Son ütü insana kaldı
Dikkat ettiniz mi? Son zamanlarda sunumlar daha düzgün, epostalar daha akıcı, raporlar daha tutarlı, tablolar daha temiz, metinler daha hatasız görünüyor.
Dikkat ettiniz mi? Son zamanlarda sunumlar daha düzgün, epostalar daha akıcı, raporlar daha tutarlı, tablolar daha temiz, metinler daha hatasız görünüyor.

Yapay zekânın yakın gelecekte pek çok işi insanların elinden alacağı söyleniyor. Ancak yapay zekâ bazı işleri gelecekte almak üzere dışarıda beklemiyor, şimdiden ofislere girmiş durumda. Üstelik şirket duyurularıyla veya resmi dönüşüm programlarıyla değil, çalışanların günlük işlerini yetiştirme çabasıyla... Yapay zekânın ofise girişi, işverenle çalışan arasındaki karşılıklı bir sessizlik anlaşmasıyla oldu.
Çalışan işi daha hızlı ve iyi yapmak için yapay zekâdan yardım alıyor, işveren çoğu zaman sonucu görüyor ama yöntemi sormuyor. DENETLEMİYOR ÜRETİYOR Yapay zekâ ofiste yalnızca denetleyen, yol gösteren veya hataları düzelten bir araç olmaktan ibaret değil. E-posta taslağı, rapor iskeleti, toplantı özeti, sunum akışı, başlık önerisi, metin düzeltme, çeviri, kod ve analiz gibi alanlarda doğrudan üretim sürecinin içinde.

Yani birçok beyaz yakalı işte artık yalnızca “son kontrol” değil, ilk taslak da yapay zekâdan gelebiliyor. Aslında başta yapay zekâya biçilen “son ütücü” rolü artık insanlara kalmış duurmda. Bu değişimin sınırları ise hâlâ kesin değil.
Anthropic Economic Index’e göre Claude kullanım verilerinde yapay zekâ kullanımlarının yüzde 57’si insanı destekleyen, kapasitesini artıran kullanım, yüzde 43’ü ise otomasyona yakın kullanım olarak sınıflandırılıyor. Yani yapay zekâ çoğunlukla insanla birlikte çalışıyor ama bazı görevleri doğrudan üstlenme oranı da az değil.


Aynı araştırma, yapay zekâ kullanımının özellikle yazılım geliştirme ve yazı işlerinde yoğunlaştığını, bu iki alanın toplam kullanımın yaklaşık yarısına denk geldiğini belirtiyor. Belki mesleklerin tamamen otomatikleştiğini söylemek için erken ama yapay zekânın etkisi artık görevlerin içine yayılıyor.
Bir iş bütünüyle ortadan kalkmayabilir ama o işi oluşturan taslak çıkarma, özetleme, sınıflandırma, düzenleme, raporlama ve yazma gibi parçalar yapay zekâya devredilebilir durumda. Bu noktada asıl soru şu: Ofis çalışanı hâlâ ana üretici mi, yoksa yalnızca kurumun gereksinimlerini yapay zekâya tarif eden bir aracıya mı dönüşüyor? Bugünkü tabloda çalışan tamamen devreden çıkmış değil.
Hâlâ bağlamı veren, hedefi tarif eden, kurumsal dili bilen, sonucu denetleyen ve sorumluluğu üstlenen kişi o. Ancak üretimin bazı aşamaları yapay zekâya kayıyor. İlk taslak, özet, tablo, sunum akışı, metin temizliği veya fikir başlıkları artık çoğu zaman insanın tek başına ürettiği şeyler olmaktan çıkıyor. Bu yüzden yeni beyaz yakalı rolünü “aracı-üretici” olarak düşünmek mümkün.
Harvard Business School araştırmacılarının danışmanlar üzerinde yaptığı çalışma da bu yapıyı destekliyor: Yapay zekânın yetenek sınırları içindeki görevlerde çalışanlar daha hızlı ve daha kaliteli sonuçlar üretebiliyor. Çalışmada yapay zekâ kullananların yüzde 12. 2 daha fazla görev tamamladığı ve işleri yüzde 25 daha hızlı bitirdiği belirtiliyor.
Ancak şunu belirtmek gerek, yapay zekânın zorlandığı karmaşık görevlerde yanlış sonuca gitme riski de artıyor. SESSİZLİK ANLAŞMASI Yapay zekânın ofisteki en ilginç taraflarından biri de kullanımın çoğu zaman açıkça konuşulmaması. Çalışan, yapay zekâdan destek aldığını söylemek istemeyebiliyor. Çünkü bu durum emeğini azaltmış, becerisini gölgelemiş ve kendisini daha kolay ikame edilebilir göstermiş gibi algılanabilir.
İşveren ise bazen yöntemi sormuyor çünkü sonuç daha hızlı, daha düzgün ve daha profesyonel görünüyor. Microsoft ve LinkedIn’in 2024 Work Trend Index raporu bu sessizliği görünür kılıyor. Rapora göre küresel bilgi çalışanlarının yüzde 75’i işte yapay zekâ kullanıyor; kullanıcıların yüzde 78’i kendi yapay zekâ araçlarını işe getiriyor.
Aynı raporda yapay zekâ kullananların yüzde 52’sinin önemli görevlerde yapay zekâ desteği aldığını söylemekte isteksiz olduğu, yüzde 53’ünün ise bunun kendisini “ikame edilebilir” göstereceğinden endişe ettiği belirtiliyor. KPMG ve Melbourne Üniversitesi’nin küresel araştırması da benzer bir tablo çiziyor.
Araştırmaya göre veri, analiz ve entelektüel yaratıcılık odaklı çalışanların yüzde 57’si yapay zekâ kullanımını sakladığını ve yapay zekâ tarafından üretilmiş işi kendi işi gibi sunduğunu söylüyor. Aynı araştırmada çalışanların yalnızca yüzde 47’si yapay zekâ eğitimi aldığını, yüzde 40’ı ise işyerinde üretken yapay zekâ kullanımına yönelik politika veya rehberlik bulunduğunu belirtiyor.
TÜRKİYE’DE KULLANIM SINIRLI Slack Workforce Index’e göre masa başı çalışanlarda yapay zekâ kullanımı Kasım 2024 ile Nisan 2025 arasında yüzde 36’dan yüzde 60’a çıktı. Çalışanların yüzde 42’si yapay zekâyı en az haftalık kullanıyor. Aynı araştırmada çalışanların yüzde 23’ü bir yapay zekâ uygulamasına kendi adına görev tamamlattığını söylüyor. Türkiye’de ise tablo daha sınırlı ve belirsiz.
GYİAD’ın “Yapay Zekâ Döneminde Yükselen Nitelikler” araştırmasına göre çalışanların yüzde 62’si iş yerinde yapay zekâ araçlarını hiç kullanmıyor; kullananların yüzde 93’ü ise bu araçları ağırlıklı olarak bilgi edinme veya araştırma amacıyla kullandığını belirtiyor. Çalışanların yüzde 57’si kurumunda belirli bir yapay zekâ politikası olmadığını ya da böyle bir politika olup olmadığını bilmediğini söylüyor.
RİSK NEREDE? Yapay zekânın ofisteki varlığı doğruluk, veri güvenliği, sorumluluk ve beceri kaybı gibi riskleri de beraberinde getiriyor. Çünkü çıktısı çoğu zaman profesyonel, akıcı ve ikna edici ancak iyi görünen bir metin veya düzgün kurulmuş bir tablo her zaman doğru olduğu anlamına gelmiyor. Ürkütücü tablo yine KPMG ve Melbourne Üniversitesi araştırmasında.
Buna göre çalışanların yüzde 66’sı yapay zekâ çıktısını doğruluğunu değerlendirmeden kullanıyor, yüzde 56’sı ise yapay zekâ nedeniyle işinde hata yaptığını söylüyor. Araştırma ayrıca çalışanların önemli bir bölümünün şirket politikasına aykırı biçimde yapay zekâ kullandığını ve hassas şirket bilgilerini ücretsiz kamusal araçlara yükleyebildiğini belirtiyor. Yapay zekâ ofiste ne yapıyor?
- E-posta, rapor, sunum akışı, toplantı notu, başlık ve metin iskeleti hazırlıyor - Dağınık metinleri toparlıyor, cümleleri sadeleştiriyor, tonu kurumsal dile yaklaştırıyor. - Uzun belgeleri, toplantı notlarını, araştırma çıktıları veya raporları kısa ve kullanılabilir hale getiriyor. - Çalışanın gereksinim duyduğu ilk bilgiyi, kaynak yönünü veya kavramsal çerçeveyi hızlıca çıkarıyor.
- İçerik takvimi, proje adımları, yapılacaklar listesi, sunum bölümleri ve iş akışı öneriyor. - Metinleri farklı dillere aktarıyor, yazım ve anlatım hatalarını azaltıyor, daha pürüzsüz bir çıktı üretiyor. - Veri sınıflandırma, tablo yorumlama, formül önerme, temel kod yazma ve analiz başlıklarında üretim sürecine giriyor.
Dönüşümün ismi henüz konmadı ama yapay zekâ masa başında mesaisine çoktan başladı. Üstelik bu mesai denetleyici, yol gösterici rolünün çok ötesinde. Çalışan çoğu zaman bir aracıdan ibaret. Gerekli bilgileri sisteme yüklüyor ve gerisini yapay zekâya bırakıyor...
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika