ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. Ufukta bir borç krizi mi var?
Gündem

Ufukta bir borç krizi mi var?

Küresel tahvil piyasalarındaki faiz artışları, yüksek kamu borçları ve borç çevirme ihtiyacı, olası bir borç krizine ilişkin endişeleri artırıyor. Japonya’da yükselen faizler ve ABD’nin artan borçlanma maliyetleri, savunma, enerji dönüşümü ve sanayi yatırımları gibi harcamalarla bütçe disiplini arasındaki gerilimi derinleştirirken, toplumsal ve siyasi sonuçlara dair tartışmaları da büyütüyor.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 7 Eylül 2026 04:00·Güncelleme: 7 Eylül 2026 04:32·3 dk okumaBu haber 428 kez okundu
Ufukta bir borç krizi mi var?
Ufukta bir borç krizi mi var?
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Dünya tahvil piyasalarında yaşanan sarsıntılar, “Ufukta bir borç krizi mi var” sorusunu gündeme getirdi. OECD ülkelerinde hükümetler ve şirketlerin 2026’da tahvil piyasalarından yaklaşık 29 trilyon dolar borçlanması bekleniyor; bunun büyük bölümü eski borçların çevrilmesi için. OECD ülkelerinin merkezi hükümetlerinin mevcut tahvil borcu stoku 61 trilyon dolara ulaşmış.

Japonya’da 10 yıllık tahvil faizi 30 yıl sonra ilk kez yüzde 3’ü aşarken ABD’de 10 yıllık hazine faizi yüzde 4. 8’e yaklaşarak son yılların zirvesine çıktı; 30 yıllık ABD tahvili faizi yüzde 5. 3’ü aştı.

ekonomDünya ekonomisi son otuz yılda kabaca şöyle işledi: Çin, ABD devlet tahvillerini satın aldı, gelişmekte olan ülkelere kredi verirken (sermaye ihraç ederken) dünya pazarına giderek daha fazla mal sundu; Japonya düşük faizlerle biriken tasarruflarını dünyaya ihraç etti; ABD ise dünyanın en büyük tüketicisi ve dolar ile küresel finans sisteminin merkezi olarak bu sermayeyi emdi.

Amerikan ekonomisi küresel üretim ile finans arasındaki bu özel ilişkiden beslendi. Şimdi bu ilişkinin iki ayağı aynı anda aşınıyor. Japonya’da 10 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 3’ün üzerine çıktı. Yıllarca dünyanın başlıca ucuz para kaynağı olan Japonya’da “carry trade” (2 trilyon dolar) çözülüyor, sermayenin bir bölümü ülkeye dönüyor, ABD tahvillerine talep azalıyor ve Amerikan borçlanma maliyetleri yükseliyor.

ABD’nin sorunu daha temel. Washington Çin’e bağımlılığı azaltmak, sanayiyi ülkeye geri getirmek, savunma harcamalarını, kamu yatırımlarını artırmak istiyor; fakat bunları 40 trilyon doları aşan bir borç yükü üzerinde gerçekleştirmesi gerekiyor. Üstelik eski küresel düzenin sağladığı ucuz yabancı sermaye artık aynı ölçüde istekli değil. Amerika’nın ekonomik, siyasi ve askeri üstünlüğünü korumanın maliyeti artıyor.

Çin’de devasa üretim kapasitesi karşısında yetersiz iç talep sorunu var. Tasarrufların içeride emilebileceği alanlar daralırken ihracatın önemi artıyor. Çin, klasik bir aşırı üretim krizinin basıncını yüksek rekabet gücüyle dünya ekonomisine, özellikle de merkez ülkelerin ekonomilerine aktarıyor. Böylece küresel kapitalizmin kronik aşırı üretim eğilimi yeniden güçleniyor.

NEOLİBERALİZM TÜKENİRKEN Neoliberal inanca göre, piyasa kaynakları daha etkin dağıtıyor ve mali disiplin istikrar sağlıyordu. Oysa bugün devletlerin gereksinimleri ters yönde gelişiyor: Artan savunma harcamaları, yaşlanan nüfus, enerji dönüşümü ve iklim yatırımları, yeniden gündeme gelen sanayi politikası ve yapay zekâ altyapısı devasa kaynaklar gerektiriyor. Vatandaşlar da “öfkeli” !

Buna karşılık kamu borçları tarihsel olarak yüksek, tahvil piyasaları daha yüksek faiz talep ediyor. Bu durumda neoliberal reçete-bütçe disiplini, harcama kesintileri ve kemer sıkma-zaten yetersiz olan toplumsal talebi daha da daraltıyor, kamu hizmetlerini geriletiyor, gelir dağılımını bozuyor, vatandaşların öfkesini büyütüyor.

Hükümetler reçeteyi uygulamadığında ise tahvil piyasaları faizleri yükselterek yatırım, üretim ve tüketimin maliyetini artırıyor. Neoliberal model ile ekonomik ve toplumsal istikrar arasındaki çelişki keskinleşiyor. Fransa bu açmazın çarpıcı bir örneği. Borçlanma maliyetleri yükselirken hükümetin mali hareket alanı daralıyor; “kemer sıkma” ise seçim ortamında ateşe benzin dökmek gibi.

Merkez partileri iki ateş arasında kalıyor: Tahvil piyasalarını yatıştırmak için topluma bedel ödetmek veya piyasanın güvenini kaybetmek. Tam bu noktada “süreç olarak faşizm” k avramı önem kazanıyor.

Ekonomik ve toplumsal-ekolojik kriz derinleştikçe önce mevcut siyasal temsil mekanizmalarının meşruiyeti aşınıyor; ardından toplumsal hoşnutsuzluk faşist hareketler tarafından örgütleniyor, ırkçı-faşist propaganda seçim sistemi içinde normalleşiyor, faşist parti devlet iktidarına talip olacak noktaya geldiğinde de büyük sermayenin temsilcileriyle uzlaşma kanalları açılıyor.

Tarih bize şunu gösteriyor: Tahvil piyasalarının baskısı, bir borç krizinin toplumsal etkileri kaçınılmaz olarak faşizmi beslemez. Güçlü bir sosyal demokrat-sosyalist cephe, süreci başka bir yöne çevirebilir. Fransa bugün tam da bu kavşakta. Büyük sermaye, olası bir sol koalisyona karşı bir faşist koalisyonu desteklemeye hazırlanıyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

04:00

Korkut Kanadoğlu, İstanbul Barosu başkanlığı için hedeflerini anlattı

04:00

İstanbul Barosu'nda seçim heyecanı: Başkan İbrahim Kaboğlu Cumhuriyet'e konuştu

04:00

Bir baba, bir aydın, bir ülke... - Nilhan Nur Kışlalı

04:00

Azerbaycan-Ermenistan barışında köy hesabı - Göktürk Tüysüzoğlu

04:00

‘Barış (!) süreci’ ve hapistekiler!

04:00

Fon Olayı ve Açıklanmayan İsimler

04:00

Kayyım atanarak susturulan Halk Tv için yurttaşlar eylem yaptı: Halk sahip çıktı

'Söylemez kardeşler' iddianamesi hazır: Bülent Börekçilik'in sahibine hisse tehdidi, iş insanına silahlı saldırıGündem21 Eki 15:00

'Söylemez kardeşler' iddianamesi hazır: Bülent Börekçilik'in sahibine hisse tehdidi, iş insanına silahlı saldırı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianamede, Mehmet Faysal Söylemez liderliğindeki suç örgütünün iş insanlarını hedef alarak tehdit ve silahlı eylemlerle menfaat temin etmeye çalıştığı belirtildi. Örgüt elebaşı için 48 yıla kadar hapis istenirken, 7 sanık hakkında dava açıldı.
Unuttuk mu, alıştık mı?Gündem22 Eki 04:00

Unuttuk mu, alıştık mı?

Ortalık karmakarışık. Ödül gibi hak mahrumiyeti cezalarıyla geçiştirilen bahis meselesi, başkanı ve hakemleri tutuklu MHK, istifalara ve ses kayıtlarına rağmen görevine devam eden TFF... Durumun garabeti apaçık ortadayken hiçbir şey olmamış gibi ligler devam ediyor.
DMM'den Doğu Akdeniz iddialarına yalanlamaGündem21 Eki 18:18

DMM'den Doğu Akdeniz iddialarına yalanlama

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanları Anlaşması üzerinden Türkiye'nin Doğu Akdeniz'i istikrarsızlaştırdığı yönünde ortaya atılan iddiaların dezenformasyon içerdiğini bildirdi
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziKünyeYayın İlkeleriDüzeltme Politikası

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaKünyeYayın İlkeleri