Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Byung-Chul Han, şiddetin tarihsel değişimini anlattığı “Şiddetin Topolojisi” (*) isimli eserinde modern öncesi, modern ve geç modern ayrımlarına başvurarak şiddetin dünden bugüne analizini yapar. Modern öncesi dönemde kanla simgelenen şiddet, iktidar sahiplerinin güç gösterisi önem verdikleri bir hükmetme yöntemidir.
Suçluların aç ve yırtıcı hayvanların atılıp canlı canlı parçalanması, bu şiddetin halka açık sergilenmesi ve kimi zaman alkışlarla karşılanması bu dönemin temel görünümünü bize vermektedir. Modern dönemde şiddete ilişkin değişen şey iktidarın şiddeti bir gösteri halinden çıkarıp özel mekânlara taşımasıdır. Han, modern dönemdeki bu değişimi daha iyi anlamamız için toplama kampları örneğini verir.
Kamplar öldürme eyleminin seyredilebileceği yerler değildir çünkü kentin uzağında inşa edilmiştir. Şiddet uygulayıcıları dikkatleri üzerlerine çekmek istemeyen iktidar bu tür kampları bir tür kaybettirme mekânı olarak kullanır. Modern dönemde şiddet görünürden görünmeze, fiziksel olandan psişik olana, askeri olandan medyatik olana yönelir.
Şiddetin bu yapısal değişimde en dikkat çekici olan şiddeti uygulayan failin kendini görünmez kılmasıdır. KENDİNE ŞİDDET Şiddetin yeni haline yani Han’ın deyimiyle geç modern döneme geldiğimizde “özgür” olduklarını düşünen bireylerin kendilerine uyguladıkları şiddetle karşılaşırız. Olumsuzu yok saymanın marifet zannedildiği bu dönemde özne başarı ve performansa dayalı bir yaşamı benimser.
Her ne kadar kişi kendisini özgür, özerk, özgün bir birey olarak görse de Han’a göre geç modern özne kendini bir proje olarak gören kişidir. Bu dönemde şiddet, dıştan gelen değil özgürlükmüş gibi görünen bir kendine yönelik şiddettir. Byung-Chul Han, “Modern dönemden geç modern döneme olan bu değişimi kapitalist üretim ilişkilerini hesaba katmadan anlamamız mümkün değildir” der.