Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Geçen haftalarda medyada Nepal’den gelen trajik görüntüleri dehşetle izledik. Dağların arasından büyük bir hızla ilerleyen su, çamur ve kayalar önlerine çıkan evleri, yolları ve köprüleri sürüklüyordu. 26 Ağustos sabahı Nepal’in kuzeyindeki Rasuwa bölgesinde Bhote Koshi Nehri hızla yükselmeye başlamıştı. Taşkın Trishuli vadisine doğru ilerlerken geride büyük bir yıkım bıraktı.
Doğa olaylarının tuhaf bir özelliği var: Başladıkları yerde kalmıyorlar. Meteorolog Edward Lorenz, 1972’de Brezilya’da kanat çırpan bir kelebeğin Teksas’ta bir hortuma yol açıp açamayacağını sormuştu. Sonradan “kelebek etkisi” ismi verilen bu düşünce, bir kelebeğin tek başına fırtına yaratması değildi tabii ki. Karmaşık sistemlerde başlangıçtaki küçücük bir farkın zamanla bambaşka sonuçlara dönüşebilmesiydi.
Dünya, birbirinden bağımsız sandığımız parçaların oluşturduğu büyük ve öngörülmesi güç bir sistemdi. Bazen dağdan kopan buz, kilometrelerce aşağıdaki bir kasabanın yaşamını değiştiriyor. Bazen de dünyanın öteki ucunda patlayan bir yanardağın etkisi, bir yıl sonra Cenevre Gölü kıyısındaki bir odanın penceresine ulaşıyor.
PATLAMANIN ETKİSİ Nisan 1815’te, bugünkü Endonezya sınırları içindeki Sumbawa Adası’nda bulunan Tambora Yanardağı patladı. Tambora elbette bir kelebeğin kanat çırpışı kadar küçük değildi. Patlama yalnızca çevresindeki yerleşimleri yok etmedi. Atmosferin üst katmanlarına ulaşan kükürtlü gazlar, güneş ışınlarının bir bölümünü uzaya geri yansıtan küçük parçacıklara dönüştü.