapsınlar, ne kadar baskı uygularlarsa uygulasınlar, arkadaşlarımızı ve bizi yıldıramayacaklar. Mutlaka AKP'nin üyesi olan ve en üst düzeyde parti yöneticisi makamına gelmiş olan insanların yaptığı bu yolsuzlukları ifşa edeceğiz ve kamuoyunun önünde onların nasıl bir siyasi anlayışla bu ülkeyi yönettiklerini ortaya koyacağız. İlk yapılacak seçimlerde de bu iktidarı sandıkta halkımızla beraber değiştireceğiz. Belediye başkanlarına yapılan bu zulmü asla kabul etmiyoruz."
YENİ Parti Adana Milletvekili Burhanettin Bulut ise belediye başkanlarına yönelik operasyonları "ikili hukuk" olarak değerlendirdi. Fon krizine ilişkin iddialarla belediye başkanlarına yönelik soruşturmaları karşılaştıran Bulut, şu değerlendirmede bulundu:
"YENİ Parti heyeti olarak sabahtan haber alır almaz geldik. Yine bir şafak vakti operasyonunu normalleştirdiler memlekette. Sabahın ilk ışıklarında belediye başkanlarını almayı, ikili hukuku normalleştirdiler. Artık kimse şaşırmıyor. Sabah bir belediye başkanı gözaltına alındığında neredeyse gazetelerde ilk günden bile olmayacak bu kötülükleri normalleştirmeyi, sanki vatandaş görmüyormuş gibi düşünüyorlar. Aksine vatandaş, tümünün gözleri önünde yaşanan bu olayların farkında. Birisi savcılığa davet ediliyor. Öğlen saatinde ağzında sakızıyla cak cak cak yaparak gidiyor emniyete, savcılığa ifade veriyor ve aynı rahatlıkla çıktığında da basına demeç değil, sanki basına bir tehdit unsuru gibi konuşma yapabiliyor. Bu da bir hukuk. Ya da önceki bakan 2,2 milyar TL'lik bir fon vurgunuyla zenginleşebiliyor. 2,2 milyar diyorum. Yani TL'deki kasıt milyon falan değil. Eski parayla değil, yeni parayla 2,2 milyar. 455 bin yurttaşımızın küçük birikimlerinden fon vurgunuyla alınabiliyor ve bu soruşturmaya bile tabi tutulmuyor.
Diğer yandan borsadaki vurgun 20 milyar TL'lik bir rakama dönüşmüş durumda. Baktığınızda bir tane siyasetçi bu işlerin içerisinde yok ya da sorgulanmıyor bile. Ama bir bakıyorsunuz, belediyeler, muhalif olan tüm kesimler bu soruşturmaya tabi oluyor. Burada, bu parti olarak buraya gelmemizin yegâne unsuru şudur: Bu mesele ne Vahap Seçer meselesidir ne Yeni Parti meselesidir. Bu, Türkiye'de var olan hukuksuzluğun, var olan güvensizliğin, demokrasiye kastın bir görüntüsüdür. Ve yaşanan tüm operasyonlar, hiçbir belediye ayrımı yapmadan söylüyorum, hepsi siyasidir. Bazı arkadaşlarımız, siyasette muhalif görünen, tırnak içerisinde muhalif görünen kişiler, daha önce ifade ettikleri noktada, 'İşte bu siyasi değil, burada başka bir şey dönüyor.' diyerek kişileri ayırdı. Kendi bulunduğu yere yakın olanlara ya da partisini terk etmeyenlere o sözleri söylerken bugün aksine bir laf söylemesi de ayrıca dikkat çekilecek bir durumdur. Burada yaşanan tamamen iktidarın burayı terk etmemek üzere kurguladığı bir kötülüktür. Organize bir kötülüktür. Muhalif hiçbir kesim bırakmamaktadır.
Arkadaşlarımız bugün gözaltındalar ama hiçbir arkadaşımızın bir suçu yok. Bunu peşinen söylüyoruz. Hiçbir aile, hiç kimse, aileye yakınlar, işte burada Mersin'de onlara oy verenler hiçbir şüphe duymasın. Böyle bir dönemdeyiz. Bu bir geçiş dönemi. Ama bu mücadele devam edecek. Sandığa kadar bu kötülükleri yapacakları görünüyor. Çünkü ikili hukukta bir tarafıyla milyar dolarlar vurgunla birileri zengin edilirken öbür tarafta 'Aman sussunlar, aman konuşmasınlar, aman muhalefet yapmasınlar.' diye siyasileri susturma operasyonudur. Son örnekte sosyal medya ve haber kanalları engelleniyor. Bu da Türkiye'de var olan siyasetin bir görüntüsüdür. Ama yine söylüyorum, ilk seçimlerde tüm bu yaşananların karşılığını vatandaş sandıkta gösterecek. Bu yaşananlar da kimseye kalmaz. Çünkü Türkiye'de önceki dönemlerde Ergenekon'da, Balyoz'da nasıl hiç kimsenin yanına kalmadıysa bu dönemde zulmedenlerin de yanına kalmayacağını bilmelerini isterim."
Adana Milletvekili Orhan Sümer de belediye başkanlarına destek verdiklerini belirterek, operasyonların iktidarın kendi gündemini değiştirme çabasının parçası olduğunu savundu.
Sümer, "Mevcut iktidarın artık bu güzel ülkemize vereceği hiçbir şey kalmadığı için her gün kendi yolsuzluklarını, kendi yaptığı yanlışlıkları örtbas etmek amacıyla başka bir gündem yaratmaya çalıştığını düşünüyorum. Biz şunu çok iyi biliyoruz ki hem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın, diğer belediye başkanlarımızın, Adana Büyükşehir Belediye Başkanımızın, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımızın bu topluma hizmetten başka verdikleri hiçbir şey yok. Biz onlara kefiliz ve onların arkasında halkımızla durmaya devam edeceğiz. Ama şunu herkes bilsin ki artık bu iktidarın bu ülkeye vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Gittiklerinin farkındalar. Ne kadar uzatabilirsek diye toplumu yanıltıcı sözlerle konuyu başka yere çarpıtmaya çalışıyorlar. Ama artık halkımız bunun farkında. Sandık geldiği gün gerekli cevabı sandıkta da verecektir" diye konuştu.
Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, soruşturma yöntemine tepki göstererek şunları söyledi:
"Sürekli Türkiye'nin hukuk devleti olduğunu söylüyor Adalet Bakanı. Hukuk devletinde ve Anayasamıza göre sadece vatandaşlarımız yasaya uymak zorunda değil. Hükümetler de, idareler de bütün eylem ve işlemlerinde yasaya uymak zorundadır. Şu aşamada hükümet çok açık bir şekilde, sadece kendi iktidarlarını tahkim etmek için suç işliyor. Aynı Orta Çağ'a dönmüş durumdayız. Orta Çağ döneminde önce sanıktan delile gidiliyordu. Modern ceza hukuku bunu reddediyor. Çünkü somut delil olacak ki sanığı bulasınız. Burada ise tamamen önce sanık siyaseten hedefleniyor. Hedef kişi alınıyor, ondan sonra delil bulunmaya çalışılıyor. Bugün tutuklanan çoğu arkadaşımızla ilgili, yıllar geçmesine rağmen daha somut bir delil dahi sunulmadı. Ülkemizi Orta Çağ'a götürmek isteyen bu zihniyete teslim olmayacağız.
Artık Türkiye demokrasiden yana mı, otokrasiden yana mı; böyle bir yol ayrımına gelmiştir. Bugün Mersin'de yapılan, tam da hükümetin, tamamen hepsinin AKP'li olduğu bir organizasyonla 500 bin vatandaşımızın cebinden para çalındığı bir organizasyonun arifesinde bu olayların yaşanması, tamamen siyasi bir operasyondur. Türkiye bir çadır devleti değildir. Bugün kendilerini çok muktedir görenler bu milletten çok büyük bir tokat yiyeceklerdir. Hiç kimse bu milletten daha büyük değildir ve gerekli dersi ilk sandıkta alacaklardır. Milletimiz umutsuzluğa kapılmasın. Zalimin zulmü arttıkça gidişi de tez olur. Onun için inanıyorum ki milletimiz bunları görüyor ve ilk seçimde de gidecek bu zulüm. Bitecek bu zulüm, diyorum."
Adana Milletvekili Ayhan Barut da belediye başkanlarının çağrıldıklarında ifade verebileceklerini belirterek, sabah saatlerinde yapılan operasyonları "itibar suikastı" olarak nitelendirdi. Barut, açıklamasında şunları kaydetti:
"Sosyal demokrat belediyelerimize yapılan bu saldırılar artık kabak tadı vermiştir. Halkımız bu operasyonlara, bu saldırılara güvenmemektedir ve inanmamaktadır. Çünkü yapılan bu operasyonlar hukuki olmayıp siyasi operasyonlardır ve şu anda Mersinlinin iradesi gasp edilmiştir. Her biri şehrin simgesi sayılan belediye başkanları, yüzde 60 civarında oylarla gelen belediye başkanları, çağrıldığında ifade verebilecekken ve tutuksuz yargılanması gerekirken maalesef alışılagelen bir düzenle, sabah şafak operasyonlarıyla belediyelere ve başkanlarımıza bir itibar suikastı yapılmaktadır.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika