Kavacık Üzüm Festivali’nin ilki 1999 günü düzenlendi
İzmir ilinin Karabağlar ilçesine bağlı şirin bir köy Kavacık… Çatalca Dağı'nın eteklerinde kurulu, 850 metre rakımlı Kavacık Köyü, üzümü ve doğal güzellikleriyle şehir yaşamından uzaklaşıp, doğayla iç içe bir gün geçirmek isteyenler için saklı bir cennet... Canlıların yaşaması için şart olan su, eski devirlerden beri kutsal bir varlık sayılmıştır.
Kavacık Üzüm Festivali’nin ilki 1999 günü düzenlendi
Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Su, aynı zamanda Anadolu’da birçok medeniyetin var oluş nedeni veya yok oluş nedeni olmuştur. Su kenarına kurulan medeniyetlerin çok uzun ömürlü olmasının nedeni budur. Saflığın, temizliğin, bereketin ve enerjinin kaynağı olan su…
1999 yılı şubat ayında, Balçova Barajı’nın yanındaki toprak yoldan Çatalkaya’ya doğru yola çıktım, ilerlediğim her kilometrede İzmir küçülüyor ama manzara mükemmelleşiyordu. Birden kendimi asfalt bir yolda buldum. Sağda ve soldaki tepelerde iki adet askeri radar tesisi vardı. Bu yöreyi İzmir’den görür ama çok merak ederdim. Şimdi buradaydım ve boynumda iki fotoğraf makinesiyle ne yapacağımı şaşırmıştım. Arabamı ileri sürdüğümde “Kavacık Köyü 5 Km.” levhasını karşımda gördüm. Askeri bölgeden uzaklaşarak Kavacık Köyü’ne vardığımda saat sabahın yedisiydi. Beni sabahın erken saatlerinde karşılarında görünce şaşıran Kavacıklı köylüler, kahveye buyur ettiler. İbrahim Mantar adındaki bir genç benimle ilgilendi ve ne amaçla buralara geldiğimi sordu. Su ve şelale fotoğrafları çektiğimi söyleyip, yanımda bulunan şelale fotoğraflarımı gösterince; “Bunlar ne ki, burada bir şelale var, şaşıracaksın” dedi.
Image
İbrahim, 10-15 metreden dökülen bir şelalenin bulunduğu dereye beni indirdi. Bir doğa harikası olan şelaleyi fotoğraflayarak dere içinde yürümeye başladık. İbrahim, derenin adının “Maden” olduğunu ve içinde altın bulunduğunu anlattı. Bergama köylülerinin mücadelesini çok duymuştu ama köyünün başlıca sıkıntısının geçim derdi olduğunu belirtti. Konak ilçesinin tek köyü olmasına rağmen Kavacık’ın birçok sorunu vardı. Köyün sorunlarını bir bir anlatan İbrahim, yakında askere gidecek bir gençti ama aklı hep köyündeydi. Öğrencilerin Limontepe’ye kaymakamlık tarafından eğitim için taşındığını anlatan İbrahim, Kavacık’ın Razaki üzümünün yeteri kadar tanınmadığını anlatarak, benden “Üzüm Festivali” düzenlememi istedi.
Yaza doğru, iki otobüs dolusu Atatürkçü Düşünce Derneği üyesini yöreye gitik, Efem Çukuru ve Kavacık yöresinde altın olayını inceledik. Siyanürlü altın aramanın yöredeki barajlara vereceği zararı anlattık.
25 Eylül 1999 tarihinde, Konak Kaymakamlığı, Konak Belediyesi, Kavacık Muhtarlığı ve Atatürkçü Düşünce Derneği olarak ilk “Kavacık Üzüm Festivali”ni düzenledik. Ama ana tema “Siyanürlü altına hayır” idi.
Tarım Müdürlüğünden gelen jüri, en güzel üzümü seçerken, elimde mikrofonla tüm organizasyon bende idi. O gün doğru dürüst ürünlerini satamayan köylüler, ertesi yılki festivalde daha iyi organize olmuşlardı. Ama yaşanan aksaklıklar yüzünden festival yarım kalmıştı. Ama ben yılmadım ve köyün ilköğretimdeki öğrencileriyle ilgilendim, onlara çeşitli katkılar sağlamaya çalıştım.
Konak Belediyesinin katkısıyla köy meydanı genişlemiş ve Muhtar Ayhan, getirdiğim Atatürk büstünü meydana dikmişti. 3-4 yıl aradan sonra Konak Belediyesi Kavacık’ta iki yıl üst üste üzüm festivali yaptı. Daha sonra, Karabağlar Belediyesi’ne geçen bu köye belediyece tekrar festival düzenlenmeye başlamış, yapılan festival günümüze kadar devam etti.
Ben, yine oradaydım ve yaşananlardan çok keyif aldım. 10 yıl önce üzümünü konuklara satamayan Kavacıklılar, bu yıl üzümünü, pekmezini ve ev şaraplarını gelen konuklara satıyorlardı. Köy adeta bir panayır yeriydi ve köyün çehresi çok değişmişti. Artık Kavacık üzümü, başta İstanbul olmak üzere biliniyor ve tüketiliyordu.
Benim amacım; İzmir’e Limontepe ve Güzelbahçe’den 25’şer km uzakta olan Kavacık’ı önce İzmir’e, sonra da diğer yörelere tanıtmaktır. İzmirlilerin, buranın organik ürünleri ile yapılmış yemekleriyle ve de üzümleriyle tanışmak istediğini biliyordum.
10 yılda elimden gelenleri sizlerle paylaştım, şimdi de davetsiz olarak Kavacık’tayım. Devrin Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu’yu makamında ziyaret ettiğimde, bana; “Kavacık Üzüm Festivali’nin tarihinin yazmalısın derken, festival günü yanında oturdum, beni anmadı ve davet etmedi.
Etmesin, festival ilk yapıldığında alana girmeyen kadınlar, şimdide kooperatif kurarak yörelerinin ürünlerini satıyorlardı. İzmir Fuarına katılıyorlar, bu sefer erkekler oturuyor, kadınlar çalışıyordu, bu da bir kazanç değil miydi?
Yolları dar ama arzum hep dar kalsın, doğa bozulmasın, etkinlikte kimse arabasıyla gelmesin, festival günü adım atılacak yer olmuyor. Karabağlar Belediyesi tören için otobüs kaldırıyor, ulaşımı onunla yapalım.
Yörenin güzelliği, doğası bozulmadan, İzmirliler tarafından yılın her günü ziyaret edilmeli ve köye katkı sağlanmalıdır. Gitmediğin köy, senin değildir. Sağlıklar diliyorum.