Özel: Terörsüz Türkiye’ye evet diyoruz
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'Millet iradesine sahip çıkıyor' mitingleri kapsamında Van'da açıklamalarda bulundu. Özel, "Efendim terörsüz Türkiye'ye ne diyorsunuz?'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'Millet iradesine sahip çıkıyor' mitingleri kapsamında Van'da açıklamalarda bulundu. Özel, "Efendim terörsüz Türkiye'ye ne diyorsunuz?'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'Millet iradesine sahip çıkıyor' mitinginde Van'da açıklamalarda bulundu. İşte o açıklamadan başlıklar:
"Bugün meydanda bir miting yapmaya değil, barışın ve adaletin sesini duyurmaya, barışın ve adaletin umudunu artırmaya, baskılara, zulme, kayyuma, halkın iradesini tanımayanlara, darbecilere, cuntacılara karşı eylem yapmaya geldik. Artık o eski siyaset dönemleri bitmiştir. Kaleler bitmiştir.
'Burası benim kalem, burası benim tapulu malım' dönemi bitmiştir. Buraya Konya’nın, Mersin’in, Yozgat’ın, Samsun’un selamını getirdim. Buradan selam almaya, selamınızı ta İzmir’e götürmeye geldim. Selam olsun Van’a, selam olsun Konya’ya. Konya’nın selamı Van’da, Van’ın selamı İzmir’de çınladıkça, barışın karşıtları, bu memleketteki Kürt’ü Türk’e kırdırmak isteyenlerin, Alevi’yi Sünni’ye düşman göstermek isteyenlerin oyunlarını bozacağız.
Konya’ya gidince kimi diyor ki, “Özgür Özel AKP’nin kalesine gitti, kale male yok.” Ne AKP’nin kalesi var ne CHP’nin kalesi. Artık tüm şehirler bu halkın kardeşliğinin kalesi. CHP’nin kaleleri Van’a feda olsun. Biz demokrasiye inanmış bir gelenekten geliyoruz. Van’da oyumuzun arttığı da oldu, çok düştüğü de oldu.
Hiçbir zaman hatayı Van’a, Vanlılara yüklemedik. Kusuru kendimizde bildik. “Doğru anlatamadık” dedik, “yeterince çalışmadık” dedik. İşte şimdi CHP’nin sadece bir parti olarak değil, Türkiye İttifakı olarak söylediği, yani sosyal demokratlarla muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, liberal demokratları, sosyalist demokratları, Türk’ün demokratı ile Kürt’ün demokratını birlikte kucaklayan Türkiye İttifakı ile geldik.
Bu ittifak aslında sandığı savunan ittifaktır. Bu ittifak “ya otokrasi ya demokrasi” diyen ittifaktır. Bu ittifak “önce demokrasiyi kurtaralım, ondan sonra aramızda yarışalım” diyen ittifaktır. Tek adama karşı halkın sesini duyuran ve eninde sonunda kazanacak olan ittifaktır. Demokrasi budur. Kazananın yönettiği, kaybedenin sırasını beklediği rejimdir. Geçmişte demokrasiden istifade edenler maalesef bugün sandığı inkar etmekte, işlevsiz kılmaktadır.
Bunun ilk örneği de son örneği de Van’dadır. Van bu konuda dertlidir. 2009 yılında BDP’den Bekir Kaya belediyeyi kazandı ama Van’ın iradesine kayyum atanmıştır. 2019’da HDP’li başkan, birlikte milletvekilliği yaptığımız arkadaşımız Bedia Özgökçe Ertan ve eş başkanı, her ikisi de halkın rızası ile seçilmiş ama yerine kayyum atanmıştır. 2024 seçimlerinde, daha bir yıl önce Vanlılar bu iki kayyuma, yani devletin “seçsem de yönettirmem” inadına karşı kendi iradelerini asla sakatlamamışlar.
Sayın Abdullah Zeydan’ı ve Neslihan Şedal’ı Van Büyükşehir eş başkanlığına seçmişlerdir ama bu milleti tanımaz, Kürt’ü tanımaz, Kürt’ün iradesine düşman irade, 3. kez Van Büyükşehir’e kayyum atamıştır. Bir atanmış ve şu anda ayrıca Van’ın iradesine kayyum atanmış kişi, bu meydana gelinmemesi için ricalar, örtülü tehditler…
Vali efendi, valiliğini bil, oturduğun yerde otur. Sayın Abdullah Zeydan ve Neslihan Şedal seçildiklerinde, Van’ın bu iddialı iradesine sahip çıkan duruşuna daha ilk gün mazbatasını vermeyeceğiz diye bir hazırlığa giriştiler. O gün Vanlılar bu hazırlığa karşı itiraz ederken, bu arkamda duran evlatlarımız sizinle mücadele ettiler.
Biz kazandığımız seçimde kazanmasını biliriz. Kaybettiğimiz seçimde saygı göstermesini biliriz. Ama biz asla ve asla milletin iradesine karşı çıkılmasına, kayyum atanmasına, haksız tutuklamalara geçit vermedik. Bundan sonra da vermeyiz. Şimdi gündemde bir süreç, pek çok tartışma var. O konuya ayrıca değineceğim.
Ama ben çıkıp Kürt sorunu dediğimde birisi kızıyor ya, Kürt sorununun varlığını söylemeyip çözeceğini düşünüyorlar ya… Kürt sorunu tam da budur. Manisa’da, Osmaniye’de belediye başkanı seçiliyor. Rizeliler karar veriyor, yönetiyor. Van’a gelince, Diyarbakır’a, Batman’a, Mardin’e gelince, “siz belediye başkanı seçemezsiniz, seçerseniz de yönettirmeyiz” diyor.
İşte size Kürt sorunu. Bu sorunu hep birlikte demokrasi ile çözeceğiz. Tam 49 belediyeye kayyum atadılar. Tam 145 kez çeşitli dönemlerde Kürt’ün iradesine kayyum atadılar. Bizim de 3 belediyemize kayyum atadılar. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin en büyük ilçesi, öz evladınız Ahmet Özer’dir.
Şimdi diyorlar ki Ahmet Özer terörle ilişkili. Ahmet Özer'in suçu neymiş? Çözüme, barışa dair kitap yazmak. Geçen çözüm sürecinde Abdullah Öcalan Ahmet Özer'in adını vermiş, "iyi bir akademisyendir, katkısı olur" diye. Ahmet Özer'in suçu memleketi Van'da bir evlat ölmüş. Anneyi aramış, anneye demiş ki, "başın sağolsun, ölen çocuğun gibi çok kıymetli evlatlar yetiştirdin." Altı evlattan biri terör örgütünün üyesi imiş. Altı evlattan biri terör örgütü üyesi diye, terör örgütü üyesi olmak olmuş. Ahmet Özer'in suçu bir Kürt olarak Esenyurt'u kazanmasıdır.
Kürt'ün iradesine de Kürt'ün başarısına da tahammül yoktur. Allah rahmet eylesin, çok yakın dostumdu. Hapisteyken de çok ziyaretine gittik. Sırrı Süreyya Önder ile özel bir hukukumuz vardı. Cezaevinden çıktı geldi, benim odanın önünden geçerken daldı içeri, sarıldı. "Hoş geldin" dedim, "yok" dedi, "racondur cezaevine gelene, cezaevinden çıkınca çay içilir denir ama ilk çayı içersem DEM'li arkadaşlar bozulur" dedi.
İşte o Sırrı Süreyya Önder, bana hayatının önemli bir sırrını emanet eden Sırrı Süreyya Önder. Bir Cumhuriyet Şarkısı filmini izlememi istedi. Sordu, "beğendin mi, Atatürk nasıl anlatılmış?" dedim, "çok güzel. Sana bir sır vereceğim, namusuna emanettir" dedi, "ben ölene kadar söylemeyeceksin. O filmin senaryosunu ben yazdım." Dedim ki, "peki niye afişe yazmadın?" O zaman tabii ki Sırrı Bey'in resmini okşamıyorlardı, o zaman zulmediyorlardı. Ona terör örgütünü övmekten ceza veriyorlardı. "Ya beni yazarsak filmi oynayanın, çalışanların emeğine yazık olur. Bu sende dursun, ne zaman ölürüm o zaman bunu sen söylersin" dedi.
"Partinin birinci genel başkanını anlatmıştım, sonuncusuna emanet ediyorum" dedi. Ahmet Özer ile ilgili meselede de şöyle dedi, "bu ülkede Kürtler doğru söylüyorlar, her şey oluyor. Bakan olabilir, başbakan olabilir. Kürt'ten cumhurbaşkanı olabilir. Kürtler bir tek Kürt olamıyor" dedi. "Kürt Kürtlüğünü söylerse o zaman ona huzur vermiyorlar" dedi. İşte o huzuru kaçıranlara karşı bu meydana huzur bulmaya, kucaklaşmaya geldik hep beraber.
19 Mart günü aynı darbenin bir benzeri bu sefer Türkiye'nin en bilindik metropolüne yapıldı. Karşısına başbakan çıkardılar, başaramadılar; şehircilik bakanı çıkardılar, İstanbul'u ikna edemediler. 1 milyon 100 bin farkla kazanan Ekrem başkana hazımsızlıktan, "İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır" lafına inanıp iradeye kayyum atamak istediler. Suç, batıdaki Kürtleri belediye meclisine koyarak söz sahibi yapmakmış, böyle yazmışlar. Bu suçsa bu suçu bütün CHP'liler hep birlikte üstleniyoruz.
Bu darbeye hem terör yaftasına hem de mali konularla ilgili iftiralara elbette inanmadık. Millet inanmadı. Millet bu konuda gözünü kulağını açtı, dinlemeye çalıştı. TRT'den, yandaş kanallardan dünya kadar iftiraya hep bir ağızdan direndik ve doğruları anlatmaya çalıştık. Bu darbe girişimi olduğunda koştuk Saraçhane'ye girdik, 7 gün 7 gece oradan ayrılmadan kayyum ihtimaline direndik. Tek başımıza dursak başaramazdık.
Biz terörsüz Türkiye'ye evet diyoruz. Bugünlerde beklenen bir haberle terör örgütünün silah bırakması ile ilgili haberin bir an önce gelmesini, silahların bırakılmasını sonuna kadar destekliyoruz" dedi
Kaynak: Habertürk

