Spor yazarları, Belçika yenilgisi sonrası Montella için istifa çağrısı yaptı
UEFA Uluslar A Ligi’nde Belçika’ya 3-0 yenilen ve üçüncü maçında da puan alamayan A Milli Takım, spor yazarlarının eleştirilerine konu oldu. Yorumlarda Vincenzo Montella’nın görevden ayrılması gerektiği savunulurken, takımın hücumdaki verimsizliği ve Arda Güler’in yalnız kaldığı görüşleri öne çıktı.
Spor yazarları Belçika - Türkiye maçını yorumladı: 'Villaları hocaya verin ve hepiniz istifa edip gidin'
Haber detayı
Haberin ayrıntıları
UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup maçında deplasmanda Belçika'ya 3-0 mağlup olan Türkiye üçüncü maçında da puanla tanışamadı. Spor yazarları Belçika - Türkiye maçını değerlendirdi.
Uğur Meleke: "Montella'ya artık ivedilikle teşekkür edilmeli. Bir yıllık tazminatı anlayabilirim. Ancak medyada iddia edildiği gibi iki senelik (5 milyon Euro) bir tazminat söz konusuysa, bu sözleşme kamu malını kötüye kullanmaktır. Dünya şampiyonu Scaloni’nin maaşı 2 milyon Euro. Xavi’nin 3, Zidane’ın 3,5 milyon... Montella’ya gerçekten 5 milyon Euro ödenecekse o zaman o bahsettiğiniz Bodrum’daki villaları verin İtalyan Hoca’ya. Ve artık hepiniz istifa edip gidin." (Hürriyet)
Spor yazarları Belçika - Türkiye maçını yorumladı: 'Villaları hocaya verin ve hepiniz istifa edip gidin'Spor yazarları Belçika - Türkiye maçını yorumladı: 'Villaları hocaya verin ve hepiniz istifa edip gidin'Spor yazarları Belçika - Türkiye maçını yorumladı: 'Villaları hocaya verin ve hepiniz istifa edip gidin'Spor yazarları Belçika - Türkiye maçını yorumladı: 'Villaları hocaya verin ve hepiniz istifa edip gidin'
Güntekin Onay: "Uluslar A Ligi bize sert geldi. Açıkçası Kenan Yıldız ve Hakan Çalhanoğlu’nun kalitesini de aradık. 3 maç 0 puan ve daha İtalya ve Fransa ile de deplasmanda oynayacağız. Rakipler güçlü ancak biz de bu kadar kolay teslim olacak kadar zayıf değiliz. Dünya Kupası’ndaki hayal kırıklığının ardından Montella ile yollar ayrılmalıydı ve yeni bir sayfa açılmalıydı. Maalesef Montella hep aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekliyor. Kerem ve Barış’tan asla vazgeçmiyor ama bu iki oyuncudan da asla verim alamıyor. İkinci yarıda Barış çıkınca yine Kerem santrfor pozisyonunda oynadı. Defalarca denendi, olmadı. Olmuyor. Montella neden ısrarla aynı şeyleri yapıyor, anlamak mümkün değil. Zaten 2’de 0 çekmişsin. Nasıl Bartuğ’u cesur bir kararla oynattıysan, İlhan ile Deniz’i de ilk 11 oynatsana Montella! Farklı şeyler dene, öyle kaybet.
Montella'nın artık bu takıma verebileceği bir şey kalmadı. Ülke futbolu krizde. Montella da bu krizin bir parçası ve asla milli takımı bu durumdan çıkartacak kişi değil. Bunu yazmaya söylemeye utanıyorum ve üzülüyorum fakat gerçek şu ki: Türk halkı ne yazık ki milli takımdan soğudu. Bizim gibi ülkesini seven, milliyetçi bir ülkede insanlar milli takım maçı izlemek istemiyor."
Turgay Demir: "Öyle kötüyüz ki, bizim savunma, futbolun son demlerini yaşayan Lukaku'yu bile durduramadı... O nedenle her şeyi bir yana bırakıp size sadece bir futbolcudan bahsedeceğim. Arda Güler'den... Çünkü dün gece sahada en çok onun yalnızlığı takıldı gözüme. Arda'nın etrafında futbol oynayan değil, Arda'nın futbol oynamasını bekleyen bir takım var sanki. Pas veriyor, devamını alamıyor; rakibin arasına giriyor, destek bulamıyor. Bir süre sonra yeteneğiyle değil, çaresizliğiyle mücadele eder hale geliyor.
