Sansüre ve kayyıma hayır, habere özgürlük!
Öyle faşizan bir dönemden geçiyoruz ki gazeteciler sürekli yaptıkları haberlerle iktidarı ya da ona yakın birtakım insanları rahatsız ettiği için gözaltına alınıp tutuklanıyor.
Öyle faşizan bir dönemden geçiyoruz ki gazeteciler sürekli yaptıkları haberlerle iktidarı ya da ona yakın birtakım insanları rahatsız ettiği için gözaltına alınıp tutuklanıyor.

Son olarak gazetemizin yazarlarından Murat Ağırel, sahte haber yapmadığı için “suç örgütüne bilerek isteyerek yardım etme” suçlamasıyla hapse atıldı!
Kendisine ulaştırılan iddiaları kanıtlamak için belge bulmaya çalışırken önce ev hapsine alınan, ardından da tutuklanan Ağırel’in başına gelenleri anlattığı yazısı, dün gazetemizde yayımlandı. Gazetecilerin nasıl bir cendere içine alındığını anlamak için basın tarihine geçecek kadar tuhaf olan bu olaylar silsilesini okumanızı öneririm.
GÖZALTI, TUTUKLAMA VE SUSTURMA Ağırel’in ardından BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ’in şikâyetinden sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne ifade işlemleri için çağrıldı.
Emniyet’e giden Arı, orada gözaltına alındı, ardından yatarı bile olmayan “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamasıyla 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü’nde tutuklandı! Neymiş suçu diye bakınca görüyorsunuz ki Arı, Ebubekir Şahin’in RTÜK Başkanı olduğu dönemde “akrabalarını kurumda yönetici yaptığına” ilişkin bir haber yapmış.
İddianameye göre “Cevap hakkınızı kullanır mısınız?” diye arayıp mesaj gönderdiği için Şahin mağdur olduğunu iddia etmiş ve haberden iki yıl sonra onun şikâyetiyle Arı hakkında “kişilerin huzur ve sükûnunu bozma” suçundan dava açılmış. Yani Ağırel, sahte haber yapmadığı için; Arı ise yaptığı belgeli bir haber nedeniyle tutuklanmış!
GAZETECİLİK FAALİYETİ ‘SUÇ’ HALİNE GETİRİLMEK İSTENİYOR 28 Eylül’de tutuklanan Nefes gazetesi Haber Koordinatörü Fatih Ergin ise eski MİT görevlisi Kâşif Kozinoğlu’ nun cezaevinde şüpheli ölümüne ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaparken doktora “adli tıp çalışanı” yazdığı ve sonra bu ifadesini düzelttiği için “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı!
Kamu görevlilerinin tasfiye sürecindeki fonlardan haksız kazanç elde ettiği iddialarını haberleştiren Sözcü gazetesi editörü Mustafa Balcı ve gazeteci Şaban Sevinç de 9 Ekim’de aynı suçlamayla tutuklandı. Yandaş ve fondaş kanallardaki canlı yayınlarda açıkça iftira atanlar el üstünde tutulurken gerçeği ortaya koymak için görevini yapanlar hapse tıkılıyor!
Gazetecilerin sosyal medya hesaplarına ve haberlere sürekli erişim engelleri getiriliyor. Gazeteciye birçok kanaldan bilgi ulaşır ve gazetecinin görevi bunların doğruluğunu araştırıp kamuoyuna açıklamaktır. Ağırel’in iddiaları doğrulatmaya çalışması da Arı’nın gerçekleri haberleştirmesi de gazetecilik faaliyetidir.
Ülkede işleyen ne kaldıysa bozup AKP tipi çarpık bir faaliyete dönüştürenler, geride kalan az sayıda gazeteciyi de çalışamaz hale getirmek için baskıyı giderek artırıyor. HABER ALMA HAKKI TEMEL HAKTIR! Son dönemde yaşanan T24’ün kapatılması ve Halk TV’ye kayyım atanması gibi gelişmeleri de göz önünde bulundurursak, bu anormal dönemde yalnızca zayıf kınama bildirileri yayımlamak yeterli değildir.
Gazetecilik, Türkiye’de abluka altındadır. Bu yüzden basın meslek örgütleri, 24 Ekim’de İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır’da “Gazetecilik Suç Değildir” sloganıyla eşzamanlı yürüyüşler düzenliyor.
Yurttaşların halkın haber alma hakkını savunması, bağımsız gazeteler ile medya kurumlarına ve etik değerlere bağlı gazetecilere sahip çıkması, ülkemizin geleceği ve demokrasi mücadelesi açısından hayati önem taşıyor. Gerçeğin peşindeki gazeteci toplumun gözü, kulağı ve vicdanıdır; bunları yitiren toplumlar ayakta kalamaz!
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

