Katliam Yasası’nın ardından hayvan hakları ihlalleri ve akıbet belirsizliği sürüyor
7527 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonraki bir ayda toplama, bakım ihmali, Erzurum’daki besleme yasağı ve sonuçlanmayan şiddet soruşturmaları gündeme geldi. Yaşatacağız Platformu, toplanan 3 milyondan fazla köpeğin akıbetinin açıklanmasını ve “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” ilkesini temel alan yeni bir yasa çıkarılmasını talep etti.
Sokakta yasak, barınakta ihmal, adalette sessizlik: Baskı ve cezasızlık arasında bir ay
Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Kamuoyunda Katliam Yasası olarak adlandırılan 7527 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından sokak hayvanlarına yönelik hak ihlalleri, idari engeller ve şiddet vakalarına her geçen gün yenisi eklendi.
Barınaklardaki ihmal iddialarından Erzurum’daki il genelini kapsayan besleme yasağına, haftalardır failleri yakalanmayan işkence vakalarından toplanan hayvanların akıbetine kadar yaşananlar karşısında hak savunucuları toplumsal tepkiyi büyütüyor.
ImageImage
Sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar, çözümsüzlüğü derinleştiren yasal düzenlemeler yerine “kısırlaştır-aşılat-yerinde yaşat” ilkesini esas alan yeni bir yasa talep ediyor. YETERSİZ BAKIM VE TOPLAMA DALGASI KAYGIYI ARTIYOR Son bir ay içerisinde Türkiye’nin dört bir yanından yükselen hak ihlali haberleri, sokakların ve bakımevlerinin durumuna dair endişeleri artırıyor.
İstanbul Çekmeköy’de mahalle sakinlerinin düzenli olarak baktığı Sarı Kız isimli köpeğin toplanarak Ömerli Doğal Yaşam Alanı’na götürülmesinin ardından yaşananlar bu durumun somut örneklerinden biri oldu. Üç hafta sonra bakımevini ziyaret eden mahallelilerin iddialarına göre, daha önce sağlıklı olan köpek açlıktan tanınmayacak derecede zayıflamış, hastalanmış ve insanlardan korkar hale gelmiş durumda.
Benzer şekilde Aydın Nazilli’de belediye ekiplerinin müdahalesi sonucu hayatını kaybettiği öne sürülen Tarçın isimli köpek için başlatılan adalet mücadelesi, bakım ve nakil süreçlerindeki ihmal iddialarını bir kez daha gündeme taşıdı. Toplanan yüz binlerce hayvanın akıbetinin belirsizliği sürerken, yurttaşlar ve hak savunucuları mahallelerinden götürülen hayvanların durumunu sormaya devam ediyor.
ERZURUM’DA BESLEME YASAĞI Sokak hayvanlarının maruz kaldığı hak ihlalleri yalnızca toplama ve bakım ihmalleriyle sınırlı kalmadı; idari kararlarla temel yaşam ihtiyaçları da engelleniyor. Bunun son örneği Erzurum’da yaşandı. Erzurum İl Hayvanları Koruma Kurulu, sokakta yaşayan hayvanların üreme ve yaşam alanı oluşturmasını gerekçe göstererek il genelinde hayvanların beslenmesini tamamen yasakladı.
Mahalle muhtarlıkları, kolluk kuvvetleri ve belediyeler aracılığıyla denetimlerin sıkılaştırılacağı duyurulurken, yerel yönetimlerin bakımevi kapasiteleri ve imkânları yetersizken alınan bu karar kamuoyunda büyük tepki topladı.
“Açlığa mahkum etmeyin” sloganıyla başlatılan kampanyalarla kararın iptali istenirken, hak savunucuları sokakta beslemeyi engellemenin hayvanları doğrudan açlığa ve kitle ölümlerine sürükleyeceğini öne sürdü. CEZASIZLIK ALGISI Öte yandan, idari kısıtlamaların yanında şiddet vakalarında adli süreçlerin yavaş işlemesi cezasızlık algısını pekiştiriyor.