Arda'nın ihtiyacı mucize değil. Yanında hareket eden, pasını geri verecek, boşluğa koşacak ve onunla birlikte oynayacak birkaç takım arkadaşı... Bazen Arda topu aldığında karşısında üç rakip oyuncu var ama kendi takımından ona yaklaşan tek bir kişi bile yok. Bir futbolcu için bundan daha somut bir yalnızlık olabilir mi? Pas verecek oyuncu arıyor, bulamıyor. Duvar pası yapacak arkadaşını arıyor, yok. Topu kaybettiğinde etrafında onu rahatlatacak bir takım arkadaşı yerine rakipler beliriyor. Ne büyük yalnızlık bu... Arda'nın önünde rakip savunma, arkasında ise kendi takımının sessizliği var. Keşke on tane daha Arda'mız olsaydı... Ne iyi olurdu!.." (Fotomaç)
Cem Dizdar: "Ülke futbolunda söz sahibi olanların "yüksek kabulü" ile göreve getirilen MHK'nın "karakola düşmesi"nin yarattığı şaşkınlık... Üzerine, ilk iki maçı kaybetmiş olmanın getirdiği tedirginlik... Arda Güler'e bağlı hücum girişimlerinde arayış içinde görünseler de iş icraya gelince fazlasıyla şaşkın ve düzensizdi Milli Takım. Ofansif alanda iş görecekler adeta yatıya kaldığı misafirlikte, yatağı yabancılayanlar gibi mevkilerini yadırgamış görünüyordu. O nedenle hücum edip, şut deneseler de verimlilikte düşük kaldılar. Tersine yenilen ilk gol, bileşik hataların zincirin halkaları gibi birbirini takip etmesi sonucu geldi. İkinci devreye topu ayağa aldığı gibi daha olumlu kullanarak başladı Milliler. Arda'nın yön verdiği hücumlarda üst üste tehlike yarattılarsa da sanki "Diğer işleri yaparız ama gol atamayız" der gibiydiler.
Ülke Vincenzo Montella'nın gitmesi konusunda mutabakata varmış görünüyor. Lakin keşke sorunun çözümü bu denli basit olsa! Bireyseli tartışmaktan, yapısal sorunların çözümüne değil vakit ayırmak göz ucuyla dahi bakamayanların ülkesinde daha çok insana yol verilecek! Baksanıza, kazanırken "Bizim Çocuklar" diye gerim gerim gerinenler, kaybedilince çocuklarını cami avlusuna bırakıyor haniyse! Hazırlanın, eski defterlerin sahipleri yeni bir sayfa açmaktan bahsedecek pek yakında." (Fanatik)
Tayfun Bayındır: "A Ligi’nde üst üste gelen üç mağlubiyet derin bir gerçeği yüzümüze çarptı; bu lig mevcut yapımız ve futbol anlayışımızla bize bir kaç beden büyük geldi... Dünya Kupası’ndan bu yana üzerimizden atamadığımız o ölü toprağı sahadaki her adımda ve özellikle yedek bankında kendisini hissettirmeye devam ediyor...
Belçika, gözü kapalı hücumlar yapmadı, oyunu domine etmek gibi bir derde de düşmedi. Hem de evinde seyircisinin önünde oynamasına rağmen... Ancak Kevin De Bruyne faktörü vardı. Tecrübesi, oyun aklı ve kriz anlarındaki liderliğiyle Belçika’nın az ama öz hücum etmesini ve elbette aradığı net sonucu almasını sağladı. Biz ise hücum organizasyonu gibi görünen fakat skora dönüşmeyen beyhude bir eforun ötesine geçemedik.
Milli Takımı özetleyen en net kavram “bal yapmayan arı” çokluğu... Koşuyoruz, topu çeviriyoruz, ciddi biçimde yıpranıyoruz da ama iş üretkenliğe gelince sıfırız... Ana kraliçe konumundaki Arda Güler tek başına çabalamaktan hem oyun kurup hem ceza sahasında gol aramaktan yoruldu. Ona eşlik edecek, yükünü hafifletecek ikinci bir akıl sahada yoktu." (Milliyet)