Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Cumhuriyet bugün bir okuryazar toplum yarattı, çok şükür. Dil Devrimi bunu kolaylaştırdı. Her ne kadar gerici kafa Türkçeye saldırılarında eksik olmasa da.
1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı, Batı karşısında eriyip giden bir imparatorluk durumundan bir kurtuluş umudu çıkarsamasıdır. Cumhuriyetin ilk harcı ta o zaman kondu denebilir. Bilim yok, teknoloji yok, güzel sanatlar yok, fabrika yok, felsefe yok, düşünce üretimi yok. Çünkü özgür insan yok. Daha çok özgürlük ve milletin yönetime katılma denemesi, bir varoluş silkelenmesiydi şüphesiz ki.
Ancak o zamandan sonra, “yok” diye saydıklarımızdan, öncelikle insanın yaratıcı faaliyetlerinde bir kıpırdanma olmaya başladı. Yok oğlu yokların hüküm sürdüğü bir imparatorluk, çöker. Çünkü bu yokların sonucu olarak da para yok, sermaye yok, özgür kafa yok ama borç var. Neredeyse Batılıların himmetiyle ayakta durmaya çalışan bir imparatorluk.
Çünkü aralarında henüz kimin hangi Osmanlı parçasını pençeleyip koparacağı konusunda bir uzlaşma-paylaşma anlaşması yok. CAHİL TOPLUM NE DEMEKTİR? Doğan Kuban Hoca çok sık cehaletten söz etmiştir yazılarında. Osmanlı’nın Türkiye’ye bıraktığı en büyük miras cahil toplumdur. “Cahil toplum” nitelemesi halkın küçümsenmesi değildir.
“Cahil toplum” öncelikle toplumu var edecek ve ileriye doğru taşıyacak çağdaşlığı üretecek bilim, sanat, teknoloji, güzel sanatlar, felsefe, mantık, siyasal teoriler gibi faaliyetlerden bir mirasın olmamasıdır. İşçi hakları, insan ve kadın hakları mücadelelerin olmayışı demektir. Birey vardır da aslında yoktur. Bu alanlarda ciddi bir üretim ve birikim ortaya koyamayan toplumlar cahil toplumlardır.
Toplum, yaratıcılık ve üreticilik alanlarında kendi hiyerarşik niteliksel piramidini yaratamamıştır. Ama çok iyi bir padişahlığa dayalı yiyici -tüketici piramidi vardı. Bu “egemen sınıf” üretici olmayınca ve halkın, insanın üreticiliği için de yolları açmayınca, ortada elde var sıfırdan başta bir şey kalmaz. Bu, çöküşün nedeni ve tarifidir.
CEHALETİN PANZEHRİ Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan tüm reformların-devrimlerin bir örneğine, üstelik 15 yıl gibi kısa bir süre içinde, dünyada rastlayamazsınız. Toplumun ve insanımızın önündeki tüm engellerin yıkılması için harekete geçti Atatürk ve arkadaşları. Çünkü toplumun yaratıcı gücü, özgür düşüncesiyle ayakta kalır bir ülke. Yoksa çöker gider. Atatürk bu nedenle özgürlüğün adıdır.
Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir olayın yaratıcısıdır. Yarattığı büyük bir ülke kurma-inşa etme heyecanını tüm ülkeye yaymıştır ve o dönemin Cumhuriyet kuşakları böyle yetişmiştir. Cumhuriyet, bu kuşakların kanatları altında bugüne varabildi. İslam ülkelerinin batak dünyasından sıyrılabildi. Fakat yaratıcı bir toplumsal hamurun oluşması, kuşaklararası bir gelişmeyle gerçekleşebilir.
Bugünün egemenleri, Cumhuriyetin kazanımlarını görmüyor, topluma on yıllardır padişah ve geçmiş dizileri sunuyor. Tarihte tek gördükleri şey salt “padişahlık”. CUMHURİYETLE ÖZGÜRLÜKLER İNŞA EDİLİR Atatürk ve arkadaşları bugün bize bir yurt kazandırdı. Atatürk, cephelerde sandıklarda taşıdığı ve altlarını çizerek okuduğu 4 bin kitabıyla, cahil toplumun panzehri ve aydınlık bir ülkenin meşalesidir.
Cumhuriyet, Atatürk ve arkadaşlarının bize özgürlük hediyesidir. Bu Cumhuriyet ile birlikte ancak temel hak ve özgürlükler, demokrasi inşa edilebilir. O yoksa geçmişin karanlığı vardır.
Cumhuriyet ve en önemli kazanımlarından olan seçme hakkını sultanlık uygulamalarıyla özlemleriyle, 100 yılı aşkın süre içinde zar zor inşa ettiğimiz kazandığımız her türlü özgürlüğü, yeniden seçilme aşkına heba eden her türlü iktidar girişimi gayrimeşrudur. Bu ülkede kanunsuzluğun, Cumhuriyeti yok saymanın bir geleceği yoktur ve yaşamasının şansı da yoktur. Bunu hep beraber göreceğiz.
A nıtkabir her fırsatta ve bayramda neden dolup boşalıyor sizce? Milletin egemenlik ve yönetim hakkı ve her şeyin üzerindedir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika