ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
ManşetGündem
Ana SayfaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür
  1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. Lady Chatterley’nin Sevgilisi’nden tekno-kapitalizmin arzu döngüsüne
Gündem

Lady Chatterley’nin Sevgilisi’nden tekno-kapitalizmin arzu döngüsüne

D.H. Lawrence’ın 1928’de yayımlanan romanı, bastırılan arzular ve toplumsal sınırlar üzerinden modernleşme sancılarını yansıtır.

Manşet Gündem Haber Merkezi·Yayınlanma: 12 Eylül 2026 04:00·Güncelleme: 12 Eylül 2026 04:06·4 dk okumaBu haber 773 kez okundu
Lady Chatterley ve Arzu Kapitalizmi
Lady Chatterley ve Arzu Kapitalizmi
Haber detayı

Haberin ayrıntıları

11 Eylül 1885’te doğan D. H. Lawrence ’ın adı edebiyat dünyasına en ünlü eseri Lady Chatterley’nin Sevgilisi ile yazılıdır. İngiliz yazar, 1920’lerin ilk yarısında Amerika’da ve Meksika’da geçirdiği yılların ardından Avrupa’ya döner, 1926’da yazmaya başladığı romanını üç kez yeniden kaleme alarak 1928’de yayımlar.

Otobiyografik ögeler de taşıyan eser, bastırılan arzuların, bedensel yakınlığın ve bireyi kuşatan toplumsal sınırların izini sürerek dönemin modernleşme sancılarını güçlü bir şekilde yansıtır. Lawrence, eserinde o yıllarda Viyana ’da zamanın ruhunu sırtında taşıyan bir başka dev isimle aynı sorularda gezinir.

İki dünya savaşı arasındaki dönemin düşünsel arka planında Sigmund Freud ’un moderniteyi psikanaliz gözlüğüyle okuyan Haz İlkesinin Ötesinde ve Uygarlığın Huzursuzluğu gibi büyük yapıtları vardır. Freud’un düşüncelerine kayıtsız kalmayan, hatta psikanaliz üzerine iki kitap yazan Lawrence’ın Freud’la ilişkisi bir takipçinin bağlılığından çok, bu sorularla hesaplaşan bir muhalifinkine benzer.

Lady Chatterley‘nin, koru bekçisi Mellors ile yaşadığı yasak ilişki, Freudcu bir okumayla id’in dürtülerinin ve cinsel enerjinin (libido) toplumsal ahlak kalıplarını (süperego) yıkarak dışavurumudur bir bakıma.

1950’lerden itibaren Fransız psikanalist Jacques Lacan ise Freud’un açtığı yolu başka bir yöne taşıyacak, arzuyu salt biyolojik ya da cinsel bir dürtünün ötesinde, insanın hiçbir zaman bütünüyle giderilemeyen eksikliğiyle ilişkilendirecektir. Adını saydığım dev psikanalistlerin 20.

yüzyılda kuramsallaştırdıkları bu çerçevenin işleyişini kapitalizm çok daha önce keşfetti ve insanın içindeki eksikliğin yeni bir nesneyle doldurulabileceği yanılsamasını pazarlamaya başladı. En önemlisi, insanın açlığı fiziksel olduğu kadar ruhsaldır.

Her öğünden sonra midemizin yeniden acıkması gibi, ruhsal açlığımızın da hiçbir zaman bütünüyle giderilememesi, kapitalizmin dünyaya egemen oluşunun en görünmez dayanaklarından biriydi. Nice ömür, tamamlanması gereken eksikliklerin peşinde koşarak harcandı.

Lady Chatterley’nin yayımlanmasından yalnızca bir yıl sonra, 1929 sonbaharında New York Borsası ’nın çöküşüyle başlayan Büyük Buhran, Amerikan ekonomisini derin bir krize sürükleyecek, 1933’te başkanlığa gelen Franklin D. Roosevelt ülkeyi bu çöküşten çıkarmaya çalışacaktı.

Alain de Botton, Statü Endişesi adlı eserinde çok ilginç bir anekdot aktarır: Bir röportajında Roosevelt’e, köklü bir edebiyat ve kültür geçmişine sahip Sovyet halkına, ironiyle, Amerikan toplumunun avantajlarından bahseden hangi kitabı tavsiye edeceği sorulur. Roosevelt’in cevabı ilginçtir: Zamanın yükselen değeri, alışveriş zinciri “Sears kataloğu” nu önerir.

Amerikan tüketim kültürü, neye ihtiyacımız olduğundan bağımsız olarak, neye ihtiyaç duymamız gerektiğini de öğretti. Neoliberal çağda halkı tüketime yönlendirmek için önce açlık yaratıldı, ardından doygunluk vaadi pazarlandı. Bir asır önce Lady Chatterley yazıldığı zaman insan arzularını bastırdığı için mutsuzdu.

Neyin istenebileceğini ve neyin uygun olmadığını aile, kilise/inanç, mahalle veya ait olunan sınıf söylüyordu. Tüketim toplumunun yükselişiyle modern çağın insanı kişisel arzularıyla arasındaki bariyerleri birer birer yıktı. Sosyal medya öncesinde arzu ile haz arasındaki mesafeyi kapatmak çoğu zaman fiziksel bir eylem gerektiriyordu: satın almak, seyahat etmek, yemek, buluşmak, sahip olmak.

Dijital çağ ise bu mesafeyi bir telefon ekranı mesafesine indirdi. Günümüzde algoritmalar güzel yemekleri, tatilleri, bedenleri durmaksızın önümüze çıkarırken, onları elde etmeye yönelik herhangi bir eyleme geçmek gerekmeden arzu döngüsünün içinde kalabiliyoruz.

Ekranda gördüklerimizi arzu edip, onlara ulaşıp ulaşmadığımızdan bağımsız olarak, çevrimiçi kaldığımız süre boyunca teknoloji şirketlerinin kârlarını misliyle artırmalarına olanak sağlıyoruz. Geleneksel kapitalizm nesneyi, tüketim kapitalizmi ihtiyacı, tekno-kapitalizm ise arzunun kendisini pazarlamakta.

Modern insan, geçmişteki gibi arzularını bastırdığı için değil, aksine, her arzusunu gerçekleştirebileceğini sandığı ve dijital dünyada bu inanca hapsolduğu için mutsuz. Oscar Wilde şöyle der: “Hayatta sadece iki trajedi vardır: İstediğini elde edememek, diğeriyse, elde etmek.” Lawrence’ın dünyasında trajik olan arzunun önündeki engeldi.

Bizim dünyamızdaysa, Sisyphos ’un tepeye taşıdığı kayanın her defasında yeniden aşağı yuvarlanması gibi, gerçekleştirdiğimiz her arzunun ardından algoritmaların bir yenisini önümüze sürmesi. Tekno-kapitalizmin yazılı olmayan sırrı, ulaşılacak yeni bir şeyin her zaman var olduğuna bizi inandırarak arzu döngüsünü sürekli canlı tutmak.

Görünürde modern insanın önünde büyük yasaklar kalmasa da arzu, tıpkı Sisyphos’un kaderi gibi, kendi cezasına dönüştü.

Metin, Freud ve Lacan’ın arzı yaklaşımlarıyla kapitalizmin eksiklik duygusunu tüketime, dijital çağda ise sürekli yenilenen arzu döngüsüne dönüştürmesini birlikte ele alıyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

05:00

12 Eylül 2026 AFAD ve Kandilli son depremler listesi

04:00

Türk Altın İşletmeleri, Kaymaz madeninde 1,572 milyar TL’lik kapasite artışı planlıyor

04:00

TEDMEM raporu: Türkiye’de okul türleri arasında başarı farkı 206 puana ulaşıyor

04:00

Havin Aşkan’ın ölüm davasında olay yeri keşfi yapılacak

04:00

İsmail Kartal, Aziz Yıldırım’ın desteğiyle istifadan vazgeçti

04:00

İstanbul Modern, 119 sanatçının 230 yapıtını “Aynı Mavinin Altında” buluşturuyor

04:00

TMO, 9 numara kuru üzüm alım fiyatını 95 lira olarak açıkladı

İBB davasında yer alan firma mahkeme salonunun betonunu döktü!Gündem12 Eyl 04:00

İBB davasındaki itirafçı iş insanının şirketi, Silivri duruşma salonuna beton sağladı

İBB davasında itirafçı olan iş insanı Serbülent Danış’ın şirketler grubundaki bir firmanın, Silivri’de İBB ve diğer davalar için inşa edilen yeni duruşma salonuna beton verdiği öne sürüldü. Metinde ayrıca Danış’ın şirketinin Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin 139 milyon 977 bin liralık ihalesini aldığı belirtildi.
Masterchef eleme adayları kimler?Gündem12 Eyl 01:25

MasterChef’te 3. ve 4. eleme adayları Tolgahan ile Emre oldu

MasterChef Türkiye’nin son bölümünde haftanın ikinci dokunulmazlık oyununu mavi takım kazandı. Eleme potasına daha önce Cansu ve Nilay girerken 3. aday Tolgahan, 4. aday ise Emre oldu; yeni eleme adayı henüz açıklanmadı.
'Önümüzde çok ama çok güzel günler var'Gündem11 Eyl 21:10

Hakan Fidan: Terör meselesi sona ererse bölge yeni bir döneme girecek

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Diyarbakır’da terör meselesinin ortadan kalkmasıyla Türkiye ve bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasının hızlanacağını söyledi. Fidan, 2028-2029 yıllarından itibaren tarım gelirlerinin birkaç milyar dolarlık ilave katkı sağlayabileceğini belirterek, önlerinde güzel günler olduğunu ifade etti.
ManşetGündem

Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler ve gündemin öne çıkan başlıkları.

Son DakikaRSS Akışı

Kategoriler

Son DakikaGündemPolitikaEkonomiSporDünyaTeknolojiKültür

Kurumsal

HakkımızdaHaber MerkeziYayın İlkeleri

Haber Servisleri

Son DakikaGelişmeleri kronolojik olarak takip edin.RSS AkışıYeni haberleri RSS okuyucunuza ekleyin.Site HaritasıYayınlanan sayfalara toplu olarak erişin.
YayıncıManşet Gündem Haber Merkezi

Haberlerde kullanılan kaynak ve yayın zamanı ilgili içerik sayfasında açıkça belirtilir.

Yayın ilkelerini incele
© 2026 Manşet Gündem. Tüm hakları saklıdır.
Ana SayfaHakkımızdaYayın İlkeleri