1893 yılında Rodos’ta doğan Reşit Galip, İlk ve ortaöğrenimini Rodos İdadi’sinde yaptıktan sonra, Rodos’un İtalyanlar tarafından işgali üzerine İzmir’e göçer ve yedi yıllık lise tahsilini İzmir İdadisinde (İzmir Atatürk Lisesi) tamamlamışlardır. 1911 tarihinde Darülfünun Tıp Fakültesi’ne kayıt olan Reşit Galip, öğrencisi iken, ‘Hakikat’ gazetesi adlı bir gazete ve “Sivrisinek” adlı karikatür dergisi çıkartmıştır.
1893 yılında Rodos’ta doğan Reşit Galip, İlk ve ortaöğrenimini Rodos İdadi’sinde yaptıktan sonra, Rodos’un İtalyanlar tarafından işgali üzerine İzmir’e göçer ve yedi yıllık lise tahsilini İzmir İdadisinde (İzmir Atatürk Lisesi) tamamlamışlardır.
1911 tarihinde Darülfünun Tıp Fakültesi’ne kayıt olan Reşit Galip, öğrencisi iken, ‘Hakikat’ gazetesi adlı bir gazete ve “Sivrisinek” adlı karikatür dergisi çıkartmıştır. Öğrenciliği sırasında, arkadaşlarının ve hocalarının dikkatini çekmiştir. Tıbbiyeden, 1917 yılında mezun olmuştur. Şam’da 4. Ordu Hıfzıssıhha kurumuna uzman olarak tayin olmuştur.
ImageImage
Büyük savaş bitmiş, korkunç mütareke imza edilmiş ve İstanbul işgal altındaydı. İngilizler tarafından milliyetçiler tutuklanıyordu. Dr. Reşit Galip, İstanbul’da on gençten oluşan ‘Köycüler’ adlı derneğin kurucuları arasındadır. Nisan 1919 tarihinde Anadolu’ya geçerek, bu derneğin çalışmaları doğrultusunda Kütahya’nın Tavşanlı ve Emet kazalarında çalışmaya başlamışlardır. Halk sağlığı üzerine çalışmalar yaparken köylülere milli fikirler aşılamışlardır.
Sakarya Savaşı sonrası, Reşit Galip, 5 Aralık 1921’de Mersin hükûmet doktoru olarak atanır. Mersin’de kurulan gençler birliği ve Türk Ocakları başkanlığı yapmış ve Mersin Ticaret lisesinde tıbbi ilimler öğretmenliği yapmıştır.
Mersin’de bulunduğu sırada doktorluğunun yanı sıra ‘Yeni Mersin’ gazetesinin başyazarlığını üstlenmiş ve ‘Yeni Adana’ gazetesinde de yazıları yayımlamıştır.
Lozan Anlaşması’nın imzalanmasından sonra anlaşma gereğince Türkiye- Yunanistan arasındaki nüfus değişimini düzenlemek için kurulan Türk-Yunan Mübadele Komisyonu’nda delege olarak görev yapmıştır.
Gazi Paşa, 17 Mart 1923 günü Mersin’e gelmiştir. Gazi Paşa, taht şeklinde hazırlanan oturma şekline çok sinirlenir. Reşit Galip’in yaptığı konuşmasında, ‘Sen’ diye Gazi Paşa’ya şöyle seslenmiştir:
“Paşa, Muhterem Gazi, sen bu milletin yalnız kurtarıcı ve yalnız bir kahramanı değilsin, sen bunlardan daha çok büyüksün, sen bu milletin bir ferdisin. Senin asıl büyüklüğün, bütün o büyüklüklere rağmen, milletin bireyiyim diye övünmendir.
…Hâlbuki sen, işte bu kadar evrensel şanların, şereflerin ve layık olduğun bu kadar yüksek yerinle beraber yine içimizdesin. Yine ‘Ben bu milletin bir ferdiyim’ diyorsun ve dertleşmek için gelip bizi buluyorsun. İşte bundan dolayı daha ziyade yükseliyorsun ve her büyükten daha büyük, çok büyük oluyorsun. Bu milletin bir ferdi olmakla iftihar eden Mustafa Kemal Paşa, Paşa, bin yaşa.”
Gerçekten de Gazi’ye yapılabilecek en güzel övgü, ona içtenlikle ve ‘Sen’ diyerek seslenebilmek ve Türk ulusunun bir bireyi olmasının onun en yüce özelliği olduğunu söylemekti. Gazi, bu genç insanı unutmayacaktı: Kısa bir süre sonra Dr. Reşit Galip artık milletvekiliydi. 1925 ara seçimlerinde General İzzettin Çalışlar’ın istifa etmesi ile boşalan Aydın milletvekilliğine seçilerek meclise girmiştir.
II, III. ve IV. dönem Aydın milletvekilidir. 19 Eylül 1932- 13 Ağustos 1933 arasında Millî Eğitim Bakanlığı yapmıştır.
Türk Ocakları’nın 23 Nisan 1930 günkü kurultayında 16 üyeli ‘Türk Tarihi Tetkik Heyeti’ üyeliğine seçilir ve heyetin genel sekreteri olur.
Türk Ocakları’nın kapatılması üzerine onun yerine kurulan Halkevleri örgütünün kurulmasında etkin rol almıştır. Sonradan ‘Türk Dil Kurumu’na dönüşecek olan ‘Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ içinde de yer alır ve bu cemiyetin çıkardığı ‘Öz Dilimiz’ dergisinin baş yazarlığını üstlenir.
Gazi’nin sofrasında geçen bir olay sırasında, Dr. Reşit Galip, Milli Eğitim Bakanı Esat Bey’i ağır bir şekilde eleştirir. Bu konuyu, başka bir makalede geniş olarak anlatacağım.
19 Eylül 1932 günü Dr. Reşit Galip, eleştirdiği Esat Bey’in yerine Millî Eğitim Bakanı olacaktır. Gazi, sofrasına çağırdığı Dr. Reşit Galip’i sağına, Millî Eğitim Bakanı Esat Mehmet Bey’i de soluna oturtur. Bir ara Doktor’un kulağına eğilip:
“Yarın, Millî Eğitim Bakanısın” diye fısıldar.
Bakanlığı sırasında ilkokuldan başlayarak öğrencilere Atatürk ilkelerine bağlılık ruhu aşılamaya yönelen Reşit Galip Cumhuriyet 10. yılını doldururken 23 Nisan 1933 sabahı çocuklarına kendi yazdığı bir andı okutmuş ve o gün, ‘Çocuk Haftası’nı açış konuşmasında da bu metni tekrar etmişti.
‘Öğrenci Andı’ olarak bilinen metin, bu konuşmanın ardından Bakanlıkça yayımlanan bir genelge ile Cumhuriyet’in 10. yılından başlayarak okullarda sürekli hep bir ağızdan okutulmuştur.