ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Ekonomi
  3. Cevdet Yılmaz: Ekonomik büyümenin 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını bekliyoruz
Ekonomi

Cevdet Yılmaz: Ekonomik büyümenin 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını bekliyoruz

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2025’te yüzde 3,7 büyüdüğünü, 2026 için beklentinin yüzde 3,3 olduğunu açıkladı. Yılmaz, Orta Vadeli Program döneminde büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2029’da yüzde 5 seviyesine ulaşmasının öngörüldüğünü belirtti.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 26 Eylül 2026 14:52·Güncelleme: 26 Eylül 2026 15:11·5 dk okumaBu haber 757 kez okundu
"Türkiye ekonomisinin 2029'da yüzde 5 büyümesini öngörüyoruz"
"Türkiye ekonomisinin 2029'da yüzde 5 büyümesini öngörüyoruz"
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılında yüzde 3,3 büyümesi beklenirken, büyümenin önümüzdeki üç yıla dair açıkladığımız Orta Vadeli Program döneminde kademeli olarak güçlenerek 2029 yılında yüzde 5 seviyesine ulaşmasını öngörüyoruz” dedi.

Türk İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) 27’nci İş Dünyası Zirvesi, Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu’nun (FIRATSİFED) ev sahipliğinde Elazığ’da bir otelde gerçekleştirildi. ‘Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık’ temasıyla düzenlenen ve 2 gün süren zirvede, küresel ekonomiden bölgesel kalkınmaya, yapay zekadan yatırım ekosistemine kadar iş dünyasının gündemindeki birçok konu ele alındı. Zirvede ayrıca Türkiye ekonomisinin dayanıklılığının artırılmasına yönelik politika önerileri ile ekonomik ve teknolojik dönüşüm süreçleri değerlendirildi.

"Türkiye ekonomisinin 2029'da yüzde 5 büyümesini öngörüyoruz"
"Türkiye ekonomisinin 2029'da yüzde 5 büyümesini öngörüyoruz"

Zirveye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Vali Numan Hatipoğlu, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, AK Parti Elazığ milletvekilleri Ejder Açıkkapı, Erol Keleş ve Mahmut Rıdvan Nazırlı, MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Kenan Peker, FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Yasemin Açık, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez ile iş dünyası, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Burada konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomide belirsizliklerin arttığını ancak Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu ifade ederek, “Günümüzde küresel ekonomide temel soru, belirsizliğin ne zaman sona ereceğinden ziyade, ülkelerin belirsizlik altında sürdürülebilir büyümeyi nasıl sağlayacağıdır. Bu nedenle ekonomik dayanıklılığı savunmacı bir yaklaşım olarak değil, dönüşümü yönetebilme, fırsatları değerlendirebilme ve uzun vadeli refah üretebilme kapasitesi olarak görüyoruz.

Son yıllarda küresel ekonomi jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki değişimler, tedarik zincirlerindeki kırılmalar, enerji ve gıda arz güvenliği, iklim değişikliği ve afetler, hızlı teknolojik dönüşüm ve küresel finansal koşullardaki dalgalanmalar gibi çok sayıda riskle aynı anda karşı karşıya kalmaktadır.

Bu zorlu şartlar altında dahi Türkiye ekonomisi dayanıklılığını korumaktadır. Bu çerçevede, 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılında yüzde 3,3 büyümesi beklenirken, büyümenin önümüzdeki üç yıla dair açıkladığımız Orta Vadeli Program döneminde kademeli olarak güçlenerek 2029 yılında yüzde 5 seviyesine ulaşmasını öngörüyoruz. Enflasyonun zirve seviyelerinden belirgin şekilde gerileyerek Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 31,5 düzeyinde olması dezenflasyon sürecindeki ilerlemeyi ortaya koymaktadır.

Bölgemizdeki jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hedeflediğimiz oranın üzerinde kalmış olsak da eş güdüm içerisinde yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikalarıyla daha önce başardığımız gibi enflasyonu tek haneli seviyelerine indireceğiz.

Program döneminde cari işlemler açığının milli gelire oranını yüzde 2,6’dan yüzde 1,6’ya düşürmeyi, işsizlik oranını yüzde 8,1’den yüzde 7,6’ya geriletmeyi ve yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturmayı öngörüyoruz. 2026 yılında milli gelirimizin 1,8 trilyon doları, kişi başına gelirimizin ise 20 bin doları aşmasını bekliyoruz. Güçlü üretim kapasitemiz, artan ihracatımız, sağlam mali yapımız ve reform gündemimizle ekonomimizi önümüzdeki dönemde daha rekabetçi, daha dirençli ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıya kavuşturacağız” dedi.

Türkiye’nin çevresindeki jeopolitik gelişmelere rağmen istikrarını koruduğunu ifade eden Yılmaz, “Etrafımız ateş çemberi iken ülkemizin istikrarını koruması, caydırıcı güç olarak yükselmesi, diplomasiyi önceleyen ve sorunları müzakere ile çözme yaklaşımı son derece kıymetlidir. Son 24 yılda inşa ettiğimiz güçlü ekonomik yapı; krizlere hazırlıklı olmamızın, değişen koşullara hızla uyum sağlamamızın, şoklar karşısında üretim kapasitemizi korumamızın ve yeni fırsatları değerlendirmemizin temelini oluşturuyor.

Dönemsel sınamalar ile karşılaşsak da ekonomimizin temelleri sağlam. Son çeyrek asırda yaşadığımız dönüşüm, Türkiye ekonomisinin ölçeğini ve üretim kapasitesini önemli ölçüde büyütürken önümüzdeki dönemde hedefimizi daha ileriye taşımaktadır.

Önümüzdeki dönemin en önemli kavramları arasında ekonomik güvenlik ve dayanıklılık yer almaktadır. Ekonomik dayanıklılığın üretimden ihracata, enerji ve gıdadan teknoloji ve finansa kadar ekonominin bütün alanlarında güçlenmekle mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, 2027-2029 Orta Vadeli Programı’na dahil ettiğimiz ekonomik güvenlik yaklaşımıyla, Türkiye ekonomisini küresel risklere karşı koruyacak stratejik dönüşümü başlatıyoruz.

Buradaki temel önceliğimiz, kritik alanlarda dışa bağımlılığımızı azaltmak, ekonomimizin stratejik kapasitesini güçlendirmek ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığımızı daha da tahkim etmektir. Amacımız, stratejik alanlarda kapasite oluştururken küresel ticaret, yatırım ve teknoloji ağları içerisindeki konumumuzu daha da güçlendirmektir.

Dayanıklılık ile dışa açıklık, güvenlik ile rekabetçilik arasında doğru dengeyi kurabilen ekonomiler önümüzdeki dönemin kazananları olacaktır. Bu yaklaşım doğrultusunda, bir taraftan fiyat istikrarını ve makroekonomik dengeleri güçlendirirken diğer taraftan üretim ve yatırım kapasitemizi artırmaya, verimliliğimizi yükseltmeye ve ekonomimizin dış şoklara karşı hassasiyetini azaltmaya yönelik politikalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” diye konuştu.

Tarım ve gıda sektörünün modasının geçmediği bir sektör olduğunu ifade eden Yılmaz, “Son derece önem verdiğimiz alanlarımızdan biri enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğimizdir. Yerli kaynaklarımızın aranması, üretilmesi ve daha yüksek katma değerle ekonomimize kazandırılmasının ötesinde, enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve depolama kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz. Enerji dönüşümünü çevre politikasının yanı sıra bir rekabetçilik politikası olarak görüyoruz.

Yeşil dönüşüm aynı zamanda cari açığımızı da azaltacak ve makroekonomik istikrarımızı güçlendirecektir. Düşük karbonlu üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımları önümüzdeki dönemde ülkelerin küresel değer zincirlerindeki konumunu belirleyen temel unsurlar arasında yer alacaktır. Bu yıl ülkemizde yapılacak COP31 toplantısı bu perspektifimizi ortaya koymak için önemli bir fırsat sunmaktadır.

Önümüzdeki dönemde de kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik girdilerin yerlileştirilmesine kadar stratejik ve öncelikli alanlarda Ar-Ge kapasitemizi ve yurt içi üretim kabiliyetimizi daha da geliştireceğiz. Bir başka önemli atılım alanımız ise gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılık olacaktır. Tarımı ve gıda sektörünü stratejik ve modası hiç geçmeyecek bir alan olarak görüyoruz. Gıda arz güvenliğimizi önceliklendirecek ve stratejik girdilerde yerli kapasitemizi küresel şoklardan etkilenmeyecek düzeye çıkaracağız. Gıda arzını artırmayı dezenflasyon ve sosyal refah politikalarımızın da önemli bir parçası olarak görüyoruz” dedi.

Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca güvenlik ve toplumsal huzur açısından değil, Türkiye’nin ekonomik potansiyelini daha güçlü şekilde harekete geçirecek stratejik bir fırsat olarak değerlendirildiğini ifade eden Yılmaz şöyle konuştu:

“Ekonomik dayanıklılığımızın güçlendirilmesinde bölgesel kalkınma perspektifini de önemli görüyoruz. Bu çerçevede, Terörsüz Türkiye hedefini yalnızca güvenlik ve toplumsal huzur açısından değil, aynı zamanda ülkemizin ekonomik potansiyelini daha güçlü şekilde harekete geçirecek stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.

Kaynak: Habertürk

15:33

29. Uluslararası Beypazarı Festivali başladı: Hedef yılın 365 günü turizm

15:31

Erdoğan: Savaş suçluları hesaplarını mahkeme salonlarında vermeli

15:30

26 Eylül 2026 AFAD ve Kandilli son depremler listesi

15:23

Göktaş, yerel yönetimlerden projelerde “aile dostu” vizyon istedi

15:18

Ekrem İmamoğlu’ndan AYM önünde hayatını kaybeden Ali Şekeroğlu için başsağlığı mesajı

15:18

Kısa Dalga ve Hilmi Hacaloğlu’nun da bulunduğu en az 80 X hesabına erişim engeli

15:14

Muğla’da diş tedavisi sonrası fenalaşan 5 yaşındaki Hatice Serra Kıl öldü

"Fon sorunu yapısal değil geçici"Ekonomi26 Eyl 12:58

Cevdet Yılmaz: Sermaye piyasalarındaki fon sorunu geçici

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sermaye piyasalarında kısıtlı bir alanda yaşanan fon sorununun yapısal olmadığını söyledi. Sorunun aşılması için ilgili kurumların koordinasyon içinde idari ve adli tedbirler aldığını belirten Yılmaz, sermaye piyasalarının daha güçlü şekilde yoluna devam edeceğini ifade etti.
Hürmüz krizinde arz kesintisi yüzde 14'ü bulduEkonomi26 Eyl 11:11

Hürmüz Boğazı krizinde küresel petrol ve gaz arzının yüzde 14’ü kesintiye uğradı

McKinsey Küresel Enstitüsü raporuna göre kesintinin en yoğun döneminde petrol ve doğal gaz arzının yüzde 14’ü etkilendi. Alternatif boru hatları, stratejik stok kullanımı ve petrol talebindeki düşüş, arz açığının önemli bölümünün dengelenmesine katkı sağladı.
Zengin olacaklarını düşünüyorlardıEkonomi26 Eyl 12:34

SPK’nın tasfiye ettiği 113 fonda yatırımcı hareketliliği dikkat çekti

SPK’nın tasfiye amacıyla el koyduğu 113 fondan, en çok yatırımcıya sahip 20 fonun 14’ünde son iki haftada yatırımcı sayısı arttı. Tera Portföy’ün hisse senedi yoğun fonuna 107 bin yeni yatırımcı gelirken, Pusula Portföy Hisse Senedi Fonu’ndan 66 bin kişi çıktı.
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziYayın İlkeleri

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaYayın İlkeleri