‘Kendim unutulmaktan korkmadım, şarkılarım unutulur mu diye çok korktum’
26 senedir müzik dünyasına onlarca hit kazandırdı. Şarkılarıyla, klipleriyle hafızalara kazındı.
26 senedir müzik dünyasına onlarca hit kazandırdı. Şarkılarıyla, klipleriyle hafızalara kazındı.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Bengü’yle yıllardır tanışıyoruz. Ama yeniden söyleşi yapmak için uzun bir aradan sonra buluşuyoruz. Karşımda kendisinin de söylediği gibi mesleğine sarılmış çok güçlü bir kadın var. Karşılıklı koltuklara geçip bağdaş kuruyoruz. Yaşadıklarını, hissettiklerini, duygularını frenlemeden ilk kez anlatıyor.
Adeta bir dertleşme gibi... ◊Görüşmeyeli hayatında çok şey değişti. Evlendin, anne oldun ve bir ayrılık yaşadın. Bu yaşadıklarından sonra ortaya nasıl bir Bengü çıktı? Çok şey değişti. Hangimiz geçmiş yıllara, hatta bir önceki yıla göre aynıyız ki! Zaman, yaşadıkları insana çok şey katıyor. Şimdi karşında çok daha güçlü bir kadın var. ◊Peki, hayatında temel değişimlerin olduğu dönemde sen neler yaşadın?



Yalnız kaldığım da düştüğüm de oldu... Ama hepsini kendi başıma atlattım. Araya pandemi de girdi. Bazen kim olduğumu, hatta hangi mesleği yaptığımı unuttum. Alkışı duymadığım günler oldu. ‘O zamanlara kadar getirdiğim Bengü, avcumun içinden kayıp gidiyor mu acaba’ dediğim günler yaşadım. ‘Bir daha üretemeyecek miyim? Star ışığını kaybediyor muyum acaba’ diye düşündüm. ◊Neler diyorsun!



Cesur cümleler kuruyorum ama hakikaten yıllardır olduğum gibiyim, içimdekileri saklayamıyorum. Bütün hepsi bir araya geldi ama yere düştüğün, tökezlediğin dönemde gerçekten o acıyı yaşadıysan çok daha güçlü kalkıyorsun. Ben onu yaşadım. Yıllar önce ‘Altın Çağ’ diye bir albüm yapmıştım. “Altın çağım” diyormuşum. Meğer altın çağım o zaman değil, bu zamanmış. Hatta beni bekleyen pırlanta çağımmış.
Kozayı yırtıp güçlü çıkma ve kendine dönme durumu vardır ya... İnsan aslında her yarayı kendi iyileştirebilirmiş, belli bir yerden sonra öğreniyorsun, ben de öğrendim ve daha da güçlendim. ‘39 YAŞINDA ANNE OLDUM’ ◊Seni zorlayan, bu hislere iten ve mesleğinden uzak durmana sebep olan neydi? Evlilik mi, annelik psikolojisi mi, yoksa eski eşin çalışmanı istemedi mi?
Bizim hiçbir zaman böyle birbirimize iş hayatlarımızla ilgili engellerimiz olmadı. Hatta eskiden bir kanı vardı; derlerdi ya “Evlendi, eşi sahneye çıkmasına engel oldu”. Ben zaten buna izin vermezdim, kendisi de bunu bilerek benimle evlendi. Ama tabii 39 yaşımda anne oldum. O zamana kadar verdiğin emeği 3-4 sene noktalı virgülle bekletip acaba tekrar çıkabilecek miyim durumu...
Bir yandan da çok büyük bir sevda, çocuk, yuva kurmak... O ikisinin arasında debelendiğim dönemler çok oldu. Şarkıcı olmana gerek yok, benim gibi çalışan kadınların bir kısmının aynı şeyleri yaşadığını tahmin ediyorum. ◊Şarkıların hep hit’ti. Devler ligindeydin. Unutulur muyum diye korktun mu? Kendim unutulmaktan korkmadım, şarkılarım unutulur mu diye çok korktum.
Çünkü öldükten sonra da yaşayacak tek şey ses rengim ve şarkılarım. O kadar çok emek verdim ki! Ya o şarkılar, albümler, hepsi boşa giderse... Bunları çok yaşadım. Hatta bir pazar günü sanırım ikinci çocuğuma hamileydim, evde oturuyordum.
Naim Abi (Dilmener), çok da severim, çok iyi bir müzik eleştirmenidir, bunu da burada ilk defa duyacak, hiç kırgın değilim, hiç kızmadım, ama bir köşe yazısı yazmıştı; “Bengü ligden çekildi” diyordu. Ben tam bunları hissederken üstüne geldi. İki aylık hamileydim ve duygularımın en yoğun olduğu dönemdi. Sonra dedim ki: Bengü bu seni kamçılayacak, bekle...
Ama tabii o sırada bir taraftan da kafan bebeklerinde, başka bir yerdesin. Ama bütün bunlar iyi ki olmuş. Şimdi bunun keyfini çıkarıyorum. ◊Aynaya baktığında ne görüyorsun? İyi ki diyorum yaşadığım her şeye... İyi ki yaşamışım diyorum. İyi ki üretmişim, iyi ki evlatlarım var. İyi ki daha da güçlü kalkmışım. İyi ki zorlanmışım. İyi ki fedakârlık yapmışım. Kendimi çok daha fazla sevmeye başladım.
Çünkü dediğim gibi artık çok daha güçlü, ne istediğini bilen, hatta eskisinden bile çok işine sarılan bir kadın var. ◊Şu andaki seni en iyi hangi Bengü şarkısı anlatır? “Söylemem ben acılarımı, tek başıma atlatırım”, yani ‘Saygımdan’. ◊‘Korkma kalbim’ dediğin oldu mu? Çok oldu. Olmaz mı? “Korkma kalbim, geçer acısı”... Evet geçecek, geçiyor.
Yarın sabah nasıl uyanacağım dediğin gün, yüce Allah sana öyle bir güç ve öyle bir güzellik veriyor ki. ‘EVLİLİĞİ YÜRÜTEMEDİK’◊Çocukların Zeynep 7, Selim 5 yaşında. İkisi de seninle mi yaşıyor? Evet. ◊Babalarını görüyorlar mı? Tabii, her zaman. Bizim öyle bir görüşme saatimiz, vaktimiz, günümüz de yoktur. Babaları zaten çocuklarla daha çok vakit geçirmek için bizimle aynı sitede oturuyor.
Aramızda hiçbir zaman bir kısıtlamamız olmadı. ◊Siz o zaman aslında dost olarak ayrılmayı başaranlardan mısınız? Kendi adıma konuşayım, severek ve çok âşık olarak evlenen bir çiftin “Hadi bakalım, sarıldık, öpüştük, dost olarak ayrılalım” demesi mümkün değil gibi geliyor. Dost olarak ayrılmak anlaşmalı boşanmaya denk geliyorsa, evet, anlaşmalı boşandık. Ama biz çok öyle “Ah canım, hadi görüşürüz” diye ayrılmadık.
Evliliği yürütemedik yani. ◊Ben de onu soracaktım, peri masalı gibi bir evlilikti. Ardından çocuklar geldi. Hiç kimse boşanma haberini beklemezken aniden duyunca şaşırdı. Yani işin aslı anlaşamamak mıydı? İşin aslı, kibarca anlaşamamak, bir de beklentilerin artık farklı olması. Mesela çoğu insan boşanmadan bu mutsuzlukta aynı evde yaşayabiliyor. Ve çocuklarla...
Biz bir gün bile evde sesimizi yükseltmedik, çocuklar böyle bir şey görmediler. Ve şu anda istedikleri zaman hem babalarıyla hem de benimle vakit geçiriyorlar. Ayrıldıktan sonra da çocuklarımıza iyi birer ebeveyn olmaya çalışıyoruz. Tek amacımız bu… Onların gelecekte mutlu ve huzurlu olmaları. ◊Annelik hayatında neleri değiştirdi? Asla tahammül edemem dediğin her şeyi alttan almaya başlıyorsun.
9 ay sabretmeyi öğreniyorsun çünkü… Önce kendini değil, hayatın sana verdiği iki hediyeyi düşünüyorsun. Her şeyden önce onlar geliyor. Bir de ışıkların altında bambaşka bir dünyan varken evde seni bekleyen başka önceliklerin var artık. Mesela bir yandan akşam ne yapayım da yiyelim ya da haftaya okullar açılıyor, defter kaplama, etiket seçme gibi eğlenceli heyecanlarımız da var.
O dengeyi kurmak benim için çok önemliydi, başardım. Ama tek kelimeyle annelik benim için şu an öncelikle huzur. ‘AŞKA OLAN İNANCIM BİTEMEZ’◊Yaşadığın evlilik ve ayrılık süreci aşka olan inancını etkiledi mi? Hayır, aşka olan inancım bitemez… Hem ben aşk şarkıları söylüyorum, her zaman da aşka inanırım. Şarkılarımda da yaşadığım ayrılıkları tıpkı bir oyuncu gibi seslendirdim.
Mesela sahnede bir gün ağladığımda aslında ben şarkının içindeki kişiye ağlıyordum. ◊Karşına âşık olacağın biri çıksa ne olur? Yoksa o kapı artık kapalı mı? Bu konuyu kendi içimde çok düşündüm. Neden biliyor musun? Ben kaderciyim sanırım. O kapıyı kendin kapatamazsın, o bir yazgı, kader. Allah ne yazdıysa onu yaşarsın. Tabii artık bir de çocuklarım var. Çok büyük bir sorumluluk.
Bu sırada anne oldu, evlendi, ayrıldı… “Yalnız kaldığım da oldu, düştüğüm de… Ama hepsini kendi başıma atlattım” diyor. Bengü’yle 11 Eylül’de Vadi Açıkhava sahnesinde vereceği büyük konseri öncesinde buluşuyoruz. Hayatındaki değişimleri, anneliği, müziği, yeni şarkısı ‘Dur Nereye’yi ve müzik dünyasında neleri eleştirdiğini konuşuyoruz: “Büyük laf edenleri eleştiriyorum… İki senede iki şarkın tutmuş, bi’ yavaş.”
Kaynak: Hürriyet