Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Güzel bir gün oldu, bütün toplantılar iyi geçti. Ekip olarak “Daha iyi neler yapabiliriz” diye de konuştuk. Kimsenin söyleyecek sözü kalmadığı anlaşılınca “Hadi bakalım, olaysız dağılıyoruz” esprisiyle son noktayı koyduk. Ben de eve doğru yola çıktım. Metrobüse bindim.
Kulaklıksız reels ya da kısa video izleyenleri dinleyerek yolculuğuma başladım. “Biraz sesini kısar mısınız” deyip münakaşa edecek enerjim olmadığı için kulaklığımı takıp kendi reels’lerimi dinleyerek gittim mahalleye. Bir elim cebimde, diğer elim bastonumda yürümeye başladım. Bir de hafif müzik açtım. “İşte yine başardık oğlum” diye kendimle konuşurken yanıma yaklaşanı hiç fark etmedim.
Biraz irkildim ve “Pardon, bana mı dediniz” dedim. Yanımdaki kişi “Evet, yanlış anlamazsanız bir şey soracağım” diye başladı ve durdu. ‘Cevap bekliyor galiba’ diye düşünüp “Soracağınız soruya bağlı, duymadan nereden bileyim. Sorun bakalım” dedim. Benimle konuşmaya hep böyle başlıyorlar, neden bilmiyorum. Tipimden midir nedir? Neden hep yanlış anlayan taraf ben oluyorum? Belki de siz yanlış soruyorsunuzdur.
Görmemem söylediğinizi yanlış anlayacağım anlamına gelmez. Kör birini incitme korkusundan, nezaketen böyle başlanıyor cümleye, anlıyorum. Fakat herkes cümleye “Yanlış anlamazsanız...” diye başlarsa bir yerden sonra “Hep yanlış mı anlıyorum” diyesim geliyor. “Kusuruma bakmazsanız” diyen de var. Tabii bizim yanımızda ‘bakmak, görmek’ gibi kelimeleri kullanmaktan çekinenler de oluyor.
Neyse yoldaki yabancının sorusuna gelelim... “Evinizi nasıl buluyorsunuz” dedi birden. Haydi bakalım, bunu ben de tam olarak bilmiyorum ki. Her gün başka yollardan gidiyorum evime. Çünkü hep aynı yolu kullanamıyorum. Bir gün biri yolu kazıyor, başka zaman inşaat arabası veya çöp arabası önümü kesiyor.
Hep aynı yere biriken yağmur suyu, kırık dökük kaldırım taşı, daha önce çarptığım bir ağaç derken her gün bir şey oluyor diye anlattım. “Vallahi, Allah yardımcın olsun” dedi. “Allah zaten yardım ediyor; iki kulak, bir de akıl vermiş” dedim ben de. “Sizi götüreyim” diye ekledi sonra. ‘Tamam da nerede oturduğumu biliyor musun?
Nasıl güveneyim sana’ diye kendimce düşünürken “Abi istersen adresini Google’dan buluruz” diye önerdi. Derken bir miyavlama sesi geldi. “Hah, işte evimi o sarı kedi biliyor” dedim. Çünkü her akşam sokağa mama koyuyorum, o da beni bekliyor. Onun yardımıyla evimi buluyorum. Hep bu saatlerde, eve gitmediğim günlerde bile beni bekliyor. Hatta bir-iki gün yoksam üçüncü gün bana patileriyle hesabını soruyor.
Çok ayakkabımı deldi bu sarı kedi. Ama canı sağ olsun. Sıcak-soğuk demez, beni hep bekler. Yetişemezse de gelip cama vurur. Beni görüp giderse toktur; miyavlarsa açtır. Ben evimi bulamazsam, yanlış yöne dönersem sarı kedi kaybolmama izin vermez. Annemin evine giderken bile beni bir süre takip eder ve bir yerden sonra nereye yöneldiğimi anlayıp geri döner. İşte dostlar, yine aynı yerdeyiz.
Umarım sizin de gününüz güzel geçer. Bir dostunuz gelip sizden mama ister. Her sese iyi pazarlar. Sana da sarı kedi...
Kaynak: Hürriyet