Haber detayı
Haberin ayrıntıları
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel , Ekonomim gazetesinin sorularını yanıtladı. BÜTÜN PARTİLERİN İNCELEMESİNE SUNUYORUZ Özel, fon krizine yönelik partisinin Meclis’e sunduğu kanun teklifine ilişkin, “Sayın Ümit Özlale'nin imzasıyla 11 ekonomist arkadaşın dört gündür çalıştıkları 15 maddelik bir kanun teklifini Meclis’e sunduk. Bütün partilerin incelemesine sunuyoruz.
Biz bu kanun teklifini diğer partilerle görüşeceğiz. Kabul edilmesi noktasında 1 Ekim günü Meclis açıldıktan sonra ilk geçirilecek kanun olarak görüşülmesini önereceğiz. Bizim teklifimiz hemen gündeme gelip kanunlaştırılabilir” dedi.
Özel, sahadan ekonomiye ilişkin tespitleri ve çözüm önerilerinin sorulması üzerine şunları söyledi: “Kasım 2023'te, önceki partimizde göreve gelirken vatandaşın sorunlarını masa başında konuşmayacağımızı daima sahada olacağımızı söylemiştik. Hem 19 Mart darbesi sonrası İstanbul’da yoğun mitingler yaptık. Bunlar tepki mitingleriydi ve ekonomi öne çıkmıyordu. Anadolu’ya geçtiğimizde ekonominin payı yüzde 80’e çıktı.
Arkadaşlarımıza ‘İl ve ilçelere gideceksiniz. Esnafla, KOBİ’lerle, büyük ölçekli işletmelerle, OSB yönetimleriyle, esnaf odalarıyla, sanayi ticaret odalarıyla, ticaret borsalarıyla bir araya gelip hem sektörel hem ilinize özgü sorunları toplayıp onların çözüm önerilerini bize ileteceksiniz’ dedik.
Bunun yanında şimdi Ekonomi Eşgüdüm Konseyi olarak nitelendirdiğimiz, Türkiye'de hemen hepsi kamuoyu tarafından çok yakından bilinen, takip edilen 11 ekonomist arkadaşımız ziyaretler gerçekleştirdi. Bursa, Kocaeli, Gebze, Tekirdağ, Çorlu, Kayseri, Kars'a yaptığımız ziyaretler var. Oralarda hem sorunları hem onların çözüm beklentilerini dinliyoruz. Ben parti programımız hakkında bilgi veriyorum.
Oradan çok önemli geri dönüşler alıyoruz. Soruları uzmanlık alanlarına göre arkadaşlarımız yanıtlıyorlar. ASGARİ ÜCRET ALANA DÜŞÜK, VERENE YÜKSEK İki büyük açmaz direkt göze çarpıyor. Bir tanesi asgari ücret meselesi. Bilhassa tekstil, dericilik, ev tekstili gibi alanlarda asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek.
Çünkü dışarıyla kıyaslandığı ülke Mısır olunca, Afrika ülkeleri olunca dolar bazında başka bir noktaya geliyor. İkincisi, döviz kuru. Bu da normalde bizler için yüksek ama ihracatçı için katlanılamaz düzeyde düşük. Kar etmek bir yana, kendini döndürmekten alıkoyuyor. Para kazanamayınca yatırım erteleniyor.
Yatırım ertelenince teknoloji geriliyor veya ihtiyaç duyulan büyüme kapasite artışı sağlanamıyor ya da kapasite korunamıyor. Bu sefer yurt dışında pazar kaybıyla karşı karşıya geliyor. Bu da istihdamı vuruyor, işsizliğe dönüşüyor. Bu iki büyük açmaz her yerde ortak sorun. En başta Devlet Planlama Teşkilatı’nı (DPT) önce ismen ortadan kaldırdılar.
Eleştirilere de dediler ki ‘Kalkınma Bakanlığı bünyesinde devam edecek.’ Sonra o işlevi de kaybettirildi. Şu an Türkiye'de aranan elemanın sorunu tamamen bir planlama sorunu. BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET Özel, “Bölgesel asgari ücreti doğru buluyor musunuz” sorusuna şu yanıtı verdi: Elbette sektörel ya da bölgesel asgari ücretin sakıncaları, emek dünyasının buna itirazları çok önemli.
Ama belli alanları korurken, bakarken örneğin oralarda sosyal güvenlik destek primlerinin devlet tarafından karşılanması, sosyal güvenlik desteklerinin verilmesi ve gelen prim tahsilatının belli sektörlere doğrudan teşvik olarak aktarılması gibi sektörleri koruyucu birtakım tedbirler almak lazım.
Bölgesel asgari ücret tartışmalarındaki rezervlere hak veriyoruz ama sektörlere yönelik piyasa da istihdamı korumaya yönelik teşvikler lazım. Biz onu, ‘Alan için 39, veren için 29 bin lira asgari ücret öneriyoruz’ diyerek formüle etmiştik. Bunun Anadolu'daki KOBİ’lerde çok büyük bir karşılığı olduğunu görüyoruz. Çünkü şöyle söylüyor: ‘Ben verdiğim asgari ücretten utanıyorum. Ama verirken de elim titriyor.’
‘Asgari ücret artsın ama yük bizim sırtımızdan alınsın’ diye bakıyorlar. Sektör sektör, ürün ürün bakarsanız mesela Yalova'da kivi üreticisi diyor ki ‘Kiviyi tam 80-90 liradan satacağız ve para kazanacağız. O sırada İran'dan 40 liraya kalitesi düşük kivi geliyor.’ Kars'a gidiyorsunuz, ‘Et ithalatına verilen izin bizi mahvetti, fiyatlar düştü’ diyor.
Manisa'da üzüm üreticisi geçen sene sattığının üçte biri fiyata üzüm satmak zorunda kalıyor. O gün için fiyatı düşürüyor, tüketiciyi rahatlatıyor gibi görünüyor ama üretici şikayet ediyor. Her şeyin başında planlamama sorunu ortaya çıkıyor. SAHADA İŞ DÖNÜP DOLAŞIP AYNI YERE GİDİYOR...
Bir de zaman zaman selektif kredi diye hep söyledikleri, iyi bir ekonomi yönetiminde kredilerin doğru yerle buluşturulması diye teoride konuşulan meselede, kredilerin siyasi saiklerle yönlendirildikleri, krediye ulaşma konusunda kayırmacılıkların yapıldığı gibi şikayetleri de duyuyoruz.
Bu ortak sorunlarda finans ve işletme yanında yüksek girdi maliyetleri, enerji maliyetleri, tahsilat süreçleri yatırım iştahını zayıflatıyor. Özellikle tahsilat sorunları ve kurdaki düşüklük, yani maliyetine çalışma. ‘Pazarımı, işçimi, fabrikamı kaybetmemek için 30 yıllık birikimimi üç yıldır harcıyorum sırf ayakta kalmak için. Ama bu sefer de yatırım yapamıyorum.
Teknoloji çok hızlı değişiyor, teknoloji yatırımını yapamadığımız için oyunun dışında kalmaya başladık’ diyorlar. İşte sanayisizleşme meselesinde işin önemli bir boyutu bu. Yani sahada iş dönüp dolaşıp aynı yere gidiyor. Hep doğru zamanda doğru planlama yapılmaması.” “TÜRKİYE PLANLAMA KURUMU’NU KURACAĞIZ” Özel, “Dile getirdiğiniz sorunların üstesinden nasıl gelmeyi düşünüyorsunuz?
Planlamayla mı başlayacaksınız” sorusuna karşılık ise şöyle konuştu: “DPT gibi, Türkiye Planlama Kurumu'nu kuracağız. Türkiye Planlama Kurumu baştan aşağıya DPT’nin ruhuyla ama çağın gereklerine uygun olarak, yüksek teknolojiyi kullanarak yapay zekanın olanaklarıyla aylar yıllar sürecek analizleri, çok hızlı yapabilecek çağdaş bir Türkiye Planlama Kurumu'nu oluşturmak birinci hedefimiz.
İkincisi hem tarımda hem yatırımda doğru hedeflere doğru yönlendirme yapmak için kamunun burada rol alması, inisiyatif kullanması gerekiyor. Özellikle Türkiye'nin tekstil meselesine ayrı bir yerden yaklaşmak gerekiyor.”
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika