"Somut adım atma aşamasına geçilmeli"
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Somut adım atma aşamasına geçilmelidir. Barış bekleme salonunda tutulacak bir şey değil" dedi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Somut adım atma aşamasına geçilmelidir. Barış bekleme salonunda tutulacak bir şey değil" dedi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, PKK’nın Türkiye’den çekilme kararına ve bazı kampların boşaltılmasına ilişkin, açıklamalarda bulundu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri değerlendirdi.
Bakırhan, geçen hafta İstanbul da, Kocaeli de, Sakarya da başta olmak üzere birçok kentteki sel taşkınlarında yaşamını yitiren ve yaralanan yurttaşlar olduğunu hatırlatarak, Öncelikle bu her üç kentimizde yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah tan rahmet diliyorum. Yaralanlarımıza acil şifalar diliyorum. Aynı zamanda bu selde dükkanı zarar gören bütün yurttaşlarımıza da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Umarım her şeye çok hızlı koşan iktidarımız burada zarar ziyan tazmini yaparak bu sel felaketinde kayıpları olan yurttaşlarımızın aynı zamanda zararlarını da giderir dedi.
Yağmurdur yağar tabii, dünyada da yağmur yağıyor diyen Bakırhan, hükümetin sorumsuzluk yaptığını belirterek, şöyle konuştu: Yağmur yağdığında eğer insanların ölmesi, araçların sürüklenmesi, evlerin suyla dolması, 16 milyonluk bir kentin ve diğer kentlerimizin saatlerce, günlerce felç olması durumu ortaya çıkıyorsa bu durumu sadece yağmura bağlamak doğru olmaz. Bu durum kentin nasıl yönetildiği ile ilgilidir.
İstanbul da, Kocaeli de, Sakarya da yıllardır dere yatakları daraltıldı. Su havzaları yapılaşmaya açıldı. Ya güzel kardeşim, sen dere yatağına imar izni verirsen, orayı betonla doldurursan su nereden geçecek? Suyun da bir hafızası vardır. Yolunu kapatırsan üzerinden geçer, altına alır, geçer ve insanlar yaşamını yitirir.
Dolayısıyla bu durumu sadece yağmurun çok yağmasına bağlayan akıl bence doğru yapıyor, yanlış yapıyor. Dönüp biraz o kentlerin o dere havzalarının nasıl yapılaştırıldığı ve yönetildiğine biraz bakması gerekiyor. Düşünün, kuzey ormanları İstanbul da yollarla, havinalarıyla parçalanmış. Bütün vadilere her gün projeler veriliyor. O su havzaları rezidanslarla yükseliyor.
Sonra da çok yağmur yağdı diye bir gerekçe üretiyorlar. Valla biz bunu kabul etmiyoruz. Bu sel felaketinden etkilenmeyen yurttaşlarımız da kabul etmiyor. Bu sel ve yağmur sizi uyardı, inşallah aklınızı başınıza alırsınız.
Bakırhan, Kanal İstanbul projesinin sel gündemi sırasında yeniden gündeme alındığını ve tartışmaya açıldığına dikkati çekerek, şöyle konuştu: Kentin suyunu, toprağını, yaşam alanını tehdit eden bu Kanal İstanbul projesini tekrar hayata geçirmek için ısrar ediyorlar. Biz de buradan sesleniyoruz İstanbul un mega projelere ihtiyacı yok, İstanbul un mega risklerden korunmaya ve kurtulmaya ihtiyacı var.
Eğer bu topluma, insanlarımıza bir iyilik yapmak istiyorsanız bu mega riskleri ortadan kaldıracak projeler yapın. İki yıldır baştan İstanbul olmak üzere belediyelerle uğraşıyorlar ama 14 Ekim de İstanbul aslında iktidara dedi ki: Ya biraz da artık belediyelerle uğraşacağına benim sorunlarımla uğraş. Bakalım buradan bir ders çıkacak mı? Onu da beraber izleyip göreceğiz.
Belediyeleri nasıl transfer edeceğinizi her gün konuşacağınıza, su basınca suyun nereye, suyun nereye transfer edeceğinizi de biraz konuşsanız, sayın hükümet, sayın yetkililer, sayın bakan. Bakın, İstanbul da değiştirilmesi gereken dere deposu değil, dereyi arsayı, yeşili betona, kenti rampaya çeviren anlayışı değiştirmek gerekiyor.
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi bölgesindeki MERI forumuna davet edildiklerini hatırlatarak, Türkiye de yürüyen sürece ve Kürtler arasında diyalogların gelişmesine verdikleri önemi forumda da gördüklerini söyleyen Bakırhan, Forumda en sık yapılan değerlendirmelerden biri şuydu: Türkiye de barış bölge barışının dinamosu olabilir dediler. Biz de bu tespite yürekten katıldık. Doğru bir tespittir.
Çünkü Türkiye de Kürt meselesi demokratik yollarla çözüldüğünde bunun olumlu etkisi Türkiye de sınırlı kalmaz; Suriye de, Irak ta, İran da da hissedilir. Bu süreç yalnızca Türkiye nin değil, bütün bölgenin umududur dedi.
Bakırhan, Kürtlerin bugün bölgede barışın en istekli ve en kararlı taraflarından birisi olduğunu belirterek, Kürtlerin ortak stratejik çıkarları çapında birleşmesi, bulundukları ülkelerin başkentinde daha güçlü olması bölge barışındaki kurucu rolünü daha da büyütecektir.
Çünkü her yerde gördüğümüz ve tekrar teyit ettiğimiz en önemli şey şu oldu: Orta Doğu bugün bekleyenin değil, konuşanın ve siyaset üretmenin yol aldığı bir zemindir. Bundan ötürü Kürtler kendi aralarında daha fazla konuşmalı, daha fazla diyalog kurmalı, varsa kendi aralarındaki sorunları bunları gidermeli, sorunlarını konuşarak çözmeli ve bölgenin geleceğinde güçlü bir biçimde yer almalıdır diye konuştu.
İRAN İLE DİYALOG BAŞLARSA DESTEKLEYECEĞİZ Forumda konuşulan önemli başlıklardan birinin de İran olduğuna değinen Bakırhan, şu ifadelere yer verdi: Bu vesileyle İran a dair ayrıca bir şeyler söylemek istiyorum. Bafel Talabani forumda yaptığı konuşmada İran daki Kürtlerle ilgili yeni bir diyalog sürecinin başlangıç aşamasında olduğunu belirtti ve İran devletinin de buna olumlu baktığı bilgisini verdi.
Biz de bu açıklamayı önemsiyoruz. İran da henüz oturmuş bir düzen yok, bunu biliyoruz. Haklı olarak diyeceksiniz ki İran da her gün Kürtler maalesef tutuklanıyor, idam ediliyor. Fakat çok açık bir gerçek var; İran da Kürt siyasi dinamikleri meselelerini savaşla değil, diyalog ve müzakereyle çözmek istiyorlar.
Tahran da bunun Tahran da bunu bir imkân olarak görmeli, idam sehpaları yerine, mahpular cezaevleri yerine bu diyalog ve müzakere talebine sırtını çevirmemelidir. İran yönetimi diyalog isteyen Kürt aktörleriyle doğrudan konuşabilmelidir. Aracıya gerek kalmamalıdır. Silahın konuştuğu yerde kimse kaybetme silahın konuştuğu yerde herkes kaybeder. Masanın olduğu yerde kimse kaybetmez.
Dolayısıyla İran da siyasetin konuşuldu konuşulduğu bir başlangıcın yapılmasını önemli görüyoruz. İran da Kürt partileri yıllardır masaya oturmaya hazır olduklarını açıkça söylüyorlar. Tahran için bu kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Kürt partileriyle müzakere ve diyalog masası vakti masası vakti kaybedilmeden kurulmalıdır. Bu masa geçici olmamalıdır.
Kaynak: Habertürk

