Lerzan Tuncer ile Alexander Radziewski İzmir’de aynı sahnede
Lerzan Tuncer, Alexander Radziewski ile İzmir’de "Sağlık İçin Sanat ve Müzik Festivali" kapsamında aynı sahneyi paylaşacak.
Lerzan Tuncer, Alexander Radziewski ile İzmir’de "Sağlık İçin Sanat ve Müzik Festivali" kapsamında aynı sahneyi paylaşacak.

Marimba ve vurmalı çalgılar sanatçısı Lerzan Tuncer, Alman orkestra geleneğinin önemli temsilcilerinden, 1987’den bu yana Symphoniker Hamburg ’un solo timpanisti olarak görev yapan Alexander Radziewski ile İzmir’de aynı sahneyi paylaşacak. Sağlık İçin Sanat ve Müzik Festivali kapsamında gerçekleştirilecek konser, 4 Ekim 2026 Pazar günü saat 19. 00’da yapılacak.
Marimba ve vibrafonun merkezde olduğu programda çağdaş repertuvar, Anadolu’dan İran’a, Brezilya’dan Avrupa’ya uzanan farklı müzik gelenekleriyle yan yana gelecek. Bu buluşmanın arkasında yeni kurulmuş bir tanışıklık değil, yıllara yayılan bir mesleki iletişim var. Lerzan Tuncer ile Alexander Radziewski ’nin yolları 2010 yılında kesişti.


İki sanatçının uzun zamandır birlikte müzik yapma isteği, yıllar sonra İzmir’de gerçekleşecek bu konserle sahneye taşınıyor. Radziewski’nin projeye kendi imkânlarıyla gelerek katılması ise konseri yalnızca müzikal değil, sanatçılar arasındaki dayanışma açısından da özel bir yere taşıyor. Alexander Radziewski ’nin müzik geçmişi, Almanya’nın güçlü orkestra geleneğinin içinden geliyor.
1976–1987 yılları arasında Bundesjugendorchester ve Junge Deutsche Philharmonie bünyesinde yer alan sanatçı, 1977–1981 yıllarında Robert-Stern-Institut Berlin bursiyeri oldu. Bu dönemde, Herbert von Karajan yıllarında Berliner Philharmoniker’in solo timpanistliğini yapan Oswald Vogler ile çalıştı.
Eğitimini Hochschule der Künste Berlin ’de Vogler ’in sınıfında sürdüren Radziewski, daha sonra Musikhochschule Lübeck ’te çalışmalarına devam etti. 1987 yılından bu yana Symphoniker Hamburg ’un solo timpanisti.
Orkestrasıyla Elbphilharmonie başta olmak üzere birçok önemli konser salonunda sahneye çıkan sanatçı, timpani, vibrafon ve marimba alanlarında farklı ülkelerde eğitim ve ustalık çalışmaları da gerçekleştiriyor. Lerzan Tuncer ise uzun süredir marimbayı yalnızca bir vurmalı çalgı olarak değil, farklı kültürlere ve çağdaş müziğe açılan bir solo çalgı olarak ele alan çalışmalar yürütüyor.
Tuncer, Zürich Festivali kapsamında Tonhalle Zürich’ de sahne aldı; besteci ve saksofon sanatçısı Daniel Schnyder ile İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde solist olarak Türkiye’yi temsil etti. 2024 yılında Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ile çağdaş marimba repertuvarının öncü isimlerinden Keiko Abe ’nin “Prism Rhapsody” adlı eserini seslendirdi. Aynı yıl CSO Ada Ankara’da solo marimba resitali verdi.
Sanatçının yıllardır sürdürdüğü çalışmaların önemli bir ayağını da marimbanın Türkiye’de solo konser çalgısı olarak daha görünür hale gelmesi oluşturuyor. Tuncer, farklı ülkelerden müzisyenlerle gerçekleştirdiği ortak çalışmalarla bir yandan yeni repertuvarların Türkiye’de seslendirilmesine, diğer yandan Türkiye’den çıkan yorumların uluslararası alana taşınmasına katkı sunuyor.
İzmir’deki konserin programı da bu yaklaşımın izlerini taşıyor. Çağdaş vurmalı çalgılar repertuvarının önde gelen bestecilerinden Nebojša Jovan Živković ve Emmanuel Séjourné ’nin eserlerinin yanı sıra İran müziğinden “Khodahafez”, Brezilya repertuvarından “Água e Vinho” ve Anadolu müzik geleneğinden “Sabahın Seherinde” seslendirilecek. “Sabahın Seherinde” , Doç. Dr.
Onur Nurcan ’ın düzenlemesiyle programa alınırken Alexander Radziewski de eserin bu konser için hazırlanan yorumuna ve düzenleme sürecine katkıda bulunacak. Böylece bir konser programında yalnızca iki vurmalı çalgı sanatçısı değil, farklı coğrafyaların müzikal hafızası da yan yana gelecek.
Marimba ile vibrafonun ses dünyası kimi zaman çağdaş Avrupa müziğine, kimi zaman İran’a, Brezilya’ya, kimi zaman da Anadolu’nun bildik ezgilerine açılacak. Cumhuriyet’in 103. yılına yaklaşırken gerçekleştirilecek konserin taşıdığı anlamlardan biri de burada ortaya çıkıyor: Türkiye’nin kültürel birikimini başka müzik gelenekleriyle karşılaştırmak değil, onları aynı sahnede birbirine yaklaştırmak.
Lerzan Tuncer ile Alexander Radziewsk i’nin İzmir buluşması, bu nedenle yalnızca iki usta müzisyenin ortak konseri olarak kalmıyor. Yıllar önce başlayan bir mesleki dostluğun, farklı ülkelerde edinilmiş iki ayrı müzik birikiminin ve sınır tanımayan bir dilin, müziğin içinde yeniden buluşmasına dönüşüyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika


