Tek sığınak ahlak, tek rehber vicdandır!
Kriz anları, toplumların ve bireylerin en çıplak kaldığı, en acımasızca sınandığı zamanlardır.
Kriz anları, toplumların ve bireylerin en çıplak kaldığı, en acımasızca sınandığı zamanlardır.

Ekonomik çöküş, siyasi kaos, savaş, deprem, salgın ya da ahlaki çürüme… Hangi yüzüyle gelirse gelsin, kriz insanı korkuya, menfaate ve kısa vadeli hesaplara iter. Bu zamanlarda en çok “güçlü lider”, “kurtarıcı kurum”, “mucize çözüm” aranır. Oysa tarih, bu tür sığınakların çoğu zaman kumdan kale olduğunu gösterir...
Hatta bazı krizler, doğrudan doğruya bu tür “kurtarıcılar” tarafından bile üretilir. Aslında tek ve gerçek sığınak ahlaktır: Çünkü iktidar el değiştirebilir, yasalar değişebilir, propaganda tersine dönebilir, ama insanın ahlakını ve vicdanını oluşturan doğru-yanlış, iyi-kötü, gerçek-yalan, haklı-haksız ayrımları, kişiliğimizin bir parçası olmuşlardır; kişiliğimizi sürdürebilmek için onlar değişmemelidir.
Ahlak, “Bunun bana ne yararı var?” demez, “Bu yaptığım ne kadar iyi, doğru ve haklıdır?” diye sorar. Krizde, ahlaksız güç ve ahlaksız boyun eğiş, sadece daha hızlı toplumsal ve bireysel çöküş getirir. Ahlaklı davranış, direniş ise, en karanlık zamanlarda bile yeniden inşa edilecek bir temel üretir.
*** Ahlaki sığınağın yol göstericisi ise vicdandır: Vicdan, dışarıdaki baskıya, korkuya ve çıkarlara karşı içten gelen o kararlı, ısrarlı sestir. “Herkes yapıyor” diye susturulamaz, “Şimdi sırası değil” diye bastırılamaz. Bir yönetici kriz bahanesiyle adaleti askıya aldığında, bir kurum ve/veya o kurumu temsil edenler, kendi çıkarlarını kamu yararının önüne koyduğunda, o sesin duyulması gerekir.
Vicdan susarsa, ahlak da yavaş yavaş ölür ve hem o kişi hem o toplum çöker. Zaten Vicdan, özümsenmiş ahlak ilkeleridir! *** Kriz zamanlarında asıl tehlike, ahlaki çürüme ve vicdani yozlaşmadır.
İnsanlar ve kurumlar, “Her koyun kendi bacağından asılır”, “Bana mı kaldı ülkeyi kurtarmak”, “Ben kurtulayım, sonra düzeltirim” diye ilkelerini unutur, birbirlerini ezer, “Şimdi her şey mübah” diye sınırlarını silerlerse, artık insanlık çöküyor demektir! Oysa tam da bu zamanlarda, hem genel ahlak hem meslek ahlakı, lüks değil bir zorunluluk; vicdan ise soyut bir kavram değil tek kurtuluş pusulasıdır.
Çünkü kriz geçer ama ahlaksızca atılan adımların hesabı, hem birey hem toplum tarafından yıllarca ödenir. Bu yüzden kriz zamanlarında, şantaja, tehdide, baskıya, rüşvete maruz kaldığımızda, önce kendimize sormalıyız: Ahlakım neye izin veriyor? Vicdanım ne diyor? Çünkü en koyu krizde bile, insanı insan kılan şey, dışarıdaki karanlık ve baskı değil, içindeki ahlaki ışığın sönmemesi, vicdani sesin susmamasıdır!
*** KRİZLERDE, AHLAKINIZI VE VİCDANINIZI KORUMAK İÇİN DİRENİN!
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika


