Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Apendiks, halk arasında daha çok ‘apandis’ olarak bilinen ve kalın bağırsağın başlangıcında yer alan küçük bir organ. Bu bölgede gelişen tümörler uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor.
Bazı hastalarda hastalık, apandisit şüphesiyle yapılan ameliyat sırasında çıkarılan dokunun patolojik incelemesiyle tesadüfen ortaya çıkıyor. Son yıllarda özellikle genç yetişkinlerde apendiks tümörlerinin görülme sıklığındaki artış ise araştırmacıların dikkatini çekiyor.
İngiltere’de 1995-2016 yılları arasında 20 yaş ve üzerindeki hastaları kapsayan ulusal kanser kayıtlarının incelendiği çalışmada toplam 7 bin 333 apendiks tümörü tespit edildi. Analize dahil edilen 7 bin 56 hastada genel görülme sıklığı 100 binde 0,3’ten 1,6’ya yükseldi. Araştırmada yıllık ortalama artış oranı 20-29 yaş grubunda yüzde 15,6, 30-39 yaş grubunda ise yüzde 14,2 olarak hesaplandı.
70-79 yaş grubunda ise bu oran yüzde 6,8’di. Ancak araştırmanın önemli bir ayrıntısı daha var: Artışın büyük bölümünü nöroendokrin tümörlerdeki yükseliş oluşturuyor. Çalışmada özellikle düşük dereceli nöroendokrin tümörlerin daha fazla tanınmasının, artışın bir bölümünü açıklayabileceği belirtiliyor. Peki gençlerdeki bu artış ne anlama geliyor? Hastalık gerçekten gençler arasında yaygınlaşmaya mı başladı?
Türkiye’de de benzer bir tablo var mı? Beslenme, obezite, bağırsak mikrobiyomu veya genetik faktörler hastalığın ortaya çıkmasında rol oynuyor olabilir mi? ‘APENDİKS KANSERİ HÂLÂ SON DERECE NADİR AMA…’Gençlerdeki artışın doğru yorumlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Erman Aytaç, hastalığın görülme oranındaki yükselişin apendiks kanserinin yaygın bir hastalık olduğu anlamına gelmediğini söyledi.
Aytaç, “Apendiks kanseri hâlâ son derece nadir bir hastalık. Bu nedenle ‘gençler arasında çok sık görülmeye başladı’ şeklinde bir algı oluşturmak doğru olmaz. Dikkat çekici olan, hastalığın mutlak sayısından çok, genç kuşaklardaki görülme oranının önceki kuşaklara göre artması” dedi.
ABD’de 1975-2019 yılları arasında apendiks adenokarsinomu tanısı alan 4 bin 858 hastanın incelendiği araştırmaya da değinen Aytaç, 1976-1984 yılları arasında doğanlarda hastalığın görülme oranının 1941-1949 yılları arasında doğanlara göre üç kattan fazla, 1981-1989 yılları arasında doğanlarda ise yaklaşık dört kat yüksek olduğunun bildirildiğini aktardı.
Ancak bu rakamlarla ilgili önemli bir noktaya değinen Aytaç, “Bu oranların ‘dört kat fazla’ olması, hastalığın artık yaygın olduğu anlamına gelmiyor. Çok düşük olan bir risk birkaç kat artsa bile mutlak risk hâlâ düşük. Verilmesi gereken mesaj panik değil, farkındalık” ifadelerini kullandı.
‘APENDİKS KANSERİ TEK BİR HASTALIK DEĞİL’ Apendiks kanserinin tek bir hastalık olmadığını da belirten uzman isim, tümörlerin farklı türlere ayrıldığını söyledi: “Apendiks kanseri tek bir hastalık değil. Apendikste görülen nöroendokrin tümörler, düşük dereceli müsinöz neoplaziler, klasik adenokarsinomlar ve goblet hücreli adenokarsinomlar birbirinden farklı davranır.
İstatistikleri yorumlarken bu tümörleri birbirinden ayırmak gerekir.” GENÇLERDEKİ ARTIŞIN NEDENİ NE? Hastalığın neden genç kuşaklarda daha fazla görülmeye başladığına dair ise Prof. Erman Aytaç, şu yorumda bulundu: “Bugün için ‘Apendiks kanserinin nedeni şudur’ diyebileceğimiz, kanıtlanmış tek bir faktör yok. En güçlü bulgu, genç kuşaklarda bir doğum kohortu etkisinin görülmesi.
Yani daha yakın yıllarda doğan kişilerde hastalığın daha fazla görülmesi, yaşam biçimi ve çevresel koşullardaki değişikliklerin rol oynayabileceğini düşündürüyor. Ancak hangi faktörün ne ölçüde etkili olduğunu henüz bilmiyoruz.”
Obezite, hareketsizlik, yüksek miktarda işlenmiş ve ultra işlenmiş gıda tüketimi, liften fakir beslenme ve metabolik bozuklukların erken yaşta görülen kalın bağırsak kanserleriyle ilişkilendirildiğini belirten Aytaç, ancak aynı faktörlerin apendiks kanserinin doğrudan nedeni olduğunun kanıtlanmadığını söyledi:“Biyolojik olarak makul bağlantılar var; fakat kesin bir nedensellik kanıtlanmış değil.
Apendiksin bağırsak bağışıklığında ve yararlı bakterilerin korunmasında rol oynayabileceğini biliyoruz. Bu nedenle antibiyotik kullanımı, bağırsak mikrobiyomundaki bozulmalar ve kronik inflamasyon da araştırılan konular arasında yer alıyor. Fakat bugün herhangi bir bakteri veya mikrobiyom yapısı, apendiks kanserinin kanıtlanmış nedeni değildir.” PEKİ TÜRKİYE’DEKİ SON DURUM NE? “Türkiye’den Dr.
Hikmet Pehlivan Özel ve arkadaşlarının bu konuda yayımladığı oldukça değerli ve çok yeni bir çalışma var” diyen Prof. Erman Aytaç, şu bilgilerin altını çizdi:-- 15 hastanenin katıldığı ve 2017-2025 yılları arasında apendektomi yapılan 40 bin 286 erişkinin incelendiği çalışmada, çıkarılan apendikslerin yüzde 1,7’sinde neoplazi, yani tümöral oluşum saptandı.
Müsinöz neoplazilerin oranı yüzde 0,7, nöroendokrin tümörlerin oranı ise yüzde 0,5 olarak bulundu. Ancak bu araştırma toplumun tamamını değil, apandisit veya başka nedenlerle ameliyat edilen hastaları inceliyor. Bu nedenle çalışma, Türkiye’de apendiks kanserinin toplumdaki gerçek sıklığının arttığını tek başına göstermiyor.
-- Ülkemizdeki ulusal kanser istatistiklerinde apendiks kanserleri çoğunlukla kolon kanserlerinin içinde değerlendiriliyor. Apendikse ait veriler, tümörün alt tipi ve hastanın doğum kuşağı ayrı ayrı raporlanmadığı için, ‘Türkiye’de de gençlerde kesin olarak artıyor’ diyebileceğimiz nüfus tabanlı bir kanıt henüz yok.
Kendi klinik pratiğimizde ve kompleks gastrointestinal onkoloji merkezlerine yapılan yönlendirmelerde, özellikle müsinöz apendiks tümörleri ile karın zarına yayılmış hastalarla daha sık karşılaştığımız yönünde bir izlenim var.
Ancak bu gözlem, görüntüleme yöntemlerinin gelişmesi, patolojik incelemelerin ayrıntılanması, hekim farkındalığının artması ve hastaların deneyimli merkezlere daha fazla yönlendirilmesiyle de ilişkili olabilir. KARIN AĞRISI VE ŞİŞKİNLİK NE ZAMAN CİDDİYE ALINMALI? Apendiks tümörlerinin önemli bir bölümünün başlangıçta belirti vermediğini belirten Prof.
Peki gençlerdeki bu artışın arkasında ne var ve Türkiye’de durum ne?
Kaynak: Hürriyet