Ankara’da sosyal medyaya yansıyan ve bir yavru kedinin işkence edilerek öldürülmesini içeren görüntüler üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma başlatmış ve iki şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarmıştı. Ancak aradan geçen süreye karşın faillerin hala yakalanamamış olması kamuoyundaki vicdanları yaralamaya devam ediyor.
'AÇIKLAMALAR GERÇEKÇİ DEĞİL' Sokaklara ve bakımevlerine yansıyan bu tablonun toplumsal boyutunu Cumhuriyet’e değerlendiren Yaşatacağız Platformu, yetkililerden gelen “Süreç tamamlanacak” yönündeki açıklamaların gerçekçi olmadığını vurguladı.
Hayvanlara yönelik şiddetin kurumlar, medya ve bazı yetkililerce körüklendiğini belirten platform temsilcileri, Telegram grupları üzerinden organize olan suç topluluklarının yarattığı tahribatın yıllarca süreceğine dikkat çekti.
Hayvana yönelik şiddetin cezasız bırakılmasının failleri cesaretlendirdiğini ifade eden temsilciler, önümüzdeki yıllarda gündeme gelecek birçok şiddet vakasının arka planında geçmişte cezasız kalmış hayvana şiddet örneklerinin bulunacağının altını çizdi.
3 MİLYONDAN FAZLA KÖPEĞİN AKIBETİ AÇIKLANSIN Resmi makamlarca açıklanan verilere ve çelişkili rakamlara tepki gösteren Yaşatacağız Platformu, sürecin başından itibaren yapılan uyarılara karşın felaketin gerçekleştiğini savundu.
Yasa çıkarken Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sokaklarda 4 milyon köpek olduğunun ifade edildiğini, eski bakanların ise barınak kapasitesini 200 binin altında açıkladığını anımsatan platform yetkilileri, bugün yüzde 99. 2'sinin toplandığı ve sadece 102 bin hayvanın sahiplendirildiği yönündeki beyanların büyük bir katliamı gizlediğini vurguladı.
Platform, barınak kapasitelerini aşan ve sahiplendirilmediği anlaşılan 3 milyondan fazla köpeğin akıbetinin ne olduğunu şu sözlerle sordu: “Barınak kapasitesini aşan ve sahiplendirilmemiş olan 3 milyondan fazla köpeği hangi yöntemlerle katlettiklerini nerelere gömdüklerini açıklamak zorundasınız.”
Platform temsilcileri ayrıca, yetkili kurumların kendi elleriyle köpek üretim çiftlikleri açıp bu açılışlara katıldığını öne sürerek sokaklarda en çok görülen Kangal ve Kangal melezlerinin de bu tesislerde üretilmeye devam ettiğine dikkat çekti. Platform üyeleri, popülasyonun üretim sürdükçe tükenmeyeceğini ve sorunun bittiği yönündeki söylemlerin saha gerçekleriyle bağdaşmadığını belirtti.
‘KURTULUŞUN PANZEHİRİ: YAŞATAN YASA’ Türkiye’de insanlarla köpeklerin onlarca yıldır birlikte yaşadığını anımsatan hak savunucuları, asıl sorulması gereken sorunun bu kitlesel kıyımın ardından toplumun nasıl iyileşeceği olduğunu vurguladı. Katliam Yasası’nın panzehirinin ancak sokakta yaşamı esas alan yeni bir yasa olabileceğini belirten Yaşatacağız Platformu, şu talepleri dile getirdi: “Biz 'Yaşatan Yasa' istiyoruz.
Barınakların zehirli birer tecrit merkezi değil, rehabilitasyon ve tedavi merkezleri haline getirilmesini talep ediyoruz. Hasta hayvanların tedavi edilerek 'kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat' perspektifiyle barınakların boşaltılması, kısırlaştırılan hayvanların mahalleli ve esnaf gözetiminde yaşam alanlarına bırakılması şarttır.