ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. Ömer Çelik: Terörsüz Türkiye sürecinde fesih ve tasfiye takip ediliyor
Gündem

Ömer Çelik: Terörsüz Türkiye sürecinde fesih ve tasfiye takip ediliyor

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında oluşturulan kurulun örgütün feshi ve tasfiyesi sürecini izleyeceğini söyledi. Çelik, SDG’nin feshedildiğini ve entegrasyon sürecinin takip edildiğini belirterek, Karadeniz’de Türk işletmeli gemilerin hedef alınmasına ilişkin uyarıların sürdüğünü ifade etti.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 10 Eylül 2026 18:09·Güncelleme: 10 Eylül 2026 19:00·5 dk okumaBu haber 471 kez okundu
Ömer Çelik açıklamalarda bulunuyor
Ömer Çelik açıklamalarda bulunuyor
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Çelik'in açıklamasında öne çıkanlar şöyle:Çeşitli konularla ilgili olarak takibimiz devam ediyor. Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge sürecini yakından takip ediyoruz. Yüksek bir oyla kabul edilen yasadan sonra biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir kurul oluşturuldu.

Bu kurul toplantısını yaptı ve birtakım alt komisyonlar belirledi. Bundan sonrasında da örgütün feshi ve tasfiyesi sürecini takip edecek. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu fesih ve tasfiye süreci tamamlandıktan sonra yasadan faydalanmak mümkün olacak. Silahsızlandırma kapsamında ilgili kurumlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu çerçevede Iraklı muhataplarıyla yoğun bir mesai içerisindeler.

Türkiye süreci ve bölge süreci iç içe olduğu için, aslında tek bir tanımı ifade ettiği için tabii ki komşu ülkelerle, oradaki hükümetlerle ve muhataplarımızla bu çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Tabii bu başlık altında en önemli konulardan bir tanesi Suriye'deki durum. Suriye'deki durum, Suriye'nin Esad rejiminin karanlığından çıkmasından sonra daha da kritik bir hâl almıştı.

Yukarıda SDG'nin oluşturduğu yapı, güneyde ayrılıkçı bir Dürzi yapılanması, çeşitli şekillerde ortaya çıkan etnik ya da dini provokasyonlar süreci daha önemli hâle getirmişti. Her zaman şunu söyledik. Irak, İran, Suriye ve Avrupa için ayrı bir süreç olabilir. SDG'nin feshedilmesi gerektiğini ve silahlı unsurların, terörden arındırılarak ve Suriyeli olmayan unsurlardan arındırılmasını ifade etmiştik.

Şu anda SDG feshedildi, oradaki entegrasyon sürecini takip etmeye devam ediyoruz. Fesih süreçlerinin teoride ve retorikte kalmamasının sahada gerçekleşmesinin son derece iyi bir geleceği inşa edeceğine inanıyoruz. Türkmen, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Nusayri, Ezidi hangi gruptan olursa olsun hepsinin geleceği için önemli süreçtir.

Bunlar o sebeple etnik gruplar ya da dinî gruplar adına ayrılıkçılık peşinde koşanların, çalışanların, örgütlerinin adı ne olursa olsun, örgütlerinin savunduğu ideoloji ne olursa olsun ya da örgütlerinin ifade ettiği hedefler veya dayandıklarını iddia ettikleri sosyoloji ne olursa olsun, genelde Siyonizm'in bölgedeki çıkarlarına hizmet ettiğini gördük.

Kahraman gazilerimizin ve şehitlerimizin fedakârlıklarıyla, terör vasıtasıyla ülkemize verilmek istenen zararlar her zaman engellenmiştir. Türkiye birliğini, bütünlüğünü, kardeşliğini, ortak gelecek ve kader dünyasını her zaman korumuştur. Korunmasının bundan sonrasında çok daha kıymetli olduğunu görüyoruz. Herkesin makul bir dil kullanması gerekir. Ama tabii ki kapsayıcı siyasetlerin ortaya konulması önemlidir.

Yani dil sadece havada kalan, askıda kalan bir şey olmamalıdır. Somut bir gerçekliği ifade etmelidir. Onun için ajandalar yerine daha büyük ufuklara bakabilmek, daha kapsayıcı bir gelecek ufku üzerine konuşabilmek önemlidir. Bir diğer konu da budur: Konuşulan şeyler geleceğin daha iyi olmasına mı hizmet ediyor?

Yoksa birtakım kaldıraçlar vasıtasıyla yeni provokasyonların, toksik birtakım süreçlerin, yeni travmaların yaratılmasına mı yol açıyor? Buna iyi bakmak gerekir. Kullanılan dilin, üretilen siyasetin, durulan yerin toplamda herkes için daha çok oksijen üretmesi lazım. Toksik yapılardan herkesi daha çok uzak tutması lazım.

Dünyanın geçtiği bu dönem, bütün kurumların parçalandığı, paramparça olduğu, şimdiye kadar medeni dediğimiz bütün ilkelerin, prensiplerin, uluslararası hukuk normlarının darmadağın olduğu bir dönem. Rusya-Ukrayna arasındaki savaş, bir yıpratma mücadelesine dönmüştür. Bir döngü içerisinde, günlük taktiksel kazanımlarla iki tarafın da birbirini yoğun bir şekilde yıprattığı bir hâle gelmiştir.

Burada savaşın seyrini değiştirecek hiçbir şey olmamasına rağmen, taktiksel kazanımlar üzerinden bu yıpratma savaşı devam etmektedir. Savaş her bakımdan kötüdür. Yani birçok insanın karşılıklı olarak ölmüş olması, insan hayatının tehlikeye atılmış olması tabii ki en baştaki konudur.

Onun dışında daha geniş bir bölgeye yayılma ihtimali, NATO ve Avrupa Birliği çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalar, maalesef daha ileri düzeyde silahların kullanılmasından bahsedilmesi, tabii ki Karadeniz'deki durum son derece sakıncalı bir hâle gelmiştir. Bu hususta Karadeniz'deki sivil Türk gemilerinin hedef alınmasının da son derece reddedilmesi gereken bir durum olduğunu ifade ediyoruz.

Şimdiye kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı 35 Türk işletmeli gemi maalesef hedef alınmıştır. Bu savaş ortamında maalesef böyle bir tablo ortaya çıkmıştır. Bu konudaki uyarılarımızı sürdürüyoruz. Bu konudaki hassasiyetlerimizi ve takibimizi en üst düzeyde devam ettiriyoruz. Ama bu döngünün bir an evvel sona ermesi, İstanbul'da bir masa kurularak muhakkak surette artık bir sonuca varılması gerekmektedir.

Tabii dünyanın da aynı anda birden çok bölgesinde savaşın olduğu bir dönemdeyiz. Tedarik zincirlerinden tutun da küresel barış ve bölgesel barış konularını doğrudan olumsuz etkileyen bir durum. Maalesef Amerika Birleşik Devletleri'nin ve İsrail'in İran'a saldırısından sonra herhangi bir barış zemini kurulamadı. Haksız ve hakkaniyetsiz saldırının arkasından İslamabad Mutabakat Zaptı ortaya çıkmıştı.

Barış için bir umut olarak bu değerlendirilmişti ve düşünülmüştü. Ama şimdi barış için bir umut olan İslamabad Mutabakat Zaptı'nın Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalar sebebiyle tamamen işlevsiz kaldığını söylemek yanlış olmaz. İran'a dönük olarak daha çok ekonomik yaptırımın uygulanması, İran'daki rejimin İsrail'in ajandası çerçevesinde hedef alınmasının hiçbir sonuç getirmeyeceği de ortadadır.

Daha uzun süreli bir savaş dünyanın her tarafını etkileyecek. Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalı ve gergin durumun dünyaya daha yoğun sıçrayan sonuçları olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız, savaşın başladığı andan itibaren tartışmanın daha derinleşmemesi, kayıpların durdurulması için büyük bir inisiyatif ortaya koydu.

İslamabad Mutabakat Zaptı'nın ortaya çıkmasında da Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin çok büyük katkıları oldu. Provokasyonlardan kaçınma ve yeniden müzakere masasına dönülmesi konusunda da Sayın Cumhurbaşkanımız diplomatik trafiğini devam ettiriyor. Tabii bütün bir bölgeye baktığımızda Netanyahu hükümetidir.

Lübnan'da, İran'da ve diğer alanlarda ortaya çıkan bu tablo, Netanyahu hükümetinin saldırganlığı ve soykırımcı politikalarının neticesi olarak ortaya çıkmıştır. En son biliyorsunuz, yeni yerleşim yerleri ilan etmişlerdi. Fakat ilan ettikleri yeni yerleşim yerleri stratejik yerler. İki devletli çözümü tamamen imkânsız kılacak şekilde yeni yerleşim yerleri ortaya koyuyorlar. Bunun ihalesini yapmaya hazırlanıyorlar.

Kaynak: Hürriyet

21:33

Bornova’da ev ve boş arazide 43 bin 730 sentetik ecza hapı bulundu

21:13

Maden ocağındaki patlamaya ilişkin yeni gelişme

21:09

Şans Topu Sonuçları Sorgulama Ekranı 26 Ağustos | MPİ Şans Topu Sonuçları Tıkla Hızlı Bilet Sorgula

21:03

Masterchef kim elendi?

20:36

Zonguldak'ta maden ocağındaki patlamaya ilişkin 3 kişi tutuklandı

20:19

İstanbul Barosu seçimleri sonuçlandı: Ümit Kocasakal başkan seçildi

20:00

İstanbul 25 Ekim 2026 baraj doluluk oranı

Rezidans cinayetinde yeni gelişmeGündem24 Eki 23:16

İki cinayetle bağlantılı üç şüpheli Edirne’de yakalandı

İstanbul’da aynı gün yaklaşık üç saat arayla işlenen iki cinayeti soruşturan polis, olaylarla bağlantılı olduğu belirlenen üç şüpheliyi Edirne’de gözaltına aldı. Şüphelilerin yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya hazırlandığı tespit edilirken, soruşturma kapsamında İstanbul’a getirilen şüphelilerin işlemleri sürüyor.
İzmir’de üç kadın cinayetine karşı protesto: ‘Kazanana dek susmayacağız’Gündem25 Eki 04:00

İzmir’de üç kadın cinayeti sonrası koruma çağrısı

İzmir’de son 10 günde Ebru Serep, Pınar Güneş ve avukat Özge Penbegül’ün öldürülmesi, kadınların ve İzmir Barosu’nun protestolarına neden oldu. Eylemlerde 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması, koruma kararlarının ihlal edilmemesi ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi istendi.
İstanbul 25 Ekim 2026 baraj doluluk oranıGündem25 Eki 20:00

İstanbul 25 Ekim 2026 baraj doluluk oranı

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından duyurulan İstanbul baraj doluluk oranı günden güne değişiklik gösteriyor. Şehirde yağan yağmur suları barajlardaki su seviyesini yükseltiyor. Yağmur suları, barajların su kaynaklarını yenileyerek yaşamın devamlılığını sağlıyor. Bu nedenle su tasarrufu yapmak büyük önem taşıyor. Peki 25 Ekim 2026 İstanbul’da baraj doluluk oranı yüzde kaç oldu, barajlardaki su oranı ne kadar arttı?
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziKünyeYayın İlkeleriDüzeltme Politikası

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaKünyeYayın İlkeleri