Trump'tan sonra ABD'yi kim yönetecek? İsrail için en kötü 5 senaryo
Trump'tan sonra Beyaz Saray'a kim gelirse İsrail açısından en kötü senaryo ortaya çıkar; hangi adaylar ve siyasi gruplar Washington–Tel Aviv hattında gerçek bir kopuş yaratabilir? Cumhuriyet okurları için hem Cumhuriyetçi hem Demokrat cephede öne çıkan isimleri; 2028'de iktidara gelme ihtimalleri ve İsrail açısından oluşturabilecekleri stratejik risk üzerinden araştırdık.
Trump'tan sonra ABD'yi kim yönetecek? İsrail için en kötü 5 senaryo
Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Trump sonrası dönem, ABD–İsrail ilişkilerinde uzun yıllardır süren siyasi dengeleri değiştirebilecek kritik bir kırılmaya sahne olabilir. 2028 başkanlık seçimleri yaklaşırken yalnızca Demokrat Parti'nin ilerici kanadında değil, Cumhuriyetçi Parti'nin yükselen 'Önce Amerika' çizgisinde de Washington'ın İsrail'e sağladığı askeri, diplomatik ve mali desteği sorgulayan sesler güçleniyor.
Sıralamada adayların yalnızca İsrail'e yönelik tutumlarını değil, 2028'de Beyaz Saray'a ulaşma ihtimallerini de dikkate aldık. Liste, İsrail açısından görece düşük riskli senaryodan başlayarak en kötü senaryoya doğru ilerliyor.
Trump'tan sonra ABD'yi kim yönetecek? İsrail için en kötü 5 senaryoTrump'tan sonra ABD'yi kim yönetecek? İsrail için en kötü 5 senaryoTrump'tan sonra ABD'yi kim yönetecek? İsrail için en kötü 5 senaryoTrump'tan sonra ABD'yi kim yönetecek? İsrail için en kötü 5 senaryo
Burada adaydan çok hareket önemli. Carlson, Cumhuriyetçi Parti'yi mevcut haliyle desteklemeyeceğini açıkladığı için teknik olarak Cumhuriyetçi aday diye sınıflandırmak doğru değil. Fakat İsrail açısından Amerikan sağındaki 'en radikal stratejik kopuşlardan birini' temsil ediyor:
İran savaşının, İsrail'in çıkarları için ABD'ye yükletildiğini savunuyor ve Önce Amerika düşüncesinin dış politika eksenini İsrail'den uzaklaştırmaya çalışıyor. Washington Post onu hala 2028 için 'sürpriz aday' olarak değerlendiriyor.
Başkanlık ihtimali düşük, etki ihtimali yüksek
İsrail'e yardım karşıtı yeni Demokratlar / Demokrat Parti
İsrail için son derece kötü bir senaryonun başrol oyuncularından olan Khanna, 2026'da açıkça, yakın gelecekte İsrail'in, ABD'nin mali ve askeri yardımlarını kaybedebileceğini, Washington'un İsrail'i 'ırkçı' ve 'soykırım yanlısı' bir rejim olarak tanımlayabileceğini, bununla da yetinmeyerek 'BM'deki desteğin çekilebileceğini' söyledi. Cumhuriyetçi Thomas Massie ile İsrail'le askeri yardımları genişleten düzenlemeye karşı birlikte hareket etti.
Burada İsrail açısından asıl stratejik sorun, İsrail'e koşul koymanın artık yalnızca Demokrat Parti'deki ilerici/sol kanadın politikası olmaktan çıkıp partinin tam da merkezine taşınmış olması.
Newsom, 2028'in en ciddi adaylarından biri ve Demokrat başkan adayları arasında İsrail'e yönelik sert çizgi onunla birlikte giderek daha da görünür hale geliyor.
AOC, 2026'da Demir Kubbe dahil olmak üzere ABD'nin İsrail'e desteğinin söz konusu olduğu tüm oylamalarda karşı oy kullandı. Başkan olması halinde, 'koşulsuz askeri yardım modelini sona erdirebileceği' konuşuluyor. Ancak sorun daha çok olasılık tarafında. Zira Demokratların adaylığını kazanması en azından şimdilik belirgin biçimde zor görünüyor.
Şu anda en önemli senaryo bu; çünkü Vance aynı zamanda Cumhuriyetçi adaylar arasında açık ara en favori isim. Reuters onu, 'Trump sonrası muhtemel halef' olarak tanımlarken Rubio'yu başlıca rakibi olarak gösteriyor.
Vance İsrail ittifakını reddetmiyor ve bazı toplantılarda bu ilişkiyi övdü; dolayısıyla 'İsrail karşıtı' değil. Fakat dış müdahalelere karşı son derece kuşkucu, İsrail'in Washington'un politikasını belirlemesine açıkça direniyor ve İsrail'in İran anlaşmasına karşı çıkışını sert biçimde eleştiriyor.
Ayrıca Tucker Carlson çizgisini Cumhuriyetçi Parti'den tasfiye etmeye yanaşmaması da İsrail yanlısı Cumhuriyetçi çevrelerde ciddi kaygı yaratıyor.
ABD'de İsrail'e yönelik eleştiriler artık yalnızca Demokrat Parti'nin sol kanadından gelmiyor. Partinin merkez çevreleri de bu eleştirilere büyük ölçüde katılıyor ve başta 'askeri yardımlar' olmak üzere ilişkilerin niteliği, çapı ve çıkarlara uygunluğu kıyasıya sorgulanıyor. Cumhuriyetçi Parti'nin Önce Amerika kanadında da durum hiç farklı değil.
Böylesi bir tabloda, Demokrat Parti'deki ilerici/sol kanat ile Cumhuriyetçilerdeki müdahale karşıtı çizgi aynı anda güçlenirse, başkan kim olursa olsun Washington–Tel Aviv ilişkilerinin hareket alanı tarihte hiç olmadığı kadar daralabilir.
Bütün bu sebeplerle, 2028 seçimleri İsrail için yalnızca 'kim kazanacak?' sorusundan ibaret değil.