Haber detayı
Haberin ayrıntıları
1938’in yaz aylarında Büyükada’da, Çamlık mevkiinde denizden süzülen hoş bir meltem usul usul okşar sahili. Hemen kıyıdaki çay bahçesinde, yorgun gramofondan insanın ruhunu mest eden bir tangonun melodileri yükselir: Seyyan Hanım’ın can verdiği o notalarda “Bir Martı Gibi” tangosu yükselir: “Uzakları özleyen bir martı gibi kaçtın Sevgimin sahilinden gözlerim ufkundan.
Bir yaz bulutu gibi geldin ve uzaklaştın; Bir yağışın sesidir içimde senden kalan. Fakat bulutlar yine toplanırlar bir akşam, Ve bir sabah martılar döner sahillerine. Sen de bir martı gibi, dönsen; sana kavuşsam, Bir yaz yağmuru gibi içime karışsan yine…” Yükselen bu melodilere kulak kabartır herkes. Gencecik, nişanlı bir çift de işitir. İhsan Bey ve İlhan Hanım… İhsan Bey, “Ama nasıl olur bu!”
diye şaşkınlıkla mırıldanır, “Bu tangonun sözleri bana ait!” Çay bahçesine gidip plağı can kulağıyla bir daha dinlerler. Emin olduktan sonra plağın üzerine bakarlar: “Sahibinin Sesi” plak şirketi yazmaktadır. Hemen İstiklal Caddesi’ndeki şirkete ulaşırlar, mesul müdürü ünlü bestekâr Artaki Candan Efendi’dir. İhsan Bey, Artaki Candan Efendi’yle görüşür ve yazdığı şiirin izinsiz kullanıldığını anlatır.