THTM ve Cumhuriyetçiler Kurultayı ortak cumhuriyet konferansı düzenledi: 'Cumhuriyet soyguncular tarafından işgal edilmiştir'
Cumhuriyetçiler Kurultayı ile Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi'nin "Cumhuriyeti Nasıl Kazanacağız" adlı konferansında fon soygununa ilişkin; "Düzenin piyasasını oluşturma anlamında ne hukukla, ne yargıyla, ne de soygunculara ceza vermekle uğraşamayız. Bugünkü cumhuriyet, devrimcilerin kurduğu cumhuriyetin soyguncular tarafından işgal edilmiş halidir" denildi.
THTM ve Cumhuriyetçiler Kurultayı ortak cumhuriyet konferansı düzenledi: 'Cumhuriyet soyguncular tarafından işgal edilmiştir'
Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Cumhuriyetçiler Kurultayı ile Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kapsamında dün Ankara Makine Mühendisleri Odası'nda Cumhuriyeti Nasıl Kazanacağız adlı bir konferans düzenledi. 7 KONUŞMACI YER ALDI Konferans TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Küçükaras'ın kolaylaştırıcılığında gerçekleşti.
Konferansta, THTM Yürütme Kurulu üyeleri Erhan Nalçacı ve Ali Rıza Aydın ile iletişimci Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu, Gazete Bilim Genel Yayın Yönetmeni Emrah Maraşo, Sosyalist Kültür yazarı Kaan Eroğuz ve Sol Haber Genel Yayın Yönetmeni Ali Ufuk Arikan konuşmacı olarak yer aldı.
Image
'CUMHURİYETTEN GERİYE BİZ KALDIK' Kolaylaştırıcı Hülya Küçükaras, konferansın başında Cumhuriyetçiler Kurultayı hakkında; Cumhuriyetten geriye ne kaldı? Biz kaldık arkadaşlar. İşte Cumhuriyetçiler Kurultayı bu nedenle kuruldu.
Cumhuriyetçilerin birliği için kurulan bu kurultay; 'Bundan sonra sermayenin, gericilerin cumhuriyeti olamayacak, emekçi cumhuriyeti olacak' dedi ve bunun için kurtuluş programını hazırladı ifadelerini kullandı.
'TARİKATLAR ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ İLE KALDIRILIR' Tarikatlar ve laiklik başlığında konuşan Ömer Faruk Eminağaoğlu; Tarikatların örgütlenme süreci, özgürlüğün kısıtlandığı, halkın örgütlenemediği zamanalarda karşımıza çıkıyor. Cumhuriyetin ilkelerini benimsemeden hareket eden partilerin desteğini sağladıklarını, sermayeyi ele geçirdiklerini ve kamuda güçlendiklerini görüyoruz.
Tarikatları geri plana atmanın yolu örgütlenme özgürlüğüdür. Tüm özgürlüklerin temeli de laikliğin sağlanması. Laikliğin en doğru tanımı da egemenliği halka ait olmasıdır. Halkın koyduğu kurallara göre yönetim var ise laiklikten bahsedebiliriz. Laikliğe aykırı eylemleri giderek artan bir siyasi parti yönetimindeki bir ülke ne kadar laik olabilir? dedi.
'YAŞASIN CUMHURİYET, YAŞASIN DEVRİM' Emek ve direniş başlığı kapsamında konuşan Prof. Gamze Yücesan Özdemir ise Cumhuriyet tarihte atılmış çok önemli bir ilerici-devrimci adım. Ama bugün laikliğin aşılması, yurttaşlığın içinin boşaltılması emekçilere karşı hamlelerdir. Yani cumhuriyetin kamucu ve laik yapısına saldırı emekçi haklarına saldırıdır.
İşçi sınıfı bugün Türkiye'de çalışma saatleri artıkça yoksullaşan bir sınıf. Bugün Türkiye bir asgari ücret ülkesidir ve asgari ücret yoksulluk sınırının altında. Yoksul milyonlardan bahsediyoruz. Biz cumhuriyeti emekçiler ile kuracağız. Cumhuriyeti tarihsel olarak savunuyoruz ama sınırlarını zorlamak zorundayız. Eşit cumhuriyeti sağlamalıyız.
Emekçiler sadece sömürülen bir sınıf değil, direnen ve itiraz eden bir kesim. Şu an dağınık ama birleştirip siyasal bir zemine getirmemiz gerekiyor. Cumhuriyetin geleceği bu düzenle hesaplaşmayla bağlantılı. Yaşasın cumhuriyet, yaşasın devrim ifadelerini kullandı.
'DEMOKRASİ EMPERYALİZMLE MÜCADELE İLE ŞEKİLLENDİ' Demokrasi ve demokratik alana müdahale konusunda konuşan Maraşo ise Türkiye'de demokrasi geleneği, emperyalizmle mücadele ile şekillenmiştir. Biz Kurtuluş Savaşı'nı halk hükümetiyle yaptık. Bizim nur topu gibi büyük bir sermayemiz var. Mafyalar, çeteler, tarikatlar, fon vurguncuları var. Bu koşulda demokrasiden bahsedilebilir mi?
Halkın iradesini sağlamak için devrimci, cumhuriyetçi halk kitlesini kurmalıyız diye konuştu. 'PARA ÜZERİNDEN BİR SOYGUNLA KARŞI KARŞIYAYIZ' Fon soygunu hakkında ise Ali Rıza Aydın; Fon dediğimiz bu soygun, sermaye piyasasının araçlarından birinin çıkardığı sorun. Bu soyguncular; emeği, toprağı, bütün alanları soygun sahasına çevirirken, bütün alanların piyasasını oluşturmuş, devleti de piyasalaştırmıçtır.
Bu sömürcüler, 'Halktan para toplayalım, onlara topladığımız parayla istihdam yaratıyormuş gibi bir hava yaratalım, biz paramıza para katalım' demiş. Bu finans üzerinden sömürü de böyle yapılıyor. Biz para üzerinden bir soygunla karşı karşıyayız. Bu soygunu yapanlar halk değil, kapitalistler. Kanunla da bunu koruma altına alıyorlar.
Düzenin piyasasını oluşturma anlamında ne hukukla, ne yargıyla, ne de soygunculara ceza vermekle uğraşamayız. Biz her türlü soygunu sorgulamadan, daha çok fon soygunuyla karşılaşırız. Nasıl bir cumhuriyet bizi bu soygundan kurtarır sorusunun cevabının savaşımını vermemiz lazım. Bugünkü cumhuriyet, devrimcilerin kurduğu cumhuriyetin soyguncular tarafından işgal edilmiş halidir diye konuştu.
'HALKIMIZ YEMEN SAVAŞINI KABUL ETMEYECEK' Konuşmacı Erhan Nalçacı; Türkiye'nin savaşa sürükleneceği iki olay var gibi duruyor. NATO ile emperyal düzene yapıştığını gördük. NATO üzerinden Türkiye iki konuda savaşa sürükleniyor. Bunlardan biri Ukrayna üzerinden Karadeniz kışkırtması. İkincisi ise Mekke Anlaşması. Doğrudan asker göndererek Suudi Arabistan'a yardım gönderilmesi kabul ediliyor.
Halkımız Yemen Savaşı'na dahil olmayı kabul etmeyecek dedi. 'PATRONLARA ORTA DOĞU'NUN KAPISINI AÇIYORLAR' Ali Ufuk Arikan ise 2. Açılım Süreci kapsamında tarafların yaptığı Yavuz - İdrisi Bitlisi ittifakı çıkışını anımsatarak; Bu sürecin doğrultusu; cumhuriyet karşıtı, sömürücü ve emekçiye değil, patronlara Orta Doğu'nun kapısını açmak. Türk emekçileri ile Kürt emekçileri cumhuriyeti el ele ayağa kaldıracak.
Kavgayı tam da buraya çakmak zorundayız ifadelerini kullandı. 'MUHTAÇ DEĞİLİZ' Kaan Eroğuz ise anayasa değişimi tartışmasına ilişkin şunları söyledi: 100 yıl önce şöyle bir özgüven vardı; cumhuriyet yurttaşı olma özgüveni... Şimdi diyorlar ki, NATO'ya, tarikatlara muhtaçsın. Değiliz arkadaşlar, kazanacağımız bir cumhuriyet var ve kazanacağız.