Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Geçen hafta Arnavutköy Amerikan Kız Koleji 1966 mezunları olarak Bizimtepe’deki yerleşkede bir araya geldik. Artık herkes 80 yaşın üstünde olmuş. Bizim zamanımızda kolej dört yıldı. İki yıl hazırlık okunurdu. Dördüncü yılda seçmeli dersler alırdık. Herkes kendi isteğine göre drama, felsefe, çağdaş Türk edebiyatı gibi dersler seçerdi. Dolayısıyla bu eğitim bir junior college modeliydi.
Amerika’ya gidenler iki yıl daha okuyup üniversite mezunu olurdu. Bu toplantımızda çok hoş ve garip duygular yaşadık. Hepimiz dal gibi kızlarken şimdi kimimiz oturduğumuz koltuğa zor sığıyorduk! Kimimiz aynı kiloda kalsa da yüzümüzdeki derin çizgiler nice öykü anlatıyordu. Öyle bir sınıftık ki hepimiz “honor” derecesiyle bitirmiştik.
Bizimtepe’ye gelen arkadaşların arasında mezun olduğundan beri hiç görmediklerimiz de vardı. Amerika’dan ve Türkiye’nin birçok köşesinden gelenler vardı. Hatta hasta yatağından kalkıp gelen de. Ne garip bir kaynaşmaydı, anında o eski günlere döndük. Hangi hoca sınıfta ne yapardı, kim Robert Kolejlilerden (erkek tarafı) kiminle flört ederdi!
Kimi o eski flörtüyle evlendi, kiminin eşi (benimki gibi) ne yazık ki erken öldü, kimileri nazar değmesin birlikte yaşlandı. Kızların kimi saçını beyaz bırakmış, kimi genç kızlığında dal gibiyken şimdi toparlak bir hanım olmuş. Ama en güzel şey herkesin birbiriyle kaynaşmasıydı. İki saat boyunca gayet basit yiyeceklerle karnımızı doyurduk. Hemen hiç oturmadık, “Birisini kaçırırım” korkusu içindeydik.