Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Hürriyet spor yazarlarından Uğur Meleke, Türkiye Futbol Federasyonu başkan adaylığını yineledi. Meleke'nin bugünkü yazısı ve 10 madde daha eklediği manifestosu şu şekilde oldu: TEKRAR EDİYORUM: İLK SEÇİMDE TFF BAŞKANLIĞINA ADAYIM1 Temmuz'da kaleme aldığım manifestoya 10 madde daha ekliyorum.
Türk futbolunda yapmak istediğim devrimin küçük bir kısmını 1 Temmuz’da açıklamıştım, spor kamuoyundan da olağanüstü güzel bir karşılık bulmuştu. Bugün daha güçlü bir sesle hatırlatmak isterim: İlk seçimde TFF başkanlığına adayım.
Ve başkan olursam da mevcut mafyatik jargona son vereceğime, takım elbiseli holiganizmi bitireceğime, sadakat kriterinin yerine liyakati koyacağıma, bilim ve inovasyon odaklı bir yönetim anlayışı sergileyeceğime söz veriyorum. Önceki yazımda şu temel probleme değinmiştim: TFF’nin yıllık bütçesi 8,5 milyar lira. 400 küsur personeli var. Yayın gelirinde kıta beşincisi, futbolcu varlığında altıncı.
Ancak bu dev ekonomiye yakışmayan bir yönetim modeli söz konusu. TFF yönetim kurulunu bugün yalnızca 320 delege seçiyor. Bunların 126’sı Süper Lig, 36’sı birinci lig yöneticileri. Yani ekseriyetle inşaatçı, boyacı, sanayici. 320 delegenin sadece 5’i eski futbolcu, 4’ü teknik direktör. Bu sistem değişmedikçe TFF’nin başına belli bir prototipin dışında yönetici getiremiyorsunuz.
Ben aday olmak istiyorum, onun için bile 64 delege imzasına ihtiyacım var. Spor camiasının teveccühü sizin TFF başkan adayı olmanıza yetmiyor. Müteahhitlerin imzası gerekiyor çünkü! Başkan olursam yapacağım ilk iş, tüm eski milli futbolcuları, üst seviye tüm teknik adamları, hakemleri, spor camiasının tüm paydaşlarını doğru oranda delege yapmak. Futbolu şu seçkin fanatik azınlığın elinden kurtarmak.
1 Temmuz’da 10 maddelik bir manifesto kaleme almıştım. Bugün de yeni bir 10 madde eklemek isterim o manifestoya:1-) TFF YÖNETİM KURULU YAPISI DEĞİŞMELİBir tüzük değişikliğiyle TFF yönetim kurulunda sporun her paydaşının temsilini sağlamak. Tüm yönetim kurulunun müteahhitlerden, sanayicilerden oluşmadığı bir model yaratmak.
Her yönetim kurulunda en az bir “doktora seviyesinde iletişim fakültesi mezunu”, bir “doktora seviyesinde spor yöneticiliği bölümü mezunu”, bir eski futbolcu, bir teknik direktör, bir eski hakem olmalı. Futbolun yönetim kurulunda sporun ana paydaşları temsil edilmeli. 2-) MEVCUT MHK MODELİ TARİHE GÖMÜLMELİİtalya Serie A’da hakem tartışmaları tavan yapınca, 1984- 85 sezonunda komite lağvediliyor.
Hakemler her maça kura ile atanıyor. Ve sonuç ne oluyor biliyor musunuz: Juventus, İnter, Milan gibi devler şampiyonluk yarışının dışında kalıyorlar. Verona tarihindeki tek şampiyonluğu kazanıyor. Torino da ligi ikinci bitiriyor. Ben de artık asla dikiş tutmayan bu MHK modelinin tamamen değişmesi kanaatindeyim. Bundan sonra komitenin başında uluslararası marka değeri yüksek yabancı bir hakem eğitmeni olmalı.
Collina, Rosetti, Mateu Lahoz ayarında... Onunla beş yıllık bir kontrat yapılmalı. Beş yıl boyunca o sadece eğitime ve gelişime odaklanmalı. Ve 5 yıl boyunca hakemler halka açık bir kura ile maçlara atanmalı. Hatta kurayı da çocuk hakem adayları çekmeli. Bir önceki yazıda değinmiştim: Hakem havuzunu geliştirmek için de üniversitelere başvurulmalı. Havuzdaki Boğaziçili-ODTÜ’lü hakem sayısını artırmalı.
3-) VAR ODASI DENETİME AÇILMALIKulüplerin asla memnun olmadığı VAR odasını denetime açmak. Riva’daki VAR odasının arkasına camekanlı (içeriye sesin de verildiği) bir bölüm yapmak ve oraya iki kulüpten birer yetkiliyi davet etmek. 4-) YAYINCI KURULUŞ DA DENETİME AÇILMALIHatta aynı yöntemle yayıncı kuruluş da denetime açılabilir. Canlı maç yayınlarında reji odasının arkasına benzer bir camekanlı bölüm yapılması.
Ve iki kulüpten birer temsilcinin gözlemci olarak reji operasyonunu denetlemesi. 5-) STATLAR MEDENİ STANDARTLARA KAVUŞMALIBir kulübün Süper Lig’de oynama vizesi alabilmesi için öncelikle stadyum kriterlerini sağlaması gerekliliği. Bugün çoğu stadyumun girişi sıkıntılı, çıkışı kaos. Kendi yerinizde oturamıyor, çeşitli güruhların tacizine uğruyor, yemek yiyemiyor, tuvalete gidemiyorsunuz bazen.
Haliyle gençler de hafta sonu futbol maçına gitmek yerine AVM’leri tercih ediyor. Süper Lig’de yarışan her kulüp şu kriterleri sağlamak zorunda: Stat girişleri-çıkışları yeterli ve medeni olacak. Herkes kendi koltuğunda oturacak. Uygun fiyatlı kafeteryalar ve modern tuvaletler inşa edilecek.
Statlar her hafta bağımsız denetçiler tarafından denetlenecek ve koşullar insani değilse düzeltilene kadar o tesis hizmet veremeyecek. 6-) HAVUZ DAĞILIMI YENİLENMELİBir önceki yazımda yayın havuzu dağılımına tribün kriteri eklemeyi önermiştim. Statlarını yüzdesel olarak daha fazla dolduranlar, havuzdan daha çok pay alabilirler.
Bir ekstra kriter de şu olabilir: Avrupa kupalarında grup aşamasına kalanlara temsili bir prim verilebilir. Zira o takımlar sezonu herkesten önce açıp, daha fazla çalışıp, ülkeyi daha iyi temsil etme gayretindeler. 7-) LİG TAKVİMİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİBiz bir ön elemeler futbolu ülkesiyiz ve hâlâ bunu idrak edemediğimiz için her yıl bu turlarda kayıp veriyoruz.
Ön elemelere 20 Temmuz civarı başladığımıza göre lig takvimini de tekrar gözden geçirebiliriz. Meteoroloji profesörlerine her yıl bir teknik çalışma yaptırmak, lig 1 ya da 2 hafta erken başlarsa insan sağlığı açısından risk ne kadar değişiyor öğrenmek. Ligi Temmuz sonu-Ağustos başında başlatmak ve ön elemelere daha hazır girmek.
Gerekirse Antalya, Alanya gibi takımlar ligin başında 2 hafta deplasmanda oynarlar, ikinci devrede de 2 hafta içeride. 8-) MAÇ KADROLARI 23 KİŞİ OLMALISüper Lig’de maç kadrolarının 21 kişi olmasının nedenini bilen var mı? 21 nedir yahu, ne oynarken aklınıza geldi 21 sayısı? Neden her hafta birkaç profesyonel futbolcu maçları evinden izlemek zorunda kalıyor?
Neden bu sayıyı 23’e (yani üniversal değere) çıkarmıyorsunuz? 9-) YABANCI SINIRI TARİHE GÖMÜLMELİYerim kısıtlı olduğu için daha önce yazdığım birçok konuya tekrar değinemedim. Yabancı sınırını tarihe gömeceğim ve belli kriterlerle, puanlamayla sadece bir vize uygulaması getireceğim. Kulüplere bir sezonda maksimum iki teknik sorumluyla imza sınırı koyacağım. Milli takım primlerini tamamen kaldıracağım.
TFF personel sayısını azaltacağım. TFF’nin dev bütçesini altyapıya, sokaktaki çocuğa, engelliye aktaracağım. 10-) DÖRT YILIN SONUNDA GÖREVİ BIRAKACAĞIMAmacım Türk futbolunu belli güruhların iradesinden kurtarmak, kurumsal bir yapıya kavuşturmak. Bu devrim için dört senenin yeterli olacağını düşünüyorum.
Kaynak: Hürriyet