Haber detayı
Haberin ayrıntıları
Rusya-Ukrayna savaşının dördüncü yılı geride kalırken Karadeniz’deki savaşın niteliği değişiyor. Cephe hattının yüzlerce kilometre uzağındaki limanlar, enerji tesisleri ve ticari gemiler giderek daha fazla insansız hava ve deniz araçlarının hedefi haline geliyor. Bu değişimin Türkiye açısından anlamı ise yalnızca Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın tırmanması değil.
Türk şirketlerine ait gemilerin vurulması, Türk denizcilerin yaralanması ve son olarak bir Türk vatandaşının hayatını kaybetmesi, Ankara’nın önüne giderek daha güç bir soru koyuyor: Türkiye’nin savaşın dışında kalmayı başardığı Karadeniz, Türk vatandaşları ve ticari çıkarları açısından ne ölçüde güvenli kalabilir?
TİCARİ GEMİLER HEDEFTE Ukrayna son aylarda Rusya’nın Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki lojistik kapasitesine yönelik operasyonlarını belirgin biçimde genişletti. Financial Times’a göre, Ukrayna güçleri yalnızca 6-14 Temmuz arasında Azak Denizi’nde 110’dan fazla sivil gemiyi insansız hava araçlarıyla hedef aldı.
Tankerlerin, yük gemilerinin ve yardımcı gemilerin dahil olduğu operasyonların amacı Rusya’nın yakıt ve lojistik ağlarını sekteye uğratmaktı. Ancak operasyon alanının genişlemesi, askerî hedeflerle ticari denizcilik arasındaki sınırı giderek daha riskli hale getiriyor. Financial Times’ın bir başka haberine göre, Washington bu riski kendi ekonomik çıkarlarına dokunduğu noktada doğrudan Kiev’in gündemine taşıdı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 31 Temmuz’da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’den Novorossiysk’teki Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) terminalini kullanan tankerlerin hedef alınmamasını istedi. Washington, saldırıların küresel petrol piyasasını istikrarsızlaştırmasından ve Chevron ile ExxonMobil gibi Amerikan şirketlerinin çıkarlarını etkilemesinden kaygılıydı.
Kiev bunun ardından CPC altyapısını ve belirli koşulları taşıyan Rus olmayan gemileri hedef almamayı kabul etti. Bir ABD yetkilisi de Washington’ın Ukrayna’yı Rus olmayan gemilere yönelik saldırıları durdurması konusunda uyardığını Reuters’a doğruladı. Bu örnek önemli.
Çünkü Ukrayna’nın deniz savaşının sınırlarının müttefiklerinin ulusal ve ekonomik çıkarları söz konusu olduğunda diplomatik müdahaleyle yeniden çizilebildiğini gösteriyor. ÖNCE NECİBE, SONRA URAL Türkiye açısından en ağır vaka ise ağustos ayında yaşandı.
Türk sahipli, San Marino bayraklı Necibe adlı yük gemisi 18 Ağustos’ta Rusya’nın Tuapse Limanı’nda yaklaşık 20 bin ton buğday yüklemek üzereyken insansız hava araçlarının saldırısına uğradı. Gemide bulunan 18 denizci tahliye edilerek Türk şirketine ait Ural adlı Ro-Ro gemisine alındı. Denizcilik kaynakları saldırıyı Ukrayna’ya atfediyor. Fakat olay burada bitmedi.
Üç gün sonra, 21 Ağustos’ta Ural da Novorossiysk açıklarında insansız hava aracı saldırısına uğradı. Sekiz kişinin yaralandığı saldırıda, Necibe’deki ilk saldırıdan sağ kurtulan 47 yaşındaki Türk aşçıbaşı İlker Lazoğlu hayatını kaybetti. Ural ertesi gün Lazoğlu’nun cenazesi ve yaralı denizcilerle Samsun’a ulaştı.
Bu olay, Karadeniz’deki güvenlik sorununun Türkiye açısından geldiği noktayı çarpıcı biçimde ortaya koyuyor: Bir Türk denizci saldırıya uğrayan ilk gemiden kurtarılıyor, tahliye edildiği ikinci ticari gemi de üç gün sonra vuruluyor ve bu kez yaşamını yitiriyor. Üstelik Necibe yalnız değildi.
Denizcilik kaynaklarına göre 17-18 Ağustos’ta Novorossiysk ve Tuapse çevresinde tahıl ticareti yapan en az beş gemi insansız hava araçlarıyla hedef alındı. KİEV’DEN SOĞUK TAZİYE İlker Lazoğlu’nun ölümünün ardından Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhii Tykhyi, Karadeniz’deki saldırılarda Türk vatandaşlarının da hayatını kaybettiğini doğrulayarak ailelere başsağlığı diledi.
Tykhyi, olayların koşullarının açıklığa kavuşturulması ve sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin sağlanması amacıyla Türkiye ile temas ve koordinasyona hazır olduklarını açıkladı. Ancak Ukrayna’nın açıklaması saldırıların sorumluluğunu üstlenmedi. Tykhyi saldırıları kimin gerçekleştirdiğini belirtmezken Karadeniz’deki güvenlik krizinin sorumluluğunu Rusya’ya yükledi.
Kiev’in Rusya’nın askeri ve ekonomik kapasitesini hedef alma gerekçesi, savaşın kendi mantığı içerisinde anlaşılabilir. Ancak bu gerekçe, üçüncü ülkelere ait sivil gemilerin ve denizcilerin karşı karşıya kaldığı risk konusunda Ukrayna’nın sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Hele ki aynı operasyon alanında sivil gemilerin tekrar tekrar vurulması söz konusuysa.
ANKARA’NIN TUTUMU Dışişleri Bakanlığı, 4 Ağustos’ta Türk sahipli Yaşar ve Nadezhda gemilerinin Novorossiysk’ten ayrıldıktan sonra insansız hava araçlarıyla vurulduğunu ve aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu mürettebatın yaralandığını açıkladı. Bakanlığın kullandığı ifadeler dikkat çekiciydi.
Ankara, Rusya-Ukrayna savaşının “tüm uyarılarımıza rağmen sivil gemileri de etkileyen şekilde Karadeniz’de giderek yayılmasından ciddi endişe” duyduğunu belirterek, önlem alınmaması halinde tırmanmanın gıda güvenliği dahil çok boyutlu sonuçları olacağı uyarısında bulundu. Ancak Türkiye saldırıları kamuoyu önünde doğrudan Ukrayna’ya yüklemekten kaçındı.
Reuters da Nadezhda saldırısının failinin bağımsız olarak belirlenemediğini bildirdi. Erdoğan ile Zelenskiy’nin 4 Nisan’daki İstanbul görüşmesinde güvenlik işbirliğinin derinleştirilmesi, Ukrayna’nın savaş sırasında edindiği teknoloji ve tecrübenin paylaşılması ve enerji alanında ortak projeler ele alınmıştı. Tam da bu nedenle Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin geleceği artık daha karmaşık görünüyor.
Ankara açısından Ukrayna yalnızca savaş hâlindeki komşu bir ülke değil; savunma sanayisinden enerjiye uzanan işbirliği alanlarına sahip bir ortak ve Rusya ile yürütülen diplomasi bakımından Türkiye’nin arabuluculuk rolünün diğer tarafı, fakat aynı Ukrayna’nın genişleyen deniz harekâtı Türkiye’nin Karadeniz’deki ticari ve güvenlik çıkarlarıyla giderek daha fazla çelişiyor.
ULUSAL GÜVENLİK SORUNU Reuters, Karadeniz’deki saldırıların yoğunlaşması üzerine ticari gemilerin insansız hava araçlarına karşı ağlar, su tankları ve benzeri doğaçlama korunma yöntemleri kullanmaya başladığını bildiriyor. The Guardian’a göre yalnızca temmuz ayında Karadeniz’deki saldırılarda 35 gemi vuruldu ve 23 denizci hayatını kaybetti.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